Barry Curtis

Barry Curtis

Mesajgönderen Barry Curtis tarih 30 Eyl 2019, 21:00

İsim: Barry Curtis
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Taraf: Korsan / Sirius Korsanları
Uzunluk: 1.81
Ağırlık: 78
Deniz: One Blue

Görünüm:
Kısa saçları ve mavi gözleri vardır. Çenesi hafif uzundur ve sol tarafında 2 cm’lik bir yara vardır. Keskin yüz hatlarına sahiptir. Giyimine pek dikkat etmez. Genelde kapüşonlu kıyafetler tercih etse de içinde rahat edebileceği her türlü bol kyafetler ve pantolonlar giyer.

Hisashi Mitsui-Slam Dunk
Resim


Kişilik:
Hayata her zaman iyi tarafından bakmayı sever. Arkadaşı olsun olmasın herkesle sanki yıllardır tanışıyormuş gibi konuşur. Yemek yemeyi çok sever fakat bu konuda da seçicidir. Yine de damak tadına uygun bir yemek olduğunda tam bir oburdur. Bu yüzden amcasının gemisinde mutfağa girmesi yasaklanmıştı. Yasak demişken, hiperaktif bir yapısı olduğu için yasakları da pek umursamaz aslında. Bunların dışında hayalperesttir de. Fırsat bulduğu zamanda hayallere dalabilir ama fırsat bulduğunda diyoruz çünkü bunu başkalarıyla uğraşmadığı zamanlarda yapar. Evet, kim olursa olsun insanlara takılmaya bayılır. Hatta bazen karşısındakini aşağılayıcı espriler bile yapabilir. Bu da onun ayarsızlığından kaynaklanmaktadır. Çoğu durumda, zorluklar karşısında geri adım atmaz. Karşısında kim olursa olsun geri adım atmaz. Bu durum sadece dövüş için değil savunduğu herhangi bir konu için böyledir. Amcasının ölümünden sonra bunu korkaklık olarak görür.

Geçmiş:
“Ben de seninle denize açılmak istiyorum amcacığım. Lütfen beni de yanına götür.” diye haykırmıştı o sabah küçük çocuk. Henüz 10 yaşındaydı ama çok şey duymuştu uçsuz bucaksız mavilikle ilgili. Amcası bir korsandı ve arada sırada onu ve ailesini ziyarete gelirdi. Fakat bu seferki sondu. En azından uzun bir süre için… Çünkü o ve tayfası artık uzun bir yolculuğa yelken açacaklardı.

Barry, yerinde duramayan, hareketli bir çocuktu. Babası, her zaman onun amcası gibi maceracı olduğunun farkınaydı. Bir gün hayallerinin peşinden gideceğine hiç şüphesi yoktu ama denizler, 10 yaşındaki bir çocuk için çok tehlikeliydi. Sakin bir kasabada büyümüş bir çocuktu Barry. Onu maviliklere göndermek savaşın ortasına atmaktan farksız olacaktı. Çünkü onun değerleri farklıydı. Ne kadar maceraya aç olursa olsun hiç zorluklarla karşılaşmamıştı. Ama amcası aynı fikirde değildi. Ona göre çocuğun hayatın gerçekleriyle yüzleşmesi lazımdı. Er ya da geç…

O gece uyuyamamıştı ve yatağından kalkmıştı Barry. Odasından çıktığında ise babası ve amcasının konuşmalarına şahit olmuştu.

“Çocuğu boş yere heveslendiriyorsun. Sen gittikten sonra aklı sizde kalacak. Ona güzelce seninle gelemeyeceğini anlat artık.” demişti babası.

“Kabullenmekten korkuyorsun ama bu çocuk senin gibi ölene kadar bu adada yaşamayacak. Onun ruhu aç Kenny ve sen de bunun farkındasın.” diye cevap vermişti amcası.

“O daha bir çocuk… Denizlerde 1 haftadan fazla dayanamaz bunu bilmiyor musun?”

“Bu denizler birçok hikaye duydu. Kimi mutlu sonla bitti. Kimi ise duymak istemeyeceğin kadar kötü... Ama hepsinin ortak bir noktası vardı. Hepsi yaşamak istediği hayatı seçtikleri için mutluydular. Onun gibiler bir şekilde hayata tutunurlar Kenny. Oğlunun mutluluğuna engel olma.”

Barry bütün olan biteni dinlemişti. Amcasının son sözlerinden sonra uzun bir sessizlik olmuştu. İçeride neler olduğunu göremiyordu ama tartışmaları bitmiş gibiydi. Çok geçmeden bir sandalye sesi duymuştu. Biri dışarıya çıkmak için ayağa kalkmıştı. O da hızlıca odasına gidip yatağına girmişti. Bir dakika kadar sonra babası içeri girmiş ve yatağın kenarına oturmuştu. “Hıh” diye bir ses duymuştu yarı ağlamaklı yarı gülmeli bir ses tonuyla konuşmaya başlamıştı babası. “Neden onun gibi olmak zorundasın ki? Sadece sakin ve uzun bir ömür geçirmeni istemiştim. Ama bu çağda pek de mümkün olmuyor bu.” deyip yanağına bir öpücük kondurmuştu.

Ertesi sabah uyandığında amcası karşılamıştı onu kapıda. “Hey, miço. Hadi kahvaltını yap da bir an önce yelken açalım.” diye bağırmıştı sırıtarak. Barry heyecanla mutfağa gitmişti bunları duyduğunda. Hızlıca kahvaltısını yaptı. Babasının yüzünden düşen bin parçaydı ama yine de gülmeye çalışıyordu. Son lokmasını da ağzına attıktan sonra babasına sarılarak “Çok teşekkür ederim. Söz veriyorum Grand Line’ı geçeceğim ve ilk fırsatta amcamla birlikte seni görmeye geleceğim.” diyerek gülümsemişti babasına.

Bir yıla yakın bir süre yolculukları sürmüştü. Bir o yana bir bu yana gidiyorlardı. Birçok badire atlatmışlardı. Hatta çıktıkları bir adadan amcası küçük bir sandıkla dönmüştü gemiye. Sandıkta hazine olduğunu fısıldamıştı gülümseyerek Barry’e. Barry mutluydu, kendini korsan gibi hissediyordu. Tabi ne kadar mutlu olursanız işler o kadar ters gider ya. Tam olarak da öyle olmuştu. Bir gün denizde ilerlerken bir patlama sesiyle sarsılmışlardı. Barry geminin korkuluklarına çarpmıştı sert bir şekilde. Etrafa baktığında ise kocaman bir gemi görmüştü. Belki kendi gemilerinin 2 katı kadardı. Hemen ayağa kalktı ve eline yakınlarda gördüğü bir küçük bir sopayı geçirdi. Amcasının gözü birden ona dönmüştü. Gemi hasar almıştı. Buradan kaçmalarının pek mümkün olmadığının farkındaydı ve küçük çocuğu kurtarmak istiyordu. Barry’i kucakladığı gibi bir filikanın yanına gelmiş ve çocukla konuşmaya başlamıştı. “Barry, şimdi beni iyi dinle. Sen benim en güvendiğim elemanımsın. Sana bir görev vereceğim. Şu ilerideki adayı görüyor musun? Bu hazine sandığını al ve oraya git. Bu benim için çok önemli. Anladın mı?” diyerek sandığı Barry’nin boynuna asmıştı bir iple ve filikayı suya indirmişti. Küçük çocuk adaya doğru yüzerken amcasının ve tayfasının savaşa hazırlandığının farkındaydı. Ama bir süre sonra duyduğu bir patlama olmuştu. O büyük gemiden ise aklına kazınan tek şey bir gözü kırmızı, ağzında bir bandana olan kurukafa korsan bayrağıydı.

Sonrası mı? Amcasının gösterdiği adaya çıkmayı başarmıştı. Ama etrafta kimseler görmüyordu. Denizin kenarında bir yere oturmuş, gözü boynundaki sandığa takılmıştı. Açmanın doğru olup olmayacağını düşünmeye başlamıştı. Amcasının kilidini açtığını görmüştü. Belki o da açmasını istemişti. Eninde sonunda merakına yenik düşeceğini biliyordu. Bu yüzden açmaya karar vermişti. Belki bu sandıktaki parayla yiyecek bir şeyler alabilirdi. Karnı da acıkmaya başlamıştı çünkü.

Sandığı açtığında içinde sadece bir meyve olduğunu görmüştü. Buna bir anlam verememişti fakat karnı acıktığı için sorgulamamıştı da. Hemen bir ısırık almıştı meyveden. Tadı berbattı ama yemeye devam etmişti. Bu sırada yaşlı bir adam görünmüştü uzaktan. Elinde bir kova bir olta vardı. Çocuğa baktı ve “Acıkmış görünüyorsun evlat. Buraya nasıl geldin?” deyip birkaç saniye Barry’e bakmış ve devam etmişti. “Benden korkmana gerek yok. Haftada bir buraya kafa dinlemeye ve balık tutmaya gelirim. Benimle gel. Karnını doyuralım ve sen de bana başından geçenleri anlat ne dersin.” diyerek çocuğun elinden tutmuştu.

Adamın evine geldiklerinde Barry’nin gözüne ilk çarpan şey evin her yerinde çeşitli sopaların bulunmasıydı. Uzun, kısa, tahta, demir gibi birçok çeşit sopa vardı. Barry bir süre sessiz kaldı. Sofraya oturduktan sonra ise adamla sohbet etmeye başladı.

“Bayım, neden evinizde bu kadar sopa var. Koleksiyon mu yapıyorsunuz acaba?”

“ Meraklısın genç adam. Madem sordun söyleyeyim. Ben dövüş sanatı ustasıyım. Onlar da benim silahlarım. Yani senin anlayacağın sopa sallamakta ustayım.”
deyip bir kahkaha patlatmıştı.

“Silah mı? Bir sopanın kılıç karşısında ne gibi bir şansı olabilir ki?”

“Kılıç katiller içindir. Savaşı kolayca bitirmek isteyenler için. Dinle genç adam! Bizler katil değiliz. Sadece sevdiklerimiz korumak isteyen sıradan insanlarız. Eğer silahınla bir bütün olabilirsen bir kürdanla bile harikalar yaratabilirsin. Ne istediğin sana kalmış. Sevdiklerini korumak mı? Yoksa bir barbar gibi kan dökmek mi?”

Barry’nin aklında tayfasının başından geçenler canlanmıştı. Henüz 11 yaşındaydı ama amcasının ve arkadaşlarının gözlerinin önünde ölmesini izlemiş ve hiçbir şey yapamamıştı. İçten içe bunun altında eziliyordu aslında. Adam devam etmişti. “Sorunun cevabını aldın şimdi sen anlat bakalım. Ne işin var burada? Başından neler geçti ve o yediğin meyveyi nereden buldun?”

Barry, ismini söyledikten sonra her şeyi en başından anlatmıştı adama.Başından geçenlerden tek tek bahsetmişti. Ardından ise “Bu yüzden artık etrafımdaki insanları koruyabilmek istiyorum. Amcama bunu yapan o korsan tayfasını bulup onlara bunu ödetmek istiyorum. Lütfen bana yardım edin.” demişti. Bunu duyan yaşlı adam ayağa fırlamıştı. “Bir çocuğa göre çok ağır laflar ediyorsun. Sana yardım ederim ama bir söz vereceksin. Kimseden intikam almak için çalışmayacaksın. İntikam duygusu ruhunu köreltir. Kimseye bir faydası olamaz. Şimdi ya bana bu konuda söz ver ya da bu konuyu bir daha açmayalım.” diye sert bir şekilde çıkmıştı. Barry bir an duraksamıştı ama bir şekilde güçlenmeye kararlıydı. “Söz veriyorum.” demişti kendinden emin bir şekilde. Adamın yüzünde bir gülümseme oluşmuştu bunun üzerine. “Pekala şimdi biraz dinlen bakalım. Yediğin meyve hakkında bir şey yapamam. Zamanla onu kontrol etmeyi öğrenirsin. Çalışmalara da bir iki gün içerisinde başlarız.” deyip yatması için bir yer göstermişti çocuğa.

Barry, adamın meyve hakkında dediklerine anlam verememişti. Ta ki çalışmalara başlayana kadar. Antrenman sırasında vücudunu zorladıkça değişmeye başlıyordu. Belli bölgeleri kıllanıyordu ve el ve ayak parmakları uzamaya başlıyordu. Adam ona değişiminin nedeninin yediği meyve olduğunu anlatmıştı. O günden sonra sopa eğitiminin yanında günde en az bir saatini spora ayırıyordu. Koşu yapıyor, şınav ve mekik çekiyordu. Yıllar geçtikçe hem eğitimi hem günlük sporu ağırlaşıyordu tabi ki.

Yıllar sonra adaya bir korsan gemisi demirlemişti. Onların kasabaya gelmesi dostumuzun macera açlığını uykusundan uyandırmıştı. Tayfanın kaptanıyla konuşmak ve yeniden denizlere açılmak istiyordu.

Meslek: -

Eşyalarınız:
Uncle Bo (130.000 :Beli:)
Kalan Para: 170.000 :Beli:

Dövüş Tekniği:
Sopa Kullanımı
Saldırı Tekniğiniz: Diğer
Stiliniz: Çift el uzun sopa
Kullanılan Ekipman: Bo Staff
Açıklama:1,8 metre uzunluğunda orta sertlikte bir ağaçtan yapılmış bir sopa kullanır. Sopası ustasının hediyesidir ve iki ucunda kılıç çarpışmalarına karşı durabilmek için metaller bulunur. Barry, hızıyla beraber bu sopayı kolayca kullanabilmesi için hafif bir materyal kullanılmıştır.

Şeytan Meyvesi:
- İsmi: Saru Saru no Mi Model: Örümcek Maymun
- Tipi: Zoan
- Özellikleri: Kullanıcının 80 cm boyunda bir örümcek maymuna dönüşmesini sağlar. Tam formda uzun kolları ve güçlü parmak kasları sayesinde gemi direği gibi yüksek yerlere tırmanmayı kolaylaştırır. Yarı formda ise kullanıcı hem meyve gücüyle hem kuyruğundan aldığı destekle kazandığı hareket kabiliyeti sayesinde çeviklik ve hız kazanmış bir insana dönüşür. Tabi biraz da kıllı…

Tam form
Resim


Yarı Form
Resim


Karakter Puanları

Güç: 3
Hız: 5
Dayanıklılık: 3
Karizma: 4

Özel Puanlar:
Meslek: -
Dövüş Yeteneği: 1
Şeytan Meyvesi: 1
Pasif Başlangıç Yeteneği: Akrobasi
Resim

İsim: Barry Curtis
Taraf: Korsan/Sirius Korsanları
Boy: 1.81
Kilo: 78
Yaş: 20
Para: 170.000 Beli
Kafa Ödülü/Rütbe: -

Karakter Puanları;

Güç: 3
Hız: 5
Dayanıklılık: 3
Karizma: 4

Özel Puanlar;
Meslek: -
Dövüş Yeteneği: 1
Şeytan Meyvesi: 1
Pasif Başlangıç Yeteneği: Akrobasi

Saldırı Listesi: -


Eşya Listesi:
Uncle Bo

Yanında Taşıdığı Eşyalar/Cephaneler/Hammaddeler:
Uncle Bo


Ödüller:
-
Kullanıcı avatarı Barry Curtis
OP: Sirius Korsanları
OP: Sirius Korsanları
 
Mesajlar: 7
Kayıt: 30 Eyl 2019, 13:41

Re: Barry Curtis

Mesajgönderen Crocus tarih 04 Eki 2019, 23:07

Onaylandı.
Kullanıcı avatarı Crocus
Anlatıcı
Anlatıcı
 
Mesajlar: 109
Kayıt: 09 Eyl 2019, 20:33


Dön Korsanlar

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir