Sahte ay [Wan Liánjié]

Moderatör: Alexis

Sahte ay [Wan Liánjié]

Mesajgönderen Alexis tarih 05 Eki 2019, 22:56

Gecenin sonsuz karanlıkların birisinde, on bin dünyanın bin odanın içerisinde bir yerlerde gök yüzünde bulutlu hilal yer yüzündeki fanilere peçesinin arkasından kıkırdayan bir prenses gibi uzaktan bakarken belki de o binlerce dünya içerisinde unutulması imkansız olan bir anıyı göstermeye karar vermişti genç Liánjié'ye gecenin bu karanlık saatinde. Bilmediği bir anının bulanık rüyasını görürken bulmuştu kendisini.

Liánjié uykusunda yerden belki de on santim uzunlukta bir şekilde bilinçsizce yürüyordu. Ağacın birisi üzerinde elindeki bir şeyi ağzına atarken ayı izlemeye başlamıştı. Parlaklığı içini doldururken ellerindeki yemişleri yere döküp ona uzanmaya çalıştı. En yüksek ağacın tepesine çıktı tekrar ve tekrar denedi. Ta ki çıkacak daha yüksek bir ağaç kalmayana kadar buna devam etti. Sonunda en yüksek ağacın tepesindeyken bir göl gördü. Göle bakarken orada ayı tekrar gördükten sonra yakamozda büyülendi. Ailesine aya ulaşmak istediğini söylemişti. Yüzlerini göremediği ailesi ise ona yardım edeceğini söylemişti. Sol ayağından kız kardeşi, sağ ayağından ağabeyi tutup onu bir dala tutunarak sarkıttılar. Liánjié sonunda yer yüzündeki aya yetiştiğinde eli ona dokunduğu an avucunda dağıldı ay.

Alaca karanlık vakti dahi gelmemişken kabus gibi hissettiren ancak ne anlama geldiğini bile bilmediği bir rüyadan bu şekilde uyandı Liánjié sonrasında içini toparlamak için biraz nefes alıp meditasyon yapmaya başladığı sırada ise iç dünyasında üç parça beyaz ışık belirdi. Ne anlama geldiğini bilmiyordu ancak köylerinin dışındaki bir yere gitmek istiyordu ışıklar.

Sonunda kendine geldiğindeyse onunla aynı odada yatan bacakları sakat abisinin onu sarsması ile kendine gelmişti "İyi misin! İyi misin!?" diye bağırırken kendine geldiğinde abisinin son derece endişeli bir halde olduğunu görmüştü. Ne olduğunu anlamasa dahi bir kaç dakika sonra içeriye kuzeni ve amcası ile birlikte dalan babasının da yanına gelmesi ile tüm gözler bir anda ona dönmüştü.
Resim

Patriot tayfası npcleri

İsim:Alexis
Taraf: Korsan / Patriots
Boy: 177cm
Kilo: 76kg
Yaş: 26
Para: 40.000
Kafa Ödülü/Rütbe:

Karakter Puanları;
Güç: 3
Hız: 3
Dayanıklılık: 5
Karizma: 4

Özel Puanlar;
Meslek:-
Dövüş Yeteneği: Tek kılıç ve Kalkan Kol (2)
Şeytan Meyvesi: Banner Banner no Mi (1)
Pasif Başlangıç Yeteneği:Param yok ama yetenekliyim! Sezgi

Saldırı Listesi:


Eşya Listesi:
Nameless
Protezler

Yanında Taşıdığı Eşyalar/Cephaneler/Hammaddeler:
Nameless
Protezler

Ödüller:
Kullanıcı avatarı Alexis
OP: Yeniden
OP: Yeniden
 
Mesajlar: 57
Kayıt: 24 Eyl 2019, 00:36

Re: Sahte ay [Wan Liánjié]

Mesajgönderen Wan Lianjie tarih 06 Eki 2019, 00:20

Eşliğinde okuyunuz

Ah, güzel bir gece. Hala ellerim tutuyor, gözlerim seyredebiliyor gökyüzündeki ayın yalnızlığını. Buna şahit olmak ne mühim iş. Hai'yi görüyorum sanki gökyüzünde. Abi diye sesleniyor bana, ağzından çıktığı ilk anki gibi sesi. Buna şahit olmak ne mühim iş. Yaklaşmak istiyorum ona, gökyüzüne. Bulutların arasından sıyrılmış Hai'ye. Yanındayım abim demek istiyorum, elini tutmak istiyorum. Daha yukarı, daha da yaklaşmalıyım ona. Çık Lianjie, çık. Daha yukarı çık. Dokun ellerine, saçına. Abi diyecek sana bir daha.

Onu alan tanrı da orda mıdır acaba, yanında mıdır şuan da. Ona soracak çok sorum var çünkü, neden lan neden yaptın bunu bana, aileme, kardeşime. Neden kıydın küçücük bir kızın canına? Lanetse lanet, yaşamsa yaşam benim ki yaşam değil miydi lan? Benimkini alsaydın, dokunmasaydın masum küçük bir çocuğa. Eğer duymuyorsan burdan sesimi yakınına geleyim. Çıkayım daha yukarıya, yaklaşayım sana ki aç kulaklarını dinle beni. Kardeşimi geri ver. Geri...

Bu gökyüzü bir rüyanın eseri mi bilmiyorum ama görüyorum şuan onun sualini. Ayın yüzü kardeşime benziyor. Her yüksek ağacın, her bir yüksek basamağında daha çok benzetiyorum. Bir kez daha dokunabilir miyim acaba yüzüne? Bir kere daha hissedebilir miyim küçük yanağındaki sıcaklığı?

Uyandım, hepsi rüyaymış meğer. Kardeşim hala ölü, ben ise hala yabancı hissediyorum bu dünyaya. Hava daha aydınlanmamışken henüz uyandım rüyamdan. Uyanmak ister misin diye biri soracak olsa bana istemem derdim muhtemelen. Bu dünya da yaşama amacım varmış gibi davranmaktan sıkıldım sanırım. Her neyse, en azından kafamı biraz boşaltayım.

Meditasyonla kafamı boşaltmayı, iç dengemi tekrar sağlamayı düşünürken gözüme 3 tane ışık hüzmesi takılmıştı. Işıklar beni köyün dışına bir yere sürükleme gayretindeydi. Aklımdaki asıl düşünce ise hala bir umutla, rüyaların gerçeğe dönüşmesi hakkındaydı. O yüzden böyle bir rüya ve üstüne bu ışıklar tesadüf olamaz diye düşünürken tekrar uyanma gibi bir hissiyatla karşılaşmıştım. Gerçekten korkunç, bir o kadar da tiksindirici bir hissiyattı bu. Ve yanı başımda duran abim bana bakarak bir şeyler sayıklıyordu.

Birkaç dakika içerisinde odada bana yakın diyebileceğim tüm insanlar bulunur hale gelmişti. Hepsinin endişeli bakışları, kuzenimin 'seninle alakalı hiçbir şey sikimde değil' bakışıyla zıtlık gösterse de, endişelenmiş olacak ki o da buraya gelmeyi tercih etmişti. Fakat ne olduğu hakkında bir fikrim olmadığı gibi hala kafamda ışıkların gösterdiği yöne gitme düşüncesi dolanıyordu. O yüzden bir cümle kurup ortalığı yatıştırmalıyım diye düşündüm.


''Alt tarafı bir rüya gördüm, sanırım benim gibi huysuz bir çocuğun rüya görmesi bu kadar şaşılacak bir şey artık sizin için.''
Kullanıcı avatarı Wan Lianjie
MO: Apotheosis
MO: Apotheosis
 
Mesajlar: 7
Kayıt: 05 Eki 2019, 22:21

Re: Sahte ay [Wan Liánjié]

Mesajgönderen Alexis tarih 06 Eki 2019, 00:29

Kısa bir süre sessizlikten sonra Wan Jie'ye bakmıştı insan bir süre, uzunca beyaz sakalını bir süre okşayıp abisi Qi'ye bakıp "Bulut olduğuna emin misin?" demişti. Abisi zor hareket ettirdiği bedenini saygı göstermek ister bir biçimde doğrultmaya çalıştıktan sonra "Büyüğüme yalan söylemek haddim değil, bu genç olan kardeşinin bulutun üzerinde yükseldiğini gördü. Bulutun altı güneş gibi parıldayıp odayı şafak gibi kaplamıştı." demesinin sonrasında Lianjie'nin babası telaşlı bir şekilde "Kızıma olanlar oğluma da olmayacak değil mi?" demişti. Kapının arkasından izleyen annesi ise onlara nazaran daha sakin bir şekilde izliyordu. Boynuna taktığı gelini olarak geldiği başka bir diyardan yanında taşıdığı ara sıra dua ettiği kolyeyi sıkı sıkıya kavrayarak beklemeyi sürdürürken sonunda aile reisi mırıldanmalarını bitirip "Long, sen iyi bir binicisin. Gidip Luo ailesinin reisine haber vermeni istiyorum, ne yazık ki benim bilgim bu noktadan sonra yetersiz kalıyor. Geri kalanınız da odadan çıkın Lian'ın içine biraz bakmam gerekli." demişti. Herkes saygılı bir şekilde başını eğerken Long ondan beklenmedik bir şekilde hafif endişeli bir şekilde odayı hızla terk etmişti. Sonrasında Liangjie'nin anne ve babası kardeşini alıp odadan çıktıktan sonra Sonunda aile reisi ile baş başa kalmışlardı.

Aile reisi kahramanımızın yanına oturup cebinden çıkardığı uzun piposunu yaktıktan sonra "Merak etme, içine göz atacak kadar yetenekli değilim. Abini ve kardeşinin endişelenmesini istemedim. İşin gerçeği benim gibi gökyüzü diyarındaki birisinin bu aileyi yönetmeye hiç bir zaman yeterli olmadığını düşündüm. O yüzden ağabeyin ortaya çıktığında sevinmiştim, belki ailemizden ilk defa birisi Görkemli Şehire gidip gerçekten orada kalabilir diye." demişti. Sonrasında derin bir nefes çekip dumanları üfledikten sonra "Ondan sonra senin gelmen, ardından da oğlumun gelmesi beni memnun etmişti. Belki daha güçlü olsam sen doğmadan önce bulut tapınağı buraya saldırırken ailemizi koruyabilirdim. Yaşlı bir adamın tecrübeleri ya da hataları seni ne kadar ilgilendirir tahmin etmem güç ancak bu yaşlı adam senden özür diliyor. Sizin gibi yetenekli olabilseydim keşke." demişti üzgün bir şekilde sonrasında biraz daha bekleyip "Baksana Lian, buradan ayrılmayı hiç düşündün mü? Ben gençken babanla Görkemli Şehre gitmiştik. İnsanlar yemekler fazla geldiği için hayvanlarını fazla buğdaylarla besliyorlardı. Onu görünce çok şaşırmıştık, burası ormanlık sulak güzel bir yer olabilir ama sen, ağabeyin, oğlum gibi insanların burada olması ne kadar doğru bilmiyorum. Keşke sizin kadar yetenekli olabilseydim." demişti acı bir gülümsemeyle. O anda Liangjie'nin beyninin içinde bir ses yankılandı. Sonra bir tane daha sonra da başka bir tane. Aklının içinde kendi sesini duyamayacağı kadar yüksek bir kükreme patladı hemen ardından. Tüm sesleri yatıştıracak şekilde kükreme sona erdikten sonra;

"Mavi sazan gölü."

diye bir söz yankılandı ruhunun derinliklerinde. Liangjie'nin ruhu üzerinde yürünebilir bir göl gibiydi. Gökyüzünde ayın her çeşidi ve onlarca yıldız bulunuyordu. Sürekli geceydi ancak meditasyon yaparken gök yüzündeki aylar parlardı. Her taraf aydınlık bir hal alırdı ancak kükreme sonrasında gelen ses uçsuz bucaksız düz gölün her yanında yankılanmıştı.
Resim

Patriot tayfası npcleri

İsim:Alexis
Taraf: Korsan / Patriots
Boy: 177cm
Kilo: 76kg
Yaş: 26
Para: 40.000
Kafa Ödülü/Rütbe:

Karakter Puanları;
Güç: 3
Hız: 3
Dayanıklılık: 5
Karizma: 4

Özel Puanlar;
Meslek:-
Dövüş Yeteneği: Tek kılıç ve Kalkan Kol (2)
Şeytan Meyvesi: Banner Banner no Mi (1)
Pasif Başlangıç Yeteneği:Param yok ama yetenekliyim! Sezgi

Saldırı Listesi:


Eşya Listesi:
Nameless
Protezler

Yanında Taşıdığı Eşyalar/Cephaneler/Hammaddeler:
Nameless
Protezler

Ödüller:
Kullanıcı avatarı Alexis
OP: Yeniden
OP: Yeniden
 
Mesajlar: 57
Kayıt: 24 Eyl 2019, 00:36

Re: Sahte ay [Wan Liánjié]

Mesajgönderen Wan Lianjie tarih 06 Eki 2019, 01:09

Ne yani, rüyam kısmen de olsa gerçek miydi? Kafamda bu düşünceyle dinliyordum konuştuklarını. Odada hala huzursuz bir hava vardı. Abim; benle alakalı gördüklerini amcama anlatıyor, odada ki diğer herkeste pür dikkat bu konuşmayı dinliyordu. 'Bulutun altı güneş gibi parıldayıp odayı şafak kapladı.' ne demek oluyordu acaba bu. Nasıl bir ruhsal cevabı vardı bu anlatılanların. Şuan gerçekten tek kelime anlamıyorum ama anladığımda her şey anlam kazanacak.

Babamın ortamı gerçekten daha da gerecek bir cümle kurmasıyla insanların yüzlerini incelemem gerekiyor gibi hissetmiştim. Babamın endişesi yüzünden okunurken, annem hal ve tavrıyla bu endişeyi göstermeyi tercih ediyordu. Herkesin kendine göre bir tarzı vardı tabi ki. Suratsız Long ise gereğinden fazla tedirgin duruyordu. Bana karşı böyle bir hissiyat çerçevesine girmiş olması, ona karşı olan zaferimin göstergesi miydi acaba?

Long'un odadan çıkmasıyla beraber ailenin başındaki kişi yani amcamla baş başa kalmıştık. Konuştuklarını dinlerken acaba birinin içine bakmak için ne kadar yetenekli olmak gerekir, diye geçirdim içimden. Yaşlı adam hikayesine devam ederken kulaklarıma bir detay takıldı. 'Bulut Tapınağı buraya saldırırken' nasıl yani? Bulut tapınağı bize mi saldırdı ve bundan benim hiçbir şekilde haberim olmadı mı? Detaysız bir şekilde bunu söyleyip geçebilmesi gerçekten enteresan. Ne zaman saldırdılar, neden saldırdılar, bizimle alıp veremedikleri neydi? Bir sürü soru geliyor aklıma bunla alakalı. Bunu sonra öğrenmek amaçlarımdan biri haline geldiğine göre hafızamda dursun madem şimdilik.

Yaşlı adamı dinlemeye devam ederken kafamın içinde bir ses yankılandı. Ardından bir tane daha ve bir tane daha. Beynim patlayacak gibi hissetmemin ve ne bok olduğunu anlamamın dışında bir sorunum yoktu fakat gerçekten sinir bozucuydu bu durum. 'Yaşlı adam mı yapıyordu yoksa bunu? Bulut tapınağının parmağı mı var yoksa bu işte?' diye düşünürken aniden sesler duruvermişti. Nefes alışverişimi düzenlemek adına derin bir hava kütlesini ciğerlerime çekerken anlayabildiğim bir kelime grubu duymuştum sonunda; ''Mavi sazan gölü''.

Duyduğum sesle beraber iç dünyamın her çeperinde yankılanıvermişti bu kelimeler. Yaşlı adama bunu sormaktan başka bir şey gelmiyordu an itibariyle aklıma. Fazla detay verip yine bir galeyana neden olmadan; ''Mavi sazan gölü nerede veya nedir, bir bilgin var mı amca?''
Kullanıcı avatarı Wan Lianjie
MO: Apotheosis
MO: Apotheosis
 
Mesajlar: 7
Kayıt: 05 Eki 2019, 22:21

Re: Sahte ay [Wan Liánjié]

Mesajgönderen Alexis tarih 06 Eki 2019, 01:40

Lianjie sorularına cevap almak için aklına geldiği gibi sormuştu sorusunu karşılığında "Nereden çıktı birden?" deyip duraksamıştı sonrasında "Eskiden, ailemizin büyük patronu Nie Luo oraya gidermiş. Şimdilerde Luo ailesinin okulu olarak kullanıyorlar. Tepeye çıkan göl de derler oraya, diğer göller gibi tepeden aşağıya değil tam tersi yönde akıp bir şelaleden dökülür. Hakkında çok hikaye var dinlemek istersen." demişti sonrasında biraz bekleyip "Eskiler der ki mavi sazanlar yaşarmış orada. Aralarından birisi akıntıya karşı bin yıl boyunca yüzmüş sonrasında ödül olarak cennetin efendisi onu şelaleden inerken bir ejderhaya dönüştürüp üst dünyalardan birisine kabul etmiş." demişti. Bu hikayeyi anlattıktan sonra kapıdan içeriye baban girmiş ve amcanın yanına oturmuştu. Elini uzatmış amcanın piposunu alıp bir iki nefeste o içine çekmişti.
Bir kaç saniye sonra da o ana kadar konuştuklarını amcan özet geçmişti. Sonrasında baban da olaya dahil olup "Büyük olan(büyük dedenden bahsediyor) hala yaşarken söylemişti. Ejderha orada olmasa da ruhu hala oradaymış. Luo'lar temel seviyedeki öğrencilerini hala o okula götürürler. Şelaleye ne kadar yakın olduklarına bakıp onlara öğretmen verirler. Abin de gitmişti sen çok küçükken, bir kaç dakika kalabilmişti suda." demişti. Sonrasında onlar kendi arasında konuşmaya geri dönmüşlerdi. Ölen kardeşten söz etmeden, yarayı tekrar açmadan eski güzel günlerden konuşmaya başlamışlardı. Yakınlardaki başka bir ailenin kızları gölde duş alırken taciz edişlerinden. Birlikte ava gidişlerinden ve diğer eski güzel zamanlardan.

O sırada iç dünyanda ise normal olmayan bir şeyler oluyordu. Üzerinde durduğun göl sanki arkandan bir dev yaklaşıyormuş gibi sarsılırken sonunda arkanda bir elin omzuna konduğunu hissetmiştin. Arkanı dönüp bakmasan dahi güneş gibi parıldayan bir ruh olduğunu fark edebiliyordun. Güneşin önünde uçan kuşlar gibi kendi önündeki renkleri ayırt edemeyeceğin bir noktadaydın. Arkandan elin bağlı olduğu ses;
"Bana bakmaya hazır değilsin henüz."
demişti öncelikle, sonrasında ise hazır olmadığını tüm ruhunla hissetmiştin. Sanki başını biraz bile geri çevirsen küle dönecekmiş gibi bir his vardı içinde. Bu his saçının telinden boynundan akan soğuk tere kadar hissediliyordu. Sonrasında o belirsiz ses tekrar konuşmaya başlamıştı;
"Sesimi de duymaya hazır değilsin ama anlaşabiliriz. Senden üç förevi yerine getirmeni istesem, karşılığında da kardeşlerini sana geri versem buna ne derdin?"
sözlerini söylemişti arkandaki ses, sözler senin iç dünyanda yankılandığı için farkedebilirdin. Bu sözlerin sahibi yalan söylemiyordu, sana bir teklif sunuyordu.
Resim

Patriot tayfası npcleri

İsim:Alexis
Taraf: Korsan / Patriots
Boy: 177cm
Kilo: 76kg
Yaş: 26
Para: 40.000
Kafa Ödülü/Rütbe:

Karakter Puanları;
Güç: 3
Hız: 3
Dayanıklılık: 5
Karizma: 4

Özel Puanlar;
Meslek:-
Dövüş Yeteneği: Tek kılıç ve Kalkan Kol (2)
Şeytan Meyvesi: Banner Banner no Mi (1)
Pasif Başlangıç Yeteneği:Param yok ama yetenekliyim! Sezgi

Saldırı Listesi:


Eşya Listesi:
Nameless
Protezler

Yanında Taşıdığı Eşyalar/Cephaneler/Hammaddeler:
Nameless
Protezler

Ödüller:
Kullanıcı avatarı Alexis
OP: Yeniden
OP: Yeniden
 
Mesajlar: 57
Kayıt: 24 Eyl 2019, 00:36

Re: Sahte ay [Wan Liánjié]

Mesajgönderen Wan Lianjie tarih 07 Eki 2019, 21:52

Edinmek istediği cevaplar doğrultusunda sorduğum soruya bir cevap bekliyordum. Nerden çıktığını benim de bilmediğimden amcamın ilk sorusuna bir cevabım yoktu. İç dünyamdaki çalkalanmanın bana bir isim vereceğini nerden bilebilirdim ki sonuçta?

Nie Luo'nun ismini duyduğumda içimde garip bir heyecan başlamıştı. Normalde uzun zamandır hissetmediğim bu duygu kırıntısı, kendime büyük bir örnek sayabileceğim biriyle alakalı bir yolda ilerlediğimi işitince kalbimde bitivermişti. Gölle alakalı tüm bilgileri dinledikten sonra oraya gitmem gerektiğine dair daha net bir fikir belirmişti kafamda. Ne için olduğunu bilmesem bile şansımı denemem gerekiyor ve belki rüyamın gerçekliği mümkün olur düşüncesi sürekli beliriyordu kafamda.

Babamın gelişiyle beraber olay örgüsü daha da gelişmeye başlamıştı. Bu bilgi akımından kapabildiğimi kapmam gerektiğini farkında olduğumdan, tüm dediklerini kelimesi kelimesine dinlemeye çalışıyordum. Abimin sadece birkaç dakika kalabildiği bir su da ben ne yapabilirim acaba, diye düşünmeden edememiştim. Ailenin şuana kadar ki en büyük yeteneği olarak görünen ve şu dünyada kız kardeşimle beraber benim için en değerli insandan daha iyi olma ihtimalim var mı, sorusunun cevabı gerçekten beni içten içe heyecanlandırıyordu.

Amcam ve babam kendi aralarında muhabbete daldıkları sırada iç dünyam tekrar çalkalanmaya başlamıştı. Kendimi orada bulduğum an itibariyle belki de hayatımda ilk defa bu kadar irkilmemi sağlayacak bir durum içerisinde bulmuştum kendimi. Omzumda bir elin varlığından tut, arkama dönersem yok olacağım hissiyatı kısa süreli bir dehşet anına neden olmuştu. Tıpkı arkamdaki sesin dediği gibi, arkamı dönersem vücudumda tek bir parçanın artık sağlıklı olarak çalışmayacağına emin hissediyordum.

Tüm irkilişimin sonlanacağını tek bir cümleyle sağlayacağını bilsem belki de anın moduna daha hızlı girerdim. Sadece 3 görev ve kardeşlerim tekrar benim mi olacak? Böyle bir şeyin mümkün olduğuna dair hiçbir fikrim olmamasının yanında hala buna inanamıyordum. Böyle yüce bir gücün esintisini tüm bedenimde hissederken 'Gerçekten gerçek olabilir mi?' diye düşünmeden de edemiyordum. Bu teklifi reddetmem için bir olanak bile yoktu. Bu görevlerin ölümüme neden olacağını bilsem ve kız kardeşimin dirilip, abimin iyileşeceğini bilsem 1 saniye bile düşünmeyeceğim için teklifini çok hızlı bir şekilde kabul edecektim.

''Sadece teşekkür edip, ne kadar minnettar olacağımı tekrar tekrar size anlatmaya çalışırdım. Çok ama çok teşekkür ederim, tabi ki görevleriniz ne olursa olsun yapmak için her şeyi denerim ama size bir soru sormalıyım. Siz kimsiniz?''
Kullanıcı avatarı Wan Lianjie
MO: Apotheosis
MO: Apotheosis
 
Mesajlar: 7
Kayıt: 05 Eki 2019, 22:21

Re: Sahte ay [Wan Liánjié]

Mesajgönderen Alexis tarih 08 Eki 2019, 13:21

Yapılan her teklifin bir geri dönüşü vardır ancak bu Wan'ın şu anki halinde yapamayacağı hatta hayallerinde bile zor yer bulan bir şeydi bu nedenle ondan götüreceğini düşünmeden kabul etmişti çıktığı yolun sonunu bilmese dahi içindeki ruhun bildiği bir şey vardı. O da kaderini okumasında yetmişti. Henüz doğmadan önce zarlar çoktan atılmıştı, içindeki karanlık gökyüzü değişecekti. Buna karşın teklifinin hemen kabul edilmesi içindeki kişi için şaşırtıcı değildi o henüz göremese de uzun azı dişleri ile arkasından büyük bir gülümseme ile gözlerinin altındaki izleri kırıştırarak gülüyordu arkasındaki kişi.

"Sorunun cevabı için çok erken."

demişti ilk önce, neden olduğunu söylememişti bile. Lianjie'nin kulağına insan ve ya bir canlı sesi gibi bile gelmiyordu bu konuşan kişinin sesi. Bu yüzden onu anlamak aslında çok güçtü aynı bir karıncanın bir insanı anlamaya çalışmasına benziyordu durumları. Her ne kadar aynı iç dünyada var olsalar da gerilmiş bir örtünün üzerindeki iki top gibiydiler. Toplardan hafif olanı ve merkezde olanı Lianjie'ydi, ağır olan ve merkezin dışında olansa parlayan kişiydi. Ağırlığı yüzünden küçük olan top ona çekiliyordu, ve merkeze bükülmesi gereken örtü başka bir yöne göçüyordu. Bu yüzden onun bu dünyada varlığının olması bile anormaldi. İsmini bilmekse başka bir durumdu, varlığını kabul etmek anlamına geliyordu. Eğer içindeki ruhtan kendisini ayıramayacak kadar güçsüz olduğu bu anda varlığını kabul ederse Lianjie var olmayacaktı.

"Üç görev. Üçer tane miras. İlk üç görevin hazinelerimi bulmak. Üç hazinemi bulduğunda ismimi de öğreneceksin ancak bundan önce yapman gereken bir şey var. Ruhun çoktan parçalanmaya başladı, benim anılarımla senin rüyaların karıştı. Akıntıya karşı yüzüp anlık şeytanı bulman gerekli. O zaman bu anı koruyabileceksin. Göle girince dikkat etmen gereken şey akıntı olmayacak, balıklar olacak. İlk hazineyi bulana kadar bu bir elveda olacak."

Bu sözlerin sonunda ışık üç parçaya bölünüp dağılmıştı. Sonrasında Lianjie'nin iç dünyasındaki ayların ardındaki yıldızlardan üçü haline gelmişti. Ulaşılamayacak kadar uzağa dağılmışlardı.

Tüm bunlar yaşanırken içeriye apar topar Long girmiş ve "Baba, amca." demiş selamını vererek başını hafifçe öne eğip "Luo ailesinden Luo Feng sizi bekliyor." demişti. Bunun üzerine abi kardeş kapıdan çıkmışlardı. Long ise onlar çıkarken beklemiş odada sadece ikiniz kaldığınızda suratsız haline geri dönmüş "Dahi ve ya başka şekilde konuşulmandan nefret etsem de, Hai'yi ben de çok sevdim.Büyük abi Qi'ye her zaman saygı duydum. Lanete kapılıp sende ölürsen kalanları ben koruyamam." demişti. Her ne kadar bir birlerini sevmeseler de kan bağı denen şey garipti. Bu sözlerden sonra beklemeye koyulmuştu, Liangjie'nin ne yapacağını bekliyordu.
Resim

Patriot tayfası npcleri

İsim:Alexis
Taraf: Korsan / Patriots
Boy: 177cm
Kilo: 76kg
Yaş: 26
Para: 40.000
Kafa Ödülü/Rütbe:

Karakter Puanları;
Güç: 3
Hız: 3
Dayanıklılık: 5
Karizma: 4

Özel Puanlar;
Meslek:-
Dövüş Yeteneği: Tek kılıç ve Kalkan Kol (2)
Şeytan Meyvesi: Banner Banner no Mi (1)
Pasif Başlangıç Yeteneği:Param yok ama yetenekliyim! Sezgi

Saldırı Listesi:


Eşya Listesi:
Nameless
Protezler

Yanında Taşıdığı Eşyalar/Cephaneler/Hammaddeler:
Nameless
Protezler

Ödüller:
Kullanıcı avatarı Alexis
OP: Yeniden
OP: Yeniden
 
Mesajlar: 57
Kayıt: 24 Eyl 2019, 00:36

Re: Sahte ay [Wan Liánjié]

Mesajgönderen Wan Lianjie tarih 11 Eki 2019, 06:42

Kendi içinde güçsüz hissetmek. Eğer böyle bir deyim varolsaydı bunu iliklerine kadar hisseden ilk kişi ben olurdum muhtemelen. Neyle başbaşa olduğumu bilmeksizin, neye inanacağımı düşünme şansım olmaksızın önümdeki tek yolda ilerlemeyi düşünmekten alamıyordum kendimi. Kardeşlerimi kurtarma düşüncesinin verdiği heves belki de bu arkamda bulanan yüce sıfatına layık varlığa karşı düşünemeyecek kadar güçsüzleştirmişti beni.

Yapbileceğim tek şey basit bir soru sormaktı ve o soruyu da öğrenemeyeceğimin söylenmesiyle buruk bir hissiyat kaplamıştı benliğimi. Neyi düşünmem gerekiyor ve kim bu yüce varlık, sorularıyla kendi kendimi yemeye başlamadan evvel bu dünyadaki yerimi sorgulamaya başlamıştım. Kimim ben ve neden burdayım? Cevap basit, bu küçük dünyada bir nokta bile olamayan ben, bir gezegenle konuşmaya çalışıyordum. Benim burada olma nedenim buydu işte. Bir gezegeni keşfe çıkmak, ona ulaşabilecek kadar güçlenmek ve ondan yararlanabildiğim kadar yararlanmak. Benim kim olduğum sorusuna gelirsek bunun cevabı da oldukça basit, sadece kardeşlerini geri kazanmak için güçlenmeyi ve her şeyi yapmayı göze alabilecek bir insanım. Tam olarak bütün olay bu.

Arkamdaki yüce varlık bana görevimi anlatırken üç tane hazine bulmak ne kadar zor olabilir ki diye düşünmeden duramadım. Gerekirse evreni karşıma alacağımı iddia ettiğim bir senaryo da, sadece üç hazine bulmak için ter dökmem gerekiyordu. Elbette bu hazineler muhtemelen oldukça nadir ve elde etmesi zor şeylerdi ama üstesinden gelemeyeceğimi düşündüğüm bir durum arz etmiyordu.

Işığın dağılmasıyla beraber normal dünyaya geri döndüğümde yanı başımda Long belirmişti. Sıfatsız yüzünü buraya tekrar getirmesi her ne kadar moralimi bozsa da bana söyleyeceği bir şeyler var gibi görünüyordu. Ve tahminim de doğru çıkmıştı. Bana sempatisi olmadığını hissettirse de güvendiğini ve bensiz yapamayacağını belirten sözler söylemişti. Onu kuzenimden öte görmem için sebep değildi bunlar ancak ona hak vermiyor da değildim. O yüzden sözlerini destekleyecek şekilde; ''Merak etme Moron-Long, senden önce bu dünyadan göçmeyeceğim. O yüzden eski gıcık haline geri dönebilirsin.'' diyecek ve ayağa kalkacağım. Luo Feng'le konuşmaya giden aile üyelerimin peşinden gidip, elimden geldiğince hızlı bir şekilde iç dünyamda tekrar tekrar bahsi geçen 'Mavi Sazan Gölü'ne gitmeyi deneyeceğim.
Kullanıcı avatarı Wan Lianjie
MO: Apotheosis
MO: Apotheosis
 
Mesajlar: 7
Kayıt: 05 Eki 2019, 22:21

Re: Sahte ay [Wan Liánjié]

Mesajgönderen Alexis tarih 11 Eki 2019, 22:06

Long kendisine gelen cevaptan sonra hafif bir gülümsemişti, bunu çokta görünür kılmamak için odadan hızlıca ayrıldıktan sonra evin dışındaki alanda toplanmış kalabalığın arasına katılmıştı. Kalabalık denilince büyük bir kalabalık gelmemeli akla, Wan ailesinin kalabalığı en fazla yirmi kişi kadar olurdu. Yirmi de aile konağı dışındakilerle en fazla kırka yükselebilirdi, Lianjie dışarı çıktığında kalabalığın içerisine dalmadan uzak ve yakın akrabaları onun için Musa'nın denizi yarması gibi birlikte hareket ederek ayrılmışlardı.

Sonunda kalabalığın ayrılması ile Luo Feng'in önünde ailesini görme fırsatı bulmuştu. Feng'in arkasında ise halası yani Luo Min duruyordu. Min'i daha önce bir kaç defa görmüştü ancak Feng'in eşi olduğunu biliyordu Lianjie, artık onların ailesinden olmasa da akrabaları sayılırdı. Yaşına göre son derece genç gözüken ve bir o kadar da alımlı bir hanımdı Min, aynı zamanda abisinin de öğretmenliğini yapmıştı o çok küçükken. Bu yüzden insanlar ona dahi de diyordu, aslında tam olarak halası da sayılmazdı zira yaşı bir muammaydı. Feng ile aynı yaşta olduğunu söyleyenler de vardı ancak yirmilik bir genç kızın yüzlük bir adamla aynı yaşlarda olduğunu söylemek zordu. Ne var ki Feng ve Min'in aşk hikayesi pek çok yerde anlatılırdı. Feng için çabalayan Min ve Min için tüm ailesini karşısına alan Feng. Bilindik bir hikayeydi bu yörede.

Lianjie henüz Min ve Feng onu görmezken Long'un kucaklanıp küçük bir çocuk gibi tartaklandığını görmüştü. Feng ve Min sonunda kahramanımızı fark ettiğinde kısa bir sessizlikten sonra Long'u bırakıp ikili hızlı bir şekilde Liangjie'nin üzerine koşmuş ve arkalarında kalan kalabalığa bakıp "O zaman bunu biz alıyoruz, kendi çocuğum gibi bakacağım merak etmeyin!" diye gelen bir bağırmanın sonunda tabiri caizse un çuvalı gibi halasının omzuna atılmıştı Lianjie. Sonrasında da köyün biraz dışında ağaçlara bağlanmış iki ata atlayıp yola son derece hızlı bir şekilde çıkmışlardı. Bu sırada olanlara karşılık vermek bir yana ne olup bittiğini kimse anlayamadığı için herkes baka kalmıştı. Buna kahramanımız da dahildi. Sırta atılmışken gördüğü tek bir şey vardı, babasının elini suratına vuruşu köydeki diğer insanların gülümsemesi ve hepsinin aynı anda farklı duygular içerisinde söylediği "Klasik Min." sözü olmuştu. Buna karşın babasının omzunda taşınarak oraya kadar getirilmiş Qi ise gülümseyerek hafif bir göz yaşı ile "İyi yolculuklar!" demişti son derece sessiz bir şekilde ancak buna rağmen en net duyulan ses onunki olmuştu. Atın arkasına çuval gibi atılmışken Min her zamanki berrak sesiyle "Erkenden gidelim ki büyük usta sorunun varsa yardımcı olsun!" demişti hızlıca atını sürerken.
Resim

Patriot tayfası npcleri

İsim:Alexis
Taraf: Korsan / Patriots
Boy: 177cm
Kilo: 76kg
Yaş: 26
Para: 40.000
Kafa Ödülü/Rütbe:

Karakter Puanları;
Güç: 3
Hız: 3
Dayanıklılık: 5
Karizma: 4

Özel Puanlar;
Meslek:-
Dövüş Yeteneği: Tek kılıç ve Kalkan Kol (2)
Şeytan Meyvesi: Banner Banner no Mi (1)
Pasif Başlangıç Yeteneği:Param yok ama yetenekliyim! Sezgi

Saldırı Listesi:


Eşya Listesi:
Nameless
Protezler

Yanında Taşıdığı Eşyalar/Cephaneler/Hammaddeler:
Nameless
Protezler

Ödüller:
Kullanıcı avatarı Alexis
OP: Yeniden
OP: Yeniden
 
Mesajlar: 57
Kayıt: 24 Eyl 2019, 00:36

Re: Sahte ay [Wan Liánjié]

Mesajgönderen Wan Lianjie tarih 15 Eki 2019, 05:20

Mavi Sazan Gölü'ne hızlı bir şekilde gitmek amacıyla bulunduğum odadan ayrılmamla beraber karşıma kısmen kalabalık denilebilecek bir topluluk çıkmıştı. Bunlar uzak akrabalarım ve genel olarak tanımadığım insanlardan oluşuyordu. Benim dışarı çıkışımla beraber geçişime izin vermek amaçlı çekilmeleri beni tatmin etse de buna karşılık bir tepki vermeyerek kalabalığın içinden yürümeye başlamıştım.

Luo Feng ve ailemi bir arada görmek işlerin hızlanmaya müsait olduğunu gösteriyordu. Halamın da burada oluşuyla alakalı bir fikre varmadan evvel ikisinin ne yaptıklarını anlamaya çalışıyordum. Hızlanmaya müsait desem bile olaya, bu kadar önem arz eden şey içimdeki sesle alakalı bilgilerinin oluşu muydu yoksa? Ya da benle alakalı kafalarında iyi veya kötü bir şüphe mi uyanmaya başlamıştı? Bunların cevapları şuan öğrenebileceğim şeyler olmasa da kafamın bir köşesinde yer edinmeye devam edecekti.

Long'a sevgi gösterileri sürerken konunun ne zaman bana döneceğini düşünmeye başlamıştım ve bunu düşünmemle üzerime doğru bir akın başlamıştı. Halam ve Luo Feng üzerime doğru koşarken irite olmamak için kendimi çok kasmam gerekmişti. Normal olarak, yakınlaşmalar ve sevgi gösterileri beni çok tatmin eden duygular değillerdi. Ve bunu uzun zamandır görmediğim insanlardan almak daha da yakışıksız hissettiriyordu. Yine de bir tepki belli etmemem gerektiğini farkında oluşum, kendimi kontrol altına alabilmemi sağlamıştı.

Laps diye kendimi halamın omzunda bulmuştum kendimi. Son sürat bir şekilde hareket ederken tek görebildiğim ailemin yüz ifadesiydi. Abimin bana bağırışı ise kulağımda çınlayan son ses olmuş ve ''Dikkatli ol.'' diye bağırabilmiştim ona sadece. Elimden şimdilik sadece bu cümleyi kurmak gelse de gelecekte böyle olmayacaktı. Konumuza dönersek, halamlarla beraber ata binmemizin ardından bir sorunum olduğuna dair düşünceleri olduğunu fark ettim. Ee, tabi evdeki ilk durumda benim bir sorun yaşadığım üzerineydi. Şuan sorundan çok bir sorumluluk içerisinde olduğumu ise tek farkında olan bendim. Kafamı kurcalayan bir iç sorunla başbaşayken ve üstelik kardeşlerimin eski haline dönme ihtimalini kafamdan atamazken başka sorunlara zaman ayıramayacağımı düşünüyordum. Şimdilik sadece olayın ruh haline uyum sağlayacak ve büyük ustanın yanına gidene dek konuşmayıp olayın nereye varacağını seyredecektim.
Kullanıcı avatarı Wan Lianjie
MO: Apotheosis
MO: Apotheosis
 
Mesajlar: 7
Kayıt: 05 Eki 2019, 22:21

Sonraki

Dön Hikayeler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir