[Patriots Tayfası] Tam Zamanında!

[Patriots Tayfası] Tam Zamanında!

Mesajgönderen Crocus tarih 02 Eki 2019, 23:47

Korsanlar çağına girmek, denizlerin dört bir yanını sakallı eşkıyaların çevirmesi demek değildir her zaman. Bu hikayemizde oldukça özgün karakterli bir korsan tayfasıyla birlikte yola çıkacağız. Patriots tayfası bu haytta bir zamanlar ezildikten sonra yok olmaya mahkum edilem, ama "Hayır, ben de bu işte varım." diye haykırmayı başarabilmiş insanların çatısıydı.

Güzel çatıydı, çatıydı da tayfanın henüz bir rotacısı yoktu. Bu yüzden sıradaki hedeflerine gitmekte biraz zorlanmışlardı. Neyse ki ana güzergahtan fazla ayrılmadan, yolda gördükleri birkaç gemiyi takip ederek en yakın adaya doğru yol almayı başarmışlardı. Düzgün idare edilemeyen gemi yolda biraz sallanmış, bu durum herkesin hafiften mide problemi yaşamasına sebep olmuştu. Zavallı Hidalgo, sallantılar karşısında pes eden ilk o olmuş, güvertenin ortasına kusmuştu. Buraya gelmelerinde Eldarine'in pratik zekasının rolü büyüktü, bazı manevraları onun hızlı düşüncesi sayesinde yapmışlardı.

Liman çok yakındı ve bu ıstırap bitmek üzereydi. Herkes çok yorgundu, fakat varacakları adanın limanına çok yaklaştıkları için herkes çok heyecanlanmış ve güverteye çıkmıştı. Çok kalabalık ve büyük bir şehre benzemiyordu limanlamak üzere oldukları ada, fakat iskelede birkaç geminin olması adanın canlı olduğunu gösteriyordu. Güverteden görüldüğü kadarıyla yüksek olmayan taş evlerin yaygın olduğu, kasaba düzeyinde bir yere varmak üzereydiler.

Neler bekliyordu acaba onları bu adını bile bilmedikleri adada!

Out: Konunuz hayırlı olsun! :lol:
Kullanıcı avatarı Crocus
Anlatıcı
Anlatıcı
 
Mesajlar: 101
Kayıt: 09 Eyl 2019, 20:33

Re: [Patriots Tayfası] Tam Zamanında!

Mesajgönderen Alexis tarih 03 Eki 2019, 00:44

Dünyadaki en büyük özgürlük nefes alıp istediğini yapabilmektir derler ya, aslında bu bir yalan. Dünyadaki en büyük özgürlüğü uzun süre yaşadık, dibine kadar yaşadık. Bu özgürlüğün adı aslında çok basitti, kaybolmak. Ölmek gibi uyumak gibi bir şeydir kaybolmak. Uyumak değil rüya görmek, öyle ki sonunda cehennemle mi karşılaşacaksın yoksa gülerek mi uyanacaksın güne bunu kestirmek çok güçtür. Ben Alexis, hikayemize başlarken saygıyla eğilip bu hikayeyi yazmama imkan verdiği için pek çok kişi tarafından deniz olarak bile görülmese dahi benim için konuşmanın enginliği açısından en derin deniz olan Ege'ye teşekkür ediyorum. Güzel rüyalar ve kabuslarda kaybolmak üzere...

Günlerim her zaman güzel gelmişti hayatımın son bir kaç yılında. Geçmemesi için hiç bir engelim yoktu, kendi öz çocuğum gibi sevip korumak istediği kısa boylu sarı saçlı bir kız çocuğu. Yorulduğumda sırtımı dayayabileceğim bir kardeşim ve azarlanmam gerektiğinde yüzüme bakıp bana gerçekleri en acı haliyle söyleyebilecek bir kardeş daha edinmiştim. Bu yüzden ben vatansever birisiyim, bu yüzden Patriot ismini koydum grubumuza. Gerçekten yaşadığı toprakları, dünyayı seven kişiler bu kadar basit şeylerin değerini bilip onlara dört elle sarılarak yaşamlarını sonsuz bir kararlılıkla geride bırakabilecek kabiliyete ve kararlılığa sahip olan kişilerdir. Bu nedenle, benim kararlılığım bu güzel kan bağı olmayan aile ile bir yolculuğa çıkmamı sağlayacak kadar gelişmişti.

Zamanların en güzeliydi, ailemle birlikte hiç kullanmayı anlamadığımız bir aracın içerisinde tahtadan yapılmış bir duvarda savrulup durduk bir süre. Zamanların en zoruydu, ormanı bir kaç defa gezdikten sonra bir şekilde yolumu bulmayı öğrenebilmiştim. Doğal bir avcı değil, bir miktar zekiydim. Ne var ki mekanik şeylere kafamın basmaması bir yana en fazla Benalia'nın yaptıklarını izleyip bize yapmamız gereken şeyleri söylediğinde dediklerini yapmaya yardımcı olabiliyordum. Onları da fazla beceremediğim için iş genel olarak bir küçük kardeşim Vigil'e kalıyordu. Ben genelde at başına yakın bir yerde Hidalgo'ya yardımcı olmaya çalışarak geçirdim günlerimi. Bu konuda da pek yardımcı olamadığım zamanlar vardı tabi.
Bu bahar günler işte zamanların en güzeliydi. Hem birlik çağımızdı hem de kafalarımızı kullanmamız gereken zamanlardı. Hem inanmamız gereken hem de cesur olup geminin bir köşesinden kusmamız gereken zamanlardı. Aydınlık bir yoldu, karanlık bir yoldu. Kaybolarak, diğer insanların suya bıraktığı izlerle takip ettiğimiz bir yoldu. Kardeşlerimin ilk defa çıktığı yolculuktaki ilk anılarının kusarak aklıma kazındığı, kendi yolculuğuma dair ilk anımınsa Hidalgo'nun üzerime kustuğu sonrasında benim kustuğum andı.Sözün kısası, özgürlüğümüzün çağıydı. Acılar geride kalmış, genç birisine bir kaç belki daha fazla uykusuz geceler verilmiş bir yoldu. Sonunda yirmilik beyaz saçlı bir oğlan sayesinde gördüğüm en büyük şehre gelmiştik işte. Adını bilmediğim ancak limanında kuyruk bile olacak kadar büyük bir şehirdi bu. O zaman kadar gördüklerimin en büyüğü en ihtişamlısı ve en zenginiydi. Taştan bile evlerin yapılmış olduğu güzel bir yere geliyorduk, sarsıntısız bir yere basabilmenin ümidiyle güzel zaman geçirmek umuduyla benim dünyam içerisinde en büyük ve güzel olan yere gelmiştik. Adını bilmeden, haritadaki yerini ise hiç bilmeden. Belki ilk aşkımı bulmak şu an için mümkün değildi ancak o olmadan güzel görünen ilk yerdi bu. Ailemle güzelleşmişti.

Yaklaştığımız yeri görünce yapmam gereken ilk şeyi yaptım bende, hızlıca ilerleyerek Benalia oğlanına hafifçe başımı eğip teşekkürümü sunduktan sonra Grace'e koşup beni anlaması için dudaklarımı işaret ettikten sonra "Grace bak, adamızdaki büyük kasabadan daha büyük, tahta limandan daha büyük. Sana kıyafet alıp, yeni yiyecekler de deneyebiliriz." diyecektim sonrasında da "Kardeşlerime söyle lütfen, bu zayıf kaptan yolculuk için Eldarine'e teşekkür ediyor. Kaptan olarak anılmak bir yana büyük kardeş olarak özürlerini sunuyor. Umuyorum ki bu zayıfı bu sefer affedip her yeri birlikte gezebiliriz." diyecektim. Onların mutlu olması benim için en önemli şeydi, zayıf olmak umurumda değil. Ben zayıf kaptan Alexis, aynı zamanda en mutlu insanım.
Resim

Patriot tayfası npcleri

İsim:Alexis
Taraf: Korsan / Patriots
Boy: 177cm
Kilo: 76kg
Yaş: 26
Para: 40.000
Kafa Ödülü/Rütbe:

Karakter Puanları;
Güç: 3
Hız: 3
Dayanıklılık: 5
Karizma: 4

Özel Puanlar;
Meslek:-
Dövüş Yeteneği: Tek kılıç ve Kalkan Kol (2)
Şeytan Meyvesi: Banner Banner no Mi (1)
Pasif Başlangıç Yeteneği:Param yok ama yetenekliyim! Sezgi

Saldırı Listesi:


Eşya Listesi:
Nameless
Protezler

Yanında Taşıdığı Eşyalar/Cephaneler/Hammaddeler:
Nameless
Protezler

Ödüller:
Kullanıcı avatarı Alexis
OP: Yeniden
OP: Yeniden
 
Mesajlar: 57
Kayıt: 24 Eyl 2019, 00:36

Re: [Patriots Tayfası] Tam Zamanında!

Mesajgönderen Vincent Vîgıl tarih 03 Eki 2019, 13:29

Bugün günlerden neydi? Salı mı? Çarşamba mı? Gerçekten bilmiyordum. Varsın zaman akıp gitsin, bugünü benim için önemli kılan bir şey vardı. Bugün insanlığımın, özgürlüğümün ilk günüydü. Jack'ten aldığımız gemimizin, güvertesinde kafamı çevirdiğimde gördüğüm çarşaf gibi denizin, havadaki gök yüzünün hiç bir zaman olmadığı kadar güzel geldiği bir gündü. Etrafımda beni tekmeleyip itekleyen bir efendinin aksine, kardeş gibi gördüğüm bir ufaklık, uğruna çok şeyden vazgeçebileceğim iki arkadaş ile birlikte olduğum bir gündü.

Geçirdiğim zorlu günlerin ardından Alexis, Grace ve Eldarine ile tanışmış ve onlarla geçirdiğim günlerin ardından ufaklığın isteği üzerine bu engin denizlerde yelken açmıştık. Yolculuk boyunca dümenin başında durmuş, alçak bir sesle şarkılar mırıldanarak dümeni sabit tutmaya çalışıyor fakat ara sıra bocalıyordum. Dümenler konusunda bir bilgim yoktu gemi nasıl kullanılır onu bile tam olarak bildiğim söylemezdi fakat birisi bunu yapmalıydı. Neşeli bir şekilde gemide ilerlerken nereye gideceğimizi bilmediğimizden bir kaç geminin peşine takılmıştık. Eldarine'in uyarılarını dikkate alıp eksiksiz uygulamaya çalışmış ve sonucunda gitmek istediğimiz adaya yaklaşmıştık. Neyse ki benim aksime bu işlerden az çok çakan birisi vardı gemide...

Yolculuğumuz benim için oldukça eğlenceli geçmişti, olabildiğince özgür olmamın tadını çıkarmaya çalışıyordum. Başkaları için özgürlük bu kadar önemli gelmeyebilirdi fakat siz onu birde bir köleden dinleyin. Gözlerimi limana diktiğimde bizden başka bir kaç gemi daha gözüme çarpmıştı. Dümeni iskeleye kırıp, hızımızı düşürmek için Eldarine'e "Yelkenleri biraz kaldıralım." diyecektim ve dümeni sabitledikten sonra onaylarsa yardım edecektim. Yelkenleri kaldırmak için direklere çıktığımızda adadaki taştan evleri daha net görebilecektim.

Herkes oldukça heyecanlıydı, özellikle de Grace. Sonuçta denize açılma fikrini ortaya atan oydu. Oldukça mutlu olduğunu düşünüyordum. Herkes mutluydu fakat biraz da yorulduğumu fark etmeye başlamıştım. Alexis, koşuşturarak Grace'in yanına gitmiş ve bir şeyler söylemiş ardında Grace'de bize iletmişti. Grace için Alexis'in dili demek abest kaçmazdı. Bense onun kolları olmak istiyordum, Grace'i kurtarmak için yaptığı şeyden ötürü ona büyük bir saygım vardı. Grace onun söylediklerini ilettiğinde kendi kendime Alexis için "Ne saçmalıyorsun sen tanıdığım en güçlü adamsın." diye söylenmiştim. Alexis fiziksel olarak olmasa da irade konusunda gözümde ulaşılamayacak bir seviyedeydi. Kendisini zayıf olarak görmesi eziklik kompleksinden ziyade mütaviziliğinden kaynaklanıyordu. Benim gibi hayatta en önemli şeyin erdem olduğunu düşünen bir insan için bu da büyük bir olguydu.

Yelken işlemi bitince tekrar dümene geçerek gemiyi iskeleye yanaştırmaya çalışacaktım. Umarım ilk günden iskeleye girip gemimizi hurdaya çıkartmazdım...
İsim:Vigıl
Taraf: Korsan / Patriots
Boy: 178cm
Kilo: 78kg
Yaş: 25
Para: 275.000 beli
Kafa Ödülü/Rütbe:

Karakter Puanları;
Güç: 4
Hız: 4
Dayanıklılık: 5
Karizma: 2

Özel Puanlar;
Meslek:-
Dövüş Yeteneği: Köle stili serbest dövüş (1)
Şeytan Meyvesi: -
Pasif Başlangıç Hassas el, Sezgi

Saldırı Listesi:
http://binodaliev.com/forum/viewtopic.php?f=1059&t=5243#p74498

Eşya Listesi:
2 adet çelik muşta

Yanında Taşıdığı Eşyalar/Cephaneler/Hammaddeler:


Ödüller:-
Kullanıcı avatarı Vincent Vîgıl
OP: Yeniden
OP: Yeniden
 
Mesajlar: 12
Kayıt: 24 Eyl 2019, 00:52

Re: [Patriots Tayfası] Tam Zamanında!

Mesajgönderen Crocus tarih 06 Eki 2019, 21:50

Ege... Bu isim kulağıma bir yerlerden tanıdık geliyor, kim olduğunu hatırlayamıyorum. Belki şimdi başka bir diyarda; bilgisayarların, saman kağıtların, french presslerin ve tuzlu kavrulmuş bademlerin ülkesinden bu yazılanları okuyup, o da Alexis'e renkli kişiliği ve inceliği için teşekkür ediyordur.

Böyle kaotik ve sonucu öngörülemez bir yolculuğu özgürlüğün gerçek tanımı olarak nitelendirmek de ancak Alexis gibi birnin yapacağı işti! Yolculuk sırasında kustuğundan, onu sakinleştirmek için Hidalgo'nun yanında olan Grace, Alexis onu çağırdığında, adaya yaklaşmanın da verdiği heyecanla, Hidalgo'yu bırakıp Alexis'in yanına koştu. Sonuçta dünyayı gezme fikrini ortaya atan oydu ve ilk duraklarına varmışlardı işte! Alexis'in yemeklerden ve yeni giysilerden bahsettiğini duyunca: "Benim gibi bir hanımefendinin beğeneceği kıyafetler öyle her yerde bulunmaz ama!" demişti, üst kesim bir aileden geldiğini belirtircesine, ama gözlerinde heyacanlı parıltıyı saklayamamıştı sözleri, sesi de çok neşeliydi. Sonrasında ikinci cümleyi dillendirdi insanlar duysun diye, "Sen çok güçlüsün abi, lütfen böyle şeyler deme!" diye ekledi sonrasında.

Övülmek Eldraine için hassas bir konuydu, bir de sözler Grace'e ait olmadığı halde onun ağzından çıktığı için ayrı bir heyecanlanmıştı. "Teşekkürler, kaptan. Ayrıca ne özürü, seninle denize açıldığım için çok memnunum." dedi Vigıl'a yelkenleri kaldırması için yardım ederken. Takdir edilmenin verdiği mutluluk ve Alexis'e olan saygısı, Alexis'i bir türlü kaptan olarak belleyemediği gerçeğini bastıramamış Vigıl ve Grace gibi gücüyle ilgili ekstra bir övgüyü esirgemişti Alexis'ten.

Vigıl ise serinkanlılığını korumuş ve yanaşma işlemini berbat etmemek için yelkenleri kaldırmaya koyulmuştu. Elrdraine de ona yardımcı olmuştu. Bu sırada geminin limana dengesiz yanaştığını gören birkaç kişi el kol sallayarak bir şey tarif etmeye çalışmışlardı. Eldraine ve Vigıl bu adamların da yardımıyla gemiyi sağ salim limana yanaştırabilmişlerdi. Ortada dönen konuşma konusunda Vigıl da kaptanlarını övmüştü.

Şimdi isterlese kahramanlarımız kasabaya inebilirlerdi. Kasabanın taş yolları sakindi, yemek için gözlerine çarpan ufak bir ramen dükkanı vardı. Küçük olmasına rağmen popüler duruyordu. Bunun dışında birkaç dükkan vardı ve bir iki sokak öteden yükselen büyükçe bir bina göze çarpıyordu, ne olduğunu anlamak güçtü. Kasaba çok büyük değildi, ama aradıklarını bulamaycakları kadar küçük de değildi.

Out: Bu tayfa ve NPC linklerini bir şekilde imzanıza koyabilir misiniz biriniz, bazen hızlıca bir gidip bakmak gerekiyor da :lol:
Kullanıcı avatarı Crocus
Anlatıcı
Anlatıcı
 
Mesajlar: 101
Kayıt: 09 Eyl 2019, 20:33

Re: [Patriots Tayfası] Tam Zamanında!

Mesajgönderen Alexis tarih 06 Eki 2019, 22:38

Başarı başarıszlığın da kardeşidir, bir sonraki sefere başarılı olmak için önce başarısız olmak gerekir, bazen de şanssız olmak şanlı olmak anlamına gelmektedir zaten. Şanssızdım belki hayatımın kalanında ancak belki de bu olanlar olmamış olsaydı başka bir evde çürüyor olurdum. Belki de ormanlık bir alanda insanların hikayelerini anlatıyor olurdum, belki de Van Oath gibi öğretmenlik yapıyor olurdum ancak ne olursa olsun insan bir şekilde mutlu olmak zorunda. Benim mutluluğumu veren şey ise kardeşlerimin sözleriydi, güçlü olmadığımı biliyorum. Yeterince güçlü olsam Grace'in iki kardeşi daha olurdu onları kurtaramadım. Yeterince güçlü olsaydım konuşadabilirdim ancak belki de o zaman kız kardeşim yanımda olmazdı ancak kaderin çarkı belirsiz döner. Geçmişe üzülmek son derece yersiz, belki eskiden değil ancak şu an mutluyum.

Yaşadığımız yer aslında son derece küçük bir yerdi başka bir hikayede anlatmıştım ancak anlatılan hikayeler bazen vakit gelmediği için çok üstünde durulmaz. Bu aynı hikaye ancak başka bir hikaye o nedenle. Grace ile bu yaşa kadar gördüğümüz en büyük yer Eldarine'in babasının çalıştığı marangozhane'nin olduğu kasabaydı bir de gemiyi bağladığımız tahta limanlı kasaba vardı. En azından benim gördüğüm en büyük iki yerdi, o yerlere bakınca da burası kasaba diye geçiyorsa bizim geldiğimiz yer sanıyorum ki köylerden oluşan dağlık sakin bir adadan ibaretti. Pek yemek kültürümüz de yoktu Vigil değil ondan önce bize okuma ve yazmayı öğreten Vincent adında bir kardeşimiz daha vardı. O gitmeden önce bize daha doğrusu Grace'e bir kaç yemek öğretmişti, küçük bir kitabı vardı içinde basit yemeklerin olduğu bir kaç şey vardı. Baba'ya yani Jack'e kalsa hayatımız boyunca salata ve kızarmış et yemekten başka seçeneğimiz olmazdı ancak Grace oradaki basit yemekleri öğrendikten sonra biraz daha değişti yemek kültürümüz bu yüzden yeni yemeklerin olduğu bir yer görmek son derece nadirdi şu ana kadar. Ne var ki özgür birisi olarak doğmamış ben için yola çıkmak aynı zamanda da bilinmeyen bir maceraya atılmak gibiydi. Bu nedenle korkutuculuğun yanındaki güzelliğe çelinmiş olmak yalan söylememek gerekirse biraz da olsa beni rahatsız ediyor. Ailem için hata mı yaptım? Belki de, ancak bu büyük kenti birlikte gördük diyebilirim. Bu güzel bir şey, her zaman dönecek bir evimiz de var.

Buna karşın bir köpek iki çocuk ve iki yetişkinden oluşan ailemiz benim güverte korkuluklarından aşağıya sarkarak dışarıyı izlemem eşliğinde bir kaç kişinin bağıra çağıra tarifleri ile son bulacak gibiydi. Neden bahsettikleri hakkında bilgim olmasa da gemi hala hareketliyken yavaşta olsa rüzgarının beni sıyırışı eşliğinde izlemekten alı koyamadım. Dev olmak böyle hissettiriyor olsa gerek, diğer insanlar küçük görünüyor demek ki.
Kasabaya inmeden tahta ayağımı bir iki defa yere vurup herkesin gelmesini bekleyecektim başta. Hidalgo'da dahil tüm ailemiz toplandığı zaman;

"Ben pek bir yer görmedim, Grace'te görmediği için yeni yerlerde ne yapılır tahmin edemiyorum o yüzden şöyle yapsak sizin için nasıl olur diye sormak istedim. Çok paramız da olmadığı ve silahlarımızın da eski olduğunu düşününce önce silahlarımıza bakım yaptırmak ne kadar tutar diye öğrenelim isterseniz. Sonrasında kalacak bir yer bulup dükkanları gezip yemek yiyebiliriz isterseniz. Aç olan varsa önce yemeğe de gidebiliriz ya da başka fikri olan birisi varsa ona da uyabiliriz. Aç karnına eğlenilmez de herkesin kustuğu düşünülürse sanırım şu çok insanın olduğu yere de bir bakabiliriz. Ne yediklerini bilmiyorum ama"

sözlerim Grace tarafından ulaştırıldıktan sonra eğer reddetmeyen yoksa silah satan bir yer bulup benim eski kılıcımı, Grace'in eski bıçağını ve Eldarine'in de baba yadigarlarını bir göstermek istiyorum, eğer bir sorunla karşılaşırsak elimizde kalmaları çokta hoş olmazdı. Sonrasında şu garip küçük dükkana girebilirdik. Çok insan olduğuna göre bir bildikleri de vardır.
Resim

Patriot tayfası npcleri

İsim:Alexis
Taraf: Korsan / Patriots
Boy: 177cm
Kilo: 76kg
Yaş: 26
Para: 40.000
Kafa Ödülü/Rütbe:

Karakter Puanları;
Güç: 3
Hız: 3
Dayanıklılık: 5
Karizma: 4

Özel Puanlar;
Meslek:-
Dövüş Yeteneği: Tek kılıç ve Kalkan Kol (2)
Şeytan Meyvesi: Banner Banner no Mi (1)
Pasif Başlangıç Yeteneği:Param yok ama yetenekliyim! Sezgi

Saldırı Listesi:


Eşya Listesi:
Nameless
Protezler

Yanında Taşıdığı Eşyalar/Cephaneler/Hammaddeler:
Nameless
Protezler

Ödüller:
Kullanıcı avatarı Alexis
OP: Yeniden
OP: Yeniden
 
Mesajlar: 57
Kayıt: 24 Eyl 2019, 00:36

Re: [Patriots Tayfası] Tam Zamanında!

Mesajgönderen Vincent Vîgıl tarih 06 Eki 2019, 23:16

Yelkenleri kaldırmak için Eldarine ile birlikte harekete geçmiştik, paniklemedim desem yalan olurdu. Daha önce tekne kullanmıştım fakat gemi farklı bir olaydı. Daha fazla sallanıyor ve kütlesinden dolayı akıntıdan daha fazla sürükleniyordu. Kontrol etmesi oldukça güçtü fakat neyse ki acemi olduğumuzu anlayan bir-iki kişi işaretleriyle yönlendirmiş ve bir şekilde halletmiştik. İskeleye yanaşınca doğruca çapaya yönelmiş ve geminin koruluklarından aşağı sallayı vermiştim. Sonrasında ise iskeleden bizi yönlendiren kişilere koruluklara ellerimi dayayıp "Teşekkürler beyler!" diyerek minnetimi gösterecektim.

Bunların öncesinde ise kaptanın konuşmalarının ardından benim kendime mırıldandığım şeyi Grace, Alexis'in suratına yapıştırmıştı. Ufaklığın bu yönünü çok seviyordum, sözlerini asla sakınmazdı. Aslında bu benim yapmak istediğim fakat yapamadığım bir şeydi. Yıllarca hayvan muamelesi görüp, siktiri çekemediğim kişiler içimde ukte kalmıştı. Grace bu şekilde davranınca içimde bir rahatlama hissediyordum.

Alex'in, Grace ile konuşmasına az biraz kulak vermiştim ama yemek lafının ardından benim teller kopmuş ve gerisini dinleyememiştim. İyi ye! iyi çalış! Çünkü iyi çalışmazsan sonunda sopa var. Hayatımda net olarak deneyimlediğim şeylerden birisi de buydu. Her ne kadar bu felsefeyi benimsemişsem de yolculuk yüzünden midem alt üst olmuş, kusmasam bile pek de iyi durumda değildim. Dolayısıyla benim için yemeğin biraz ertelenmesinde hiç bir sakınca yoktu.

Gemiyi yanaştırma işlemlerinin son kısmında güverteden geçerken gemidekilere "Yemek yemek isteyen varsa gidebiliriz. Ben çokta bir şey yiyecek durumda değilim ama sorun yok. Grace ne istersin? Güzel yemekler mi yoksa bir şehir turu mu?" sonrasında Eldarine'e dönüp "Peki sen?" diye sorularımı sormuştum. Grace ile aram iyiydi fakat Eldarine bazen tuhaf davranabiliyordu. Bu yüzden aşırı bir samimiyetim yoktu ve ona biraz daha mesafeli konuşuyordum.

Bir yandan onlarla konuşmuş bir yandan çapayı denize salıp limandakilere teşekkür etmiştim. Onlar cevaplarını verdiğinde grubumuzun lideri olarak söz Alexis'teydi. Onun vereceği karara uyacaktım.
İsim:Vigıl
Taraf: Korsan / Patriots
Boy: 178cm
Kilo: 78kg
Yaş: 25
Para: 275.000 beli
Kafa Ödülü/Rütbe:

Karakter Puanları;
Güç: 4
Hız: 4
Dayanıklılık: 5
Karizma: 2

Özel Puanlar;
Meslek:-
Dövüş Yeteneği: Köle stili serbest dövüş (1)
Şeytan Meyvesi: -
Pasif Başlangıç Hassas el, Sezgi

Saldırı Listesi:
http://binodaliev.com/forum/viewtopic.php?f=1059&t=5243#p74498

Eşya Listesi:
2 adet çelik muşta

Yanında Taşıdığı Eşyalar/Cephaneler/Hammaddeler:


Ödüller:-
Kullanıcı avatarı Vincent Vîgıl
OP: Yeniden
OP: Yeniden
 
Mesajlar: 12
Kayıt: 24 Eyl 2019, 00:52

Re: [Patriots Tayfası] Tam Zamanında!

Mesajgönderen Crocus tarih 09 Eki 2019, 00:13

Alexis ona edilen iltifatları kabullenmeyerek, bir iç hesaplaşma yaşadıktan sonra güvertenin uç kımsına gelerek tahta ayaığını yere vurmak suretiyle insanları yanına çağırmıştı. Mesaja ilk tepki veren Grace ve peşinden koşturan Hidalgo olmuşlardı. Vincent tam bu sırada yanaştırma işiyle ilgili son hazırlıkları yapıp çapayı atmış, kendisine iskeleden yardımcı olan insanlara teşekkür ediyordu. Yalnız yanlış bir kelime seçmişti, zira kendisine yardımcı olan kişilerden iki tanesi kadındı. Bir tanesi pek aldırış etmemiş olsa da, bir tanesinin feminist damarı kabarmış olacak ki, hafif ters bir bakış atmayı ihmal etmemişti.

Grace Alexis'in önerisini herkese duyurdu ve Vigil de kendi fikrini beyan etti. Gemideki herkes yemek işini erteleme konusunda hemfikirdi. Eldraine de kendisine doğrudan yöneltilen soruya: "Benim için fark etmez, siz nasıl isterseniz." demişti.

Genel kanı Alexis'in fikrinin mantıklı olduğu yönündeydi, Vigil de son kararı ona bırakmıştı zaten. Kahramanlarımız gemiden inip biraz yürüdüklerinde, iskeleye en yakın ilk sokağın girişinden baktıklarında demirciye benzer bir dükkan görebileceklerdi. Tabii bu kısa yürüyüş sırasında insanları da gözlemleme fırsatı bulacaklardı, taş evlerle dolu bu sakin kasaba çok zengin olmasalar bile kesinlikle hali vakti yerinde insanlara ev sahipliği ediyordu. Etrafta fakir bir insan veya boynu eğik aç bir sokak hayvanı görülmüyordu.
Kullanıcı avatarı Crocus
Anlatıcı
Anlatıcı
 
Mesajlar: 101
Kayıt: 09 Eyl 2019, 20:33

Re: [Patriots Tayfası] Tam Zamanında!

Mesajgönderen Alexis tarih 09 Eki 2019, 01:23

Herkesin toplanması sonunda ben nefesimi biraz bile tüketmeden Grace ise bir kaç nefesini harcayarak herkese söylediklerimi iletmişti. Kimse yemek yemeyi istemiyor gibi gözüküyordu, buna karşın kendime baktığımda ben hayır demezdim buna. Yiyebiliyorsan yemen gerekir derdi Jack, buna karşın benden başka kimsenin yemek istememesi durumunda yapacak fazla bir şey yoktu. İkinci heyecanıma yerini bırakmak zorundaydı yemekler. Asıl geldiğimiz amaç bizi bekliyordu, bu keşfedilmiş ancak benim adımlarımı taşımayan toprakları tekrar keşfetmemiz gerekliydi.

Son kararın bana kalmasından hoşlanmasam dahi bunu vermek zorundaydım. Yola çıkmaktan başka bir şey de yapamayız. Eski bir keşişin dediği gibi gidilecek bir yol her zaman vardır. Koca limana indikten sonra ilk caddeye girmiştik, benim için görmesi enfes bir manzaraydı. O yüzden biraz yavaşlayıp doya doya aklıma kazımak istedim, taş evlerle dolu sakin bir yerdi. İnsanlar son derece zengin gibiydi, aç bir ruh bile gözükmüyordu. Bir tane sokak hayvanı görünmüyordu, hepsi sahipli gibiydi. Eksik olan tek şey kristal ağaçlar ve bitmeyen müzikler olsa gerek.
Her insan belki tok ve mutlu bir şekilde uyuyabilirdi, bu adanın sırrı neyse eminim ki güzel olmalıydı. Güzellik kötülükten beslenmemeliydi, pek çok dükkana ev sahipliği yapan bu koca şehir eğlence parkı diye anlatılan yerlerden farksızdı. Havada güneş vardı, ağaçlar açık yeşil bile olabilirdi. Bizim geldiğimiz yerdeki gibi koyu yeşil uzun ağaçlara gerek yoktu. Tahtadan evler yerine taştan olanları vardı, benim dünyam belki de çok küçüktü. En azından biraz büyüdü.

Demirci ilk denk geldiğimiz yer olmuştu, her ne kadar önce Grace'in sonra da kalan kardeşlerimin istedikleri kıyafetleri parfümleri almalarını istesem de eski silahlarımızı onarmak ilk önceliğimizdi. Tekrar gemiye dönüp geceyi orada geçirebilirdik, en azından ben ve Hidalgo gemiye dönmekten gocunmayız. Üç kişinin karada bir otelde kalmasına da paramız yetecektir, umarım. Buna karşın demirciye geldiğimizde Grace'e bakıp ona verdiğim söz daha doğrusu söylemediğim söz geldi. Onu kandan korumak istiyorum, puslu bir bahar gününde bir mağarada kollarım ve bacağım yerinden söküldü. Canım önceleri de çok acımıştı ancak bu kadarını ilk defa tatmıştım. Onun da yaşamasını istemem.
Kapıdan ilk büyük adımı attıktan sonra içeriye hafiften bir göz gezdirmek istedim. İlk defa bir demirci görüyorum, bunun da tadını çıkarmam normal olur. İçeride belimde taşıdığıma benzeyen silahları yapan kişiye, ya da satan kişiye bakıp onun da tadını çıkarmam gerekli. İlklerin ne olduğu belki önemli değil, belki bir süre sonra bu ana bakıp sıradan olduğunu fark edeceğim ancak şu an için bu mutluluk çok olmamalı.

Bir şey söylemeden yani Grace'e söylemeden oynamayan parmaklarımla kılıcımı koymak için ellerimi atmayı bir deneyeceğim. Normalde o bana tutturur kılıcı ancak onun kaldırıp koymasını istemiyorum, bu bir silah. Onu korumak için burada olsa bile, onun dokunmaması gereken bir şey. Her ne kadar bir bıçağı olsa da en azından onu bundan korumak istiyorum. İki elimi denk getirip kılıcı arasına sıkıştırdıktan sonra satıcı kişiye uzatıp beklemekten başka yapabileceğim bir şey yok. Eski olmasından anlayacaktır, bakım istediğini. Anlamazsa, işte anlamazsa o zaman iş kardeşlerimde. Biraz olsun kendi işimi halledebilmek güzel olurdu.

Tabi tek bir sorun vardı. Bu dünya üzerinde bir cennet yok, adadaki herkes aynı anda zengin olamaz. Bu yüzden bu silahlar hazır olmalı. Bu dünyada iyi insanlar cezasız kalmaz.
Resim

Patriot tayfası npcleri

İsim:Alexis
Taraf: Korsan / Patriots
Boy: 177cm
Kilo: 76kg
Yaş: 26
Para: 40.000
Kafa Ödülü/Rütbe:

Karakter Puanları;
Güç: 3
Hız: 3
Dayanıklılık: 5
Karizma: 4

Özel Puanlar;
Meslek:-
Dövüş Yeteneği: Tek kılıç ve Kalkan Kol (2)
Şeytan Meyvesi: Banner Banner no Mi (1)
Pasif Başlangıç Yeteneği:Param yok ama yetenekliyim! Sezgi

Saldırı Listesi:


Eşya Listesi:
Nameless
Protezler

Yanında Taşıdığı Eşyalar/Cephaneler/Hammaddeler:
Nameless
Protezler

Ödüller:
Kullanıcı avatarı Alexis
OP: Yeniden
OP: Yeniden
 
Mesajlar: 57
Kayıt: 24 Eyl 2019, 00:36

Re: [Patriots Tayfası] Tam Zamanında!

Mesajgönderen Vincent Vîgıl tarih 09 Eki 2019, 03:12

Limandaki insanlara teşekkür etmiştim fakat az biraz gaf yapmış gibiydim. Limana dikkatli baktığımda "Beyler" diye hitap ettiğim kişilerin kadın olduğunu görüyordum ve bir tanesinin bakışı oldukça bozulmuştu. Durumu biraz toparlamak için "Pardon güzel hanımlar" dedikten sonra hızlıca arkamı dönüp bizimkilere yaklaşacaktım. Onların gözünden kaybolmak istiyordum.

Grace ve Eldarine'in de farketmez yanıtını vermesiyle yapacağımız şey kesinleşmişti. İstikamet! Demirci. Demirciydi demircisine fakat benim gitmeme gerek var mı diye düşünmeden edemiyordum. Kullandığım silahlar oldukça sıradanda ve geliştirilme gibi bir imkanları olduğunu sanmıyordum.

Yabancı olduğumuz bir adadaydık istediğimiz şeyleri bulmamızın zor olacağını düşünsem de gemiden inip sokakları kontrol etmeye başladığımızda ilk denememizde istediğimiz tarzda bir dükkan görüyorduk. Sanırım bugün şanlı günümüzdeydik, umarım bu şansımız bizi bırakıp gitmezdi. Arayışımız sırasında türlü türlü insanlar, taştan yapılma evler görüp yanlarından geçiyorduk. Ortalama zenginlikte bir yerde olduğumuzu söyleyebilirdim. İnsanların ve hayvanların görünüşü pek de fena değildi. Şehrim ve insanların biraz varlıklı olması beni sevindirmişti. Yoldaşlarımın istediği şeyleri daha rahat bulabileceklerini düşündürmüştü.

Demirci dükkanına grupla beraber etrafıma bakına bakına gidecektim. Dükkana yaklaştığımızda içeri girmeyi ve gözüme herhangi birisi çarpmazsa kapıyı tıklatıp, "Kimse var mı?" diye ortaya seslenmeyi planlıyordum.
İsim:Vigıl
Taraf: Korsan / Patriots
Boy: 178cm
Kilo: 78kg
Yaş: 25
Para: 275.000 beli
Kafa Ödülü/Rütbe:

Karakter Puanları;
Güç: 4
Hız: 4
Dayanıklılık: 5
Karizma: 2

Özel Puanlar;
Meslek:-
Dövüş Yeteneği: Köle stili serbest dövüş (1)
Şeytan Meyvesi: -
Pasif Başlangıç Hassas el, Sezgi

Saldırı Listesi:
http://binodaliev.com/forum/viewtopic.php?f=1059&t=5243#p74498

Eşya Listesi:
2 adet çelik muşta

Yanında Taşıdığı Eşyalar/Cephaneler/Hammaddeler:


Ödüller:-
Kullanıcı avatarı Vincent Vîgıl
OP: Yeniden
OP: Yeniden
 
Mesajlar: 12
Kayıt: 24 Eyl 2019, 00:52

Re: [Patriots Tayfası] Tam Zamanında!

Mesajgönderen Crocus tarih 10 Eki 2019, 23:59

Vigıl, kendisine yardım eden hanımefendilerden özrü dileyip gözden kaybolmaya karar vermişti. Kadınlar ise bunu ya duymamış, ya da aldırmadan yollarına devam etmişti. Alexis ise kasabanın huzurlu ve refah dolu manzarasından keyif almış, etrafı daha fazla izleyebilmek adına adımlarını yavaşlatmıştı. Tayfanın geri kalanı da çevrelerine baka baka yürümeye koyulmuş, ister istemez adımlarını Alexis'in hızına uyduruvermişlerdi.

Limanın doğrudan açıldığı ana caddeden, ilk gördükleri sokağa doğru ağır adımlarla yürürken, ahaliyi de yakından gözlemleme fırsatı bulacaklardı dostlarımız. Yürürken, üç tekerlekli pembe bir bisiklete binmiş, kolsuz yün yelek giyen esmer bir kız çocuğuyla yanında onunla oynayan yaşlı bir kadın göreceklerdi. Kadının omzuna kadar inen beyaz, salınmış saçları vardı. Mor bir kazak giyiyordu, sırtına da koyu kahverengi bir eşarp atmıştı. Dizlerinin aşağısına inen bir eteği ve eski model, rahat, siyah bir çift ayakkabısı vardı. Onlar yavaş yürürken bir de yanlarından melon şapkalı, uzun paltolu, orta yaşlı, oldukça şık bir adam hızla geçti. Bunun yanında dükkan önlerinde duran orta yaşlı sohbet eden insanlar da gördüler. Derken sokağın ağzına gelmişlerdi, girdiler ve dükkanın önüne geldiler. Dükkan açıktı.

Dükkanın içerisi oldukça dağınıktı ve dükkan büyük değildi. Aslında dördü ve Hidalgo içeriye ancak sığabilmişti. Hatta, Vigıl bir balta sapına çarpmıştı, neredeyse bir şeyleri devirecekti de, neyse son anda sapı tuttu. Tam karşılarında sağ arka köşede bir fırın, fırının yanında bir örs ve masa vardı. Masanın üzerinde ucu simsiyah olmuş bir çekiç ve eski bir koruyucu gözlük vardı. Fırının solunda ise duvara asılı birkaç kılıç vardı, pek değerli ya da kaliteli durmuyorlardı. Fırınla kahramanlarımız arasında ise uzun, dar bir tezgah vardı. Tezgahın üstü ve altındaki raflar tam bir keşmekeşti. Kırık eski kamalar, bazıları sağlam bazıları patlamış veya ezilmiş mermiler, parçaları eksik tabancalar... Tezgahla kapı arasında ise sağda ve solda iki raf bulunmaktaydı. Rafların üzerinde ise balta ve orak gibi, savaş için mi yoksa çiftçilik için mi kullanıldığı meçhul olan aletler vardı.

Tezgahın arkasında, orta yaşı geçmiş, siyah saçlı yeşil önlüklü, yapılı ve uzun sayılabilecek bir adam duruyordu. Siyah komik saçları ve sakalı vardı. Tam önünde bileğe takıldığı tahmin edilebilen demir korumalar vardı, elinde de bir boks eldiveni teki vardı, onu dikiyordu.

Gelenleri görünce gülümseyerek: "Hoşgeldiniz, ben Mugwarl! Size nasıl yardımcı olabilirim?" diyecekti.

Alexis, zorlanarak ona kılıcı uzattığında, alıp bakacak, ama tam olarak ne istediğini anlayamayacaktı: "Pek iyi durumda değil, onarmamı mı istiyorsunuz, yoksa satmak mı?" diyecekti.

Resim
Avatar'dan bir karaktermiş bu da.


Mugwarl
Kullanıcı avatarı Crocus
Anlatıcı
Anlatıcı
 
Mesajlar: 101
Kayıt: 09 Eyl 2019, 20:33

Sonraki

Dön Hikayeler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir