[Görev-Varuvl] Müsabaka Başlasın İyi Olan Kazansın

[Görev-Varuvl] Müsabaka Başlasın İyi Olan Kazansın

Mesajgönderen OP- Anlatıcı tarih 19 Ara 2013, 19:25

Varuvl tayfası üst üste yaşadığı olaylardan sonra 3 gündür sessiz sedasız şekilde denizde ilerliyorlardı. Varuvl dedik ama bir de bu gemide tayfadan olmayan birisi var o da bulduğu her fırsatta birilerine kazığı takmaya çalışan tüccarımız. Hava nasıl diye sorarsınız ne sıcak ne soğuk, güneş kendini bir gösterip bir bulutların arkasına saklanıyordu. Dostlarımız için iyi haber ise Bruno’nun rotasına göre karşılarına her an bir ada çıkabilme ihtimaliydi, tabi alkolik birine rota konusunda güvenmek ne kadar doğru onu ben bilemeyeceğim. Dostlarımız ne mi yapıyor, onu da kendileri anlatsınlar.
Kullanıcı avatarı OP- Anlatıcı
Anlatıcı
Anlatıcı
 
Mesajlar: 5492
Kayıt: 16 Eyl 2012, 17:52

Re: [Görev-Varuvl] Müsabaka Başlasın İyi Olan Kazansın

Mesajgönderen Araknea Shun tarih 19 Ara 2013, 23:17

Boşluk, etrafımdaki kişilerin gözünde kaybolup geri gelirken bu bucaksız denizde sallanıp duruyordum. Ortamın havası olmamasındandır belki, üstümde hafif bir üşengeçlik ve bir parça da kararsızlık vardı. Ne yapacağını bilmeden salınıp giden bir yaprak gibiydim şu anda. Belkide hafifçe doğrulmalı, sabahtan beridir güneşin ilginç dansını izlediğim bu köşeden ayrılmalı ve güzelce bir gerinmeliydim. Ama azcık dahada oturabilirim. Birazcık daha. Çok az kaldı. "Iıııh." Ve güzel gerinmenin o tatlı acısı bedenimle buluşurken şimdi ne yapacağımı düşünüyordum. Tamam, belki birazcık daha hayatta kalmak için uğraşabilirdim.

Bu sırada Syokhe geminin yelkenine tünemiş, meraklı ve umutlu bir şekilde etrafa bakarken Skits de kuyruğunu çekmiş gırlayarak uyuyordu. Tamam, bu kadar tembellik yeter. Birazcık çalışmalıyız. Tabi, önce buz gibi suyun etkisini görecek güzel bir ıslık çalarak onları kendine getirecektim. "FVHHH!(ıslık efekti, bundan sonra böyle yapsama daha iyi olacak sanırım.) "Skits! Syokhe! Hére! Hadi, hadi, tüm gün yatmakla bir yere varılmaz çocuklar. Birazcık çalışmalıyız!" Yeni olgunlaşmış kedim, gözleri mahmur mahmur bana bakarken kulaklarını bir anda dikleşmiş ve koca bir esneme ile birlikte vücudunu son zerresine kadar germişti. Syokhe ise küçük bir ıslık atıp kanatlarını savura savura görkemli bir iniş yaparak omzuma konmuştu. Neyse, en azından artık çalışmaya hazırdık. Çoğunlukla.

Şimdi öncelikle birkaç parça eşyaya ihtiyacım vardı. Sanırım iki parça büyük odun ve iki yastık işimi görürdü. Önce kamaralardan birine girip içeriden iki yastık almıştım. Kamara kullanılmadığı için sorun olacağını sanmıyordum zaten. Daha sonra geminin alt kısmına inip ocak için kullanılan büyük ve uzun odunlardan iki tane sırtıma yüklendim ve yavaşça yukarıya çıkmaya başladım. Böyle olmaları hayali kişiler yaratma açısından bana büyük yarar sağlardı. Her neyse, ağır ağır merdivenlerden çıktıktan sonra hiç de o kadar misafirperver olmayan hava suratıma çarpmaya başladı. Her neyse, hava koşulları çalışmaya elverişliydi en azından. İki büyük odunu dik olacak bir şekilde aralarında yaklaşık 2 metre mesafe kalacak şekilde yerleştirdim. Daha sonra yastıklardan birini odunlardan birinin üstüne, diğerinide cebimde kalmış bir parça iple diğer odunun ön kısmına bağladım. Hayali düşmanlar tamamdı. Şimdi alıştırma kısmına gelecektik.

Öncelikle Syokhe'nin manevra yetilerini test etmek için üstüne yastık olan odunu kullanacaktım. Ayrıca zekasını güçlendirmek için daha karmaşık şekilde komutları dizecektim. "Syokhe, (elimle geminin etrafında bir tur çizdirirken) Hére!" Bitiş noktası odunun üstündeki yastıktı. Daha sonra karışık noktaya gelecekti iş. "(yastığı göstererek) Syokhe, Géte! (ve yelkenin biraz solunu göstererek) Géte! En son hamlesinide verecektim. Syokhe, (yastığın hareket doğrultusunda elimi oynatarak) Nán! Diyecektim. Komutları sıralamaya başladım ve Syokhe'nin performansını incelemeye başladım. Yastığı tamamen parçalayacağına inanıyordum.( 20 Dakika sonra) 4. Denemesinde yastığı %100 oranında parçalamayı başarmıştı. Artık bir ödülü haketmişti. Boynunu, sevdiği şekilde 3 kere okşadım. Daha sonra biraz pençelerini güçlendirmesi için odunu gösterip Syokhe, Nán!Komutunu verdim. Yorulana kadar bunu yaparsa eğer, pençeleri insan derisini rahatlıkla delebilirdi. Ve sıra Skits'e gelmişti. Ona daha değişik bir yöntem uygulayacaktım.

Öncelikle yastığı uygun şekilde parçalamasını istiyordum. "Skits, Shiá!" Gizlilik önemliydi şu anda. Daha sonra Geminin etrafında bir tur çizecek ve sonunda yastığın tam arkasına ulaşacak şekilde komutumu verecektim. "Skits,(parmağımı uygun şekilde yönlendirerek) Hére! Son kısım, saldırı kısmıydı. Yastığı, hatta mümkünse odunu yarmasını istiyordum. Bu yüzden odunun yastıklı kısmını göstererek, "Skits, Shia!" Dedim. Şimdi sonuçlara bakalım, ilk deneme: oduna saldırı, ikinci deneme: gelişme var, yastığa saldırmış, üçüncü deneme: yastığı parçalamayı öğrendi, 4. deneme: artık gizli bir şekilde fırlayarak yastığı biçebiliyor. Şimdi tek yapması gereken pençelerini geliştirmek için oduna saldırması. Syokheye yaptığım gibi odunu işaret ederek, "Skits, Nán! Dedim. Ve bende onlar çalışırken yeteneklerimi geliştirmek için bir koca odun daha aldım ve bıçakla saldırmaya başladım. En azından dövüşmeyi öğrenmeliydim.

Uzun iki saatin sonucunda hepimiz yorulmuş ve güvertede iki tane pençelenmekten odun olduğu artık belli olmayan üç koca cisim vardı ve etrafı talaş ve yastık tüyü kaplıydı. Hepimizin yorulduğu bu çalışma sonucu ortalığı epey dağıtmıştık ve dinlenmeye ihtiyacımız vardı. Bu yüzden önce elime bir süpürge alarak güvertedeki odunlar hariç tüm çöpleri denize boşalttım ve Hepimize dolaptan koca bir tas atıştırmalık ve bir bidon su getirdim. Ne mi oldu? On dakika içinde getirdiğim her şeyi bitirerek oracıkta mıyışıp kaldık. Şu anda tek hissedebildiğim şey aslında o kadarda güzel olmayan havanın olmayan tatlı serin esintisi. Bu yüzden birazcık şekerleme yapacağım ben.
Araknea Shun
 

Re: [Görev-Varuvl] Müsabaka Başlasın İyi Olan Kazansın

Mesajgönderen Eustace E. Edwgare tarih 20 Ara 2013, 14:22

Hehe. Yine bir hikaye ile karşılayınızdayım sevgili ahali. Lan a*ına koduklarım beni özlediniz değil mi? Ben de sizi özledim piçler. Eh, hiakeye anlatmayalı uzun zaman oluyor. Geçen gün çaıdan karları temzilerken düşüp bacağımı kırdım. o yüzden hikayelerimle içinizi ısıtamıyordum. Şimdi iyileştim ve artık anlatabilirim. Yine eustace'in hikayesini anlatacağım. O pezevengi özlediniz mi gavatlar? hehe gavurun tohumları, şimdi beni iyi dinleyin. Size geçen hikayenin devamını anlatacağım. Kayıkla gezen tüccarımızı anlatacağım. Ulan amma özlemişim hikaye anlatmayı. şimdiden dilim damağım kurudu. Hop, ufaklık şurdan bir kırmızı getir. Dilimiz damağımız yapıştı. ohh yarasın tosunuma. ne güzel şeymiş bu. Bizim kavas ahmet iyi mamül çıkarmış bu sene. neyse bu kadar sohbet yeter hikayemiz başlasın.

Yüce orakkanın süper güçlü eşek-adamı eustace yine gemilerdeydi. ulan bir şey merak ettim : madem denizde gezip tüccar olucaktın, hangi akla hizmet o meyveyi yedin? ha sana soruyorum dötoğlanı. ama beni duyamaz ki(tebessüm eder) Büyük tüccar kralı olduğunda o da sorgulamıştır neden meyve yediğini ama şimdi,daha 16sında bir delikanlıyken meyve onun için bir statü sembolü gibiydi. kızlara hava atmak için bir obje. Ama aklı başına geldiğinde meyve yediğine pişman olmuştu. amaan bende size hikayenin sonundan parçalar sunuyorum. Daha başlangıçtayız halbuki.

Adadan ayrıldıktan sonra eustace saçma bir şekilde krüek çekmişti. Varuvl'un iğrenç ve dökülen gemisine ulaşmak için. Gücü yerindeydi ki çok zorlanmamıştı. Eh zaten eşekler de güçlü hayvanlardır. Kürek çeke çeke gemiye ulaşmıştı. Ondan sonrası ayyaşa kalmıştı. Adanın tekine götürüyordu bu tayfayı. eustace normalde hangi ada olduğunu bilmek isterdi ama sonuçta her adada kazıklarım mantığıyla bir şey sormamıştı. Hoş,sorsaydı sarhoşun bile cevap veremeyeceğini zaten biliyordu. O da gidip varuvlun elemanlarını taze karpuz satmaya uğraşacakt. Alsınlar bu amına koduğumun karpuzlarını. çürüyercekler ibneler. Alsın artık biri de yiyek
İmza : 
''Pırlanta kalbim olsa, bozdurabilirdim onu.''

Resim

ah kazıklandınız mı umrumda değil!
Resim

Eustace : İsim:Eustace E. Edwgare
Taraf: Gezgin
Boy: 1.86
Kilo:83
Yaş: 17
Para:5.670.000 beli
Kafa Ödülü/Rütbe: 50.000.000 Beli/Kilise
Puanlar : 
Karakter Puanları;

Güç:4+1
Hız:3+2
Dayanıklılık:3
Karizma:5+3

Özel Puanlar;
Meslek:-
Dövüş Yeteneği:-
Şeytan Meyvesi: Shiri Shiri No mi (eşek eşek meyvesi): 1+2
Pasif Başlangıç Yeteneği:Aldatıcılık>Dolandırıcılık , İkna
Eşyalar : Sırt Çantası
7x:Karpuz(10ar kilo)
Fiddle( leş kargası)
1x *Fıçı Bira
Balıkçılık Seti
Kayık!(Edwgare'ın şanı)
Kılıç
5+1(açılmış) kavanoz bal

Kullanıcı avatarı Eustace E. Edwgare
OP:4S
OP:4S
 
Mesajlar: 139
Kayıt: 23 Tem 2013, 10:39

Re: [Görev-Varuvl] Müsabaka Başlasın İyi Olan Kazansın

Mesajgönderen Samwell Peter Blackwater tarih 20 Ara 2013, 20:50

Varuvl'a katılalı fazla olmasa da başımızdan binlerce olay geçtiğini iddia edebilirdim. Gerçi yalanda olmazdı... Bu olayları düşünmek, savaş ve koşuşturmadan uzaklaşmak için şuana kadar 3 günüm olmuştu. İlk önce bu boşluğu garipsemiştim. Nede olsa uzun zamandır başıma gelmeyen kalmamıştı... Neyse şimdi o konulara girersek hem sizi bildiğiniz konularda sıkmış olurum hemde lanet olasıca vakti boşa geçirmiş...

3. günün sonunda halen sessiz sedasız ilerlemekteydik. Dalga bile yoktu sadece ilerlememize yetecek kadar rüzgar ve bizim ayyaş Bruno'nun bize anlatığı kadarıyla pek yakında bir adaya varacağımızı biliyordum. Buda bir ton eğlence ve koşuşturmayı yanında getirecekti. Her zaman öyle olmamış mıdır zaten? Peki asıl sorumuz/sorunumuz neydi? Her zaman olduğu gibi: Bugün nasıl geçecekti?

Sabahtan beri yatağımda adeta bir topaç gibi dönerken hayal kurmaya çalışıyordum. Her macera hakkında hayal kuruşumda hep aynı yüzlerle karşılaşıyordum. Onun yüzü. Onların yüzü... Bir süre önce kaybetmiş olduğum arkadaşlarımın bana bakarkenki bakışları, gülüşleri ve her akşam yemekte bir fıçı rom içerken söylediğimiz şarkılar... Onları kaybedeli pek uzun olmamıştı. O yüzden bende ki yaralar daha tazeydi ve yeni yeni kapanmaktaydılar. Uzun zaman alacaktı kapanmaları ancak bir sonraki sefere bu tür yaraları almamaya gayret edecektim. Çaresiz kalmayacaktım. Başka birini daha kaybetmeyecektim...

Bir süre daha topaç gibi dönüp saçma hayaller kurduktan sonra kendime işkence etmekte olduğumu fark ettim. Eski beni yitiriyor muydum? Eskiden olsa, ahh eski günler, eskiden olsa ne kadar mutlu başlardım günüme. Adeta her gün bana verilmiş yeni bir hediyeydi o zamanlar... Her günün ayrı bir tadı vardı. Ancak bugün o klasik "pazartesi"ydi hani şu herkesin lanet okuduğuve nefret ettiği... Bende de pazartesi sendromu vardı... Durum böyle olunca güne isteksiz başlamamak elimde değildi. İşte bu yüzden HAYAL ALEMİ durumlarına düştük... Neyse kendini topla ve hemen dışarı çıkıp temiz hava al! Belki yapacağın bir iş de olur! diye düşünerekten üzerime kıyafetlerimi geçirip kamaramdan çıktım. Sabaha böyle başlamama rağmen geri kalan günüm güzel geçmişti:

Dışarı çıkınca güneşin yerinde olmadığını hissettim. Lanet olasıca bizden saklanmaktaydı. Neyse ki çoğu kişinin aksine böyle günler benim favorimdi. Bu saçma değişiklik bile beni mutlu etmiş Bak gördü mü güzel bir gün karşında! diye aklımdan geçirmeme sebep oldu. Bu düşüncelerimden sonra belkide son iki gündür ilk defa gülümsedim. Eski benliğime geri bürünmüştüm.

Dışarıda azcık nefes alırken Shun'un hayvanlarıyla eğitim yaptığını gördüm. Çocuk doğrusunu yapıyordu. Eninde sonunda o da savaşın içine girmek zorunda kalacaktı... Ya ben? Ben hep savaşın içinde olacaktım ileride. O zaman ben ne yapıyordum şu aralar? Aslında şimdi düşündüm de uzun zamandır, 2-3 gündür, ben de pek birşey yapmıyordum bu yüzden ben de antrenmanımsı bir şeyler yapmaya karar verdim. Hemen her kesten uzak pek kullanılmayan bir köşeye geçerek bir kaç şınav ve mekik çekmeye başladım. Kol formumu yerinde tutmam lazımdı, nede olsa oklar kendilerini fırlatmıyorlardı, o yüzden şınava mekikten daha çok önem vererek yapacaktım. Yeteri kadar antrenman yaptıktan sonra ise biri bana emir yada görev verene kadar her zaman yaptığım gibi bir köşede oturup oklarımı ve yayımı temizleyecektim.
Samwell Peter Blackwater
 

Re: [Görev-Varuvl] Müsabaka Başlasın İyi Olan Kazansın

Mesajgönderen Gordon Blackwater tarih 21 Ara 2013, 14:17

Halsizlik, yorgunluk ve iştahsızlık. Son üç gündür Gordon'u çevreyelen onu tanımlayan duygular bunlardı işte. Vücudunda iki kurşun, ve beyninde bir türlü kurtulamadığı bir hastalık vardı. En azından şu üç günde kurtulamadığı bir hastalıktı. İlgisizlik. İştahsızlık. Uyandığında kendilerine saldıran insanların kilise denen bir kuruluşa mensup olduğunu ve bizzat kendisini öldürmeleri için yollandıklarını öğrenmişti. O ne yapmıştı? Kendisini korumayı bırak, etrafındakilerin yardımına muhtaç duruma düşmüştü. Sonra sürüye nasıl liderlik edecekti? Onların kendisini dinlemesini nasıl sağlayacaktı? Kendini yetersiz görmeye başlamıştı. Dünyadaki herkesi yenecek kadar güçlü değildi. Bunu biliyordu zaten. Karşısına çıkan ilk zorlu rakipte yere serilmeyi hiç hesaba katmamıştı. Gordon ne kadar kendisini yetersiz görse de sürünün olayı yardıma muhtaç olanı korumak, ona yardım etmek değil miydi? Başka bir bakış açısıyla Gordon kendini savaşın merkezinde tutarak diğerlerine daha rahat savaşma şansı vermişti. Aslında bu şekilde savaşı kazanma şanslarını artırmıştı. Onun kızdığı şey diğerlerini şimdi korumak pahasına şimdi ölmek zorunda kalmasıydı. Sürüsü için ölmeye her zaman razıydı ama olgunlaşmamış yavru kurtları kendi çıkardığı bu yolculukta yalnız bırakmak onun için kabul edilemez bir düşünceydi. Onlar kendilerini geliştirene kadar her zaman öne çıkmalı ve tehlikenin merkezinde olmalıydı.

Şu son üç günde vücudundaki acının etkisiyle ve içine düşen kara hislerle çk daha sinirli hale gelmişti. Aslında bu siniri etrafındakilere hala güçlü olduğunu göstermek, hiç hasar almadığını, hala aynı kafada olduğunu göstermekti. Lakin şu üç gün boyunca içindeki kurt ona hiç fısıldamamıştı. Şeytana bir şeyler olmuştu demek ki. Etrafındakiler ona dinlenmei gerektiğini söylüyordu. Bunu duydukça daha fazla sinirleniyor ve onları önemsemedfen daha fazla bağırıyordu onlara. Artık kimsenin hislerini umursayacak durumda değildi. Puroları hiç düşmemişti şu üç gün boyunca. Biri bitmeden ötekini yakıyor, resmen etrafında bir sis bulutuyla dolaşıyordu. O sisin arkasına saklanıp herkesi ikilemde bırakıyor, kendisine söylenen en küçük lafta sisin içinden gelen cevap hep kırıcı oluyordu. Bedeni güçsüz düşmüştü. Onu tedavi edecek birine ihtiyacı vardı. Bir ada bulmak için üç gündür yoldaydılar. Görünürde birşey yoktu. Dün zavallı Bruno'yu bir daha içmemesi için iyice benzetmişti. Sanane be adam içerse içsin! Bruno'da alkolün on yılda vereceği zararı Gordon bir kaç dakika vermişti. Bruno'yu dövdükten sonra daha da halsizleşmiş daha da isteksizleşmişti. Artık herkes ondan nefret ediyormuş gibi geliyordu. Onun arkasından konuşuyor, onu nasıl liderlikten alacaklarını planlıyorlardı. Bu düşünce kafasının içinde filizlendiğinden beri artık kimseyle konşumaz olmuş sadece zamansız bağırışları kalmıştı geride.

Kendini o hapisten kurtarmaya çalışırken ve ardından bayılmasıyla başlayan o boşluk, sessizdi. Sadece sessizdi. Düşünceler yoktu. Ölüm Gordon onu görmüştü. Lakin uyandıktan sonra ilk uyuyuşunda görmeye başladığı kabuslar tüm hastalıların yanında çok daha karanlık doğa pis illetlerdi. Bu karamsar halin mimarı bu hoşnutsuzluğun efendileri kabuslardı alsında. İnsanı kendsiniden soğutan kabuslar. Gordon için kabus tekti aslında. Hareketsiz kalmak. Bir yerde hapsolmak. Kabuslarında hep bunu görürdü. Lakin bu gördükleri sadece hareketsiz kalmak ile ilgili değildi. İçindeki şeytanın ona binlerce işkence etmesine, etrafındaki herkesin ona sırt çevirmesine tanık olmuştu. İşte bunlar yüzünden gerçeklikle rüya arasındaki bağlantıyı kaybetmeye başlıyordu. Zaten kabuslar yüzünden artık uyumayı terk etmişti. Dün gece hiç uyumamıştı. Gözünün altındaki morluklar ve pis kokusu onu iyice bir ucube gibi gösteriyordu. Dik yürümüyor adımlarını yavaş ve halsizce atıyordu. Şiddetlenen tek şey öfkesi ve bağırışlarıydı.

Etrafına yadığı bu negatif enerji ile gemideki herkesi huzursuz ediyordu. Herkes işini daha bir boşa verir olmuşru sanki. Öyle olmasa bile Gordon herkesini işten kaytardığını düşünmeye başlamıştı. Sanki herkes sorumluluklarından kaçıyordu. En başta bir lider olmayı bırakıp kendisi isorumluluklarından kaçsa da bunu göz ardı edip, daha çok hatırlamak istemediği bir hatıra gibi kenera atıyor, daha fazla soğuyordu herkezden. Gordon sonsuza kadar böyle durmayacaktı elbet. Bir şeye ihtiyacı vardı. Kendini kanıtlamaya ihtiyacı vardı. Yeniden güçlü olmalıydı. İçindeki şeytanı ona yeniden fısıldaması için ikna etmeliydi. Ama ilk önce şu bedenini zehirleyen kurşunların çıkması gerekiyordu.

Şimdi elinde purosula güvertenin ortasına çökmüş kimseyi umursamadan boş gözlerle etrafına bakınıyordu. Yine aynı gri sis bulutu vardı etrafında. Kendisine söylenen en küçük sözde parlamaya hazırdı.
Gordon Blackwater
 

Re: [Görev-Varuvl] Müsabaka Başlasın İyi Olan Kazansın

Mesajgönderen Efisio Salvatore tarih 21 Ara 2013, 15:47

Lanet adadan ayrılalı uzunca bir zaman olmuştu. Mağlubiyetten geriye kalanlar ise vücudumdan asla geçmeyecek yara izleri ve eşsiz tecrübeler olmuştu. İyileşmek ve dostlarımın yanında yer alabilmek adına her bir günüm yatmakla geçiyordu. Kilo almış ve iyice hamlamıştım. Gidişatım pek pek iç açıcı görünmüyordu. Hatta savaşacak halim olmadığından dostlarımı son işlerine yalnız göndermek mecburiyetinde bile kalmıştım. Bu süre zarfında çok düşündüm. İçerisinde olduğum durum bana öyle koymuştu ki artık silkinmenin ve ayağa kalkmanın vaktinin geldiğini söylüyordum kendi kendime...

Kendimi daha dinç hissettiğim ilk sabah eski tempoma dönmek üzere çalışmaya koyuldum. Teklemediğim şınav hareketinde bile kollarımın artık beni kaldıramadığını anlamak zor olmuyordu. Her şeye rağmen vehamete kapılmadan ve yılmadan devam ettim. Sağlıklı besleniyor ve günümün yarısını spora ayırıyordum. 2 hafta içerisinde kendimi en az eskisi kadar formda ve güçlü hissetmeye başlamıştım. Kazandığım tecrübeler cabası, bizimkilerin iş sonunda aldıkları milyon beli ise bana büyük ölçüde moral olmuştu.


Şimdi mi? Yeni uyandım. Uyku mahmurluğumu üzerimden atmak için üzerime bir mont aldım ve güverteye çıktım. İlk işim gökyüzüne bakmak olmuştu. Güneş kendini gizliyor, hava ise üşütmüyordu. Bir sigara yaktım. Hemen ardından sigaramdan derin bir nefes çekerek dumanı burnumdan verdim. Gemi içerisinde yavaşça yürümeye başladım. Bazısı kendi halinde kafasını dinliyor, bazısı ise yarattığı işlerle kendini oyalıyor gibiydi. Sessizliği bozan ise millete karpuz kakalamaya çalışan kanı bozuk tüccardan başkası değildi. Gordon'un bunu hala neden gemide barındırdığını aklım almıyordu. Para hırsı illettir. Yarın bir gün başı sıkıştığında köstebeklik dahi yapmaktan geri durmayacaktır bu herif. İşte bu yüzden gözümde potansiyel hainden başka birşey değildi Eustace. En kısa zamanda icabına bakılması gerekilen bir sülüktü...

Güvertede kimseyle muhatap olmaya tenezzül etmemiştim. Belki de onları rahatsız etmek istememiştim, bilemiyorum. Zaten bizim ayyaşın söylediğine göre bir adaya varmamız yakındı. Her ne kadar sözüne güvenmek aptallık olsa da yavaştan içeriye geçecek ve son hazırlıklarımı tamamlayacaktım. İçimde buruk bir heyecan da vardı bu sefer. Bakalım nelerle karşılacaktık...
born under a bad sign

Para: 2.500.000 :Beli:
Boy: 1.86
Kilo: 80

Karakter Puanları
Güç: 5
Hız: 5
Dayanıklılık: 5
Karizma: 3

Özel Puanlar
Dövüş Yeteneği: 4
Şeytan Meyvesi: 5
Pasif Başlangıç Yeteneği: Hassas El, Dejavu Pasifi, Param yok ama Yetenekliyim!

Saldırı Listesi Link
Orta Avustralya Aborjinleri:Buljin
Fırtına Taşıyıcı:Hræsvelgr
Tanrılar Tanrısı İskandinav:Votan
Zafer Müjdecisi Gaddar:Griffon

Eşya Listesi
The Anvil: Promesa

Yanında Taşıdığı Eşyalar
The Anvil: Promesa
Sigara
Siyah Zippo


Ödüller
Büyük İş (+1)
Müsabaka Başlasın İyi Olan Kazansın (+2)
Kiliseye Merhaba (+2)
Time Skip (+1)
Çarpışmanın Ortasında (+2)


Resim
Kullanıcı avatarı Efisio Salvatore
OP:4S
OP:4S
 
Mesajlar: 101
Kayıt: 05 Eki 2013, 23:12
Skype ID: efisio_3

Re: [Görev-Varuvl] Müsabaka Başlasın İyi Olan Kazansın

Mesajgönderen OP- Anlatıcı tarih 22 Ara 2013, 18:37

Vavurl gemisinde herkes kendince bir şeylerle ilgilenmekteydiler. Ayyaş Bruno da bir köşede yine gizli gizli içiyordu, Rhubon ise içeride kafasına göre bir şeylerle uğraşıyordu. Dostlarımızın hepsi kendi kendine takılırken bir gemi gemilerine doğru gelmekteydi. Ne korsan bayrağı taşıyordu ne de denizci gemisiydi , sıradan bir yolcu gemisine benziyordu ama büyük bir gemi değildi. Gemi iyice yaklaşınca dostlarımız geminin güvertesinde beyaz bayrak sallayan bir adamı rahatlıkla fark edeceklerdi, adam Vavurl gemisine doğru bağırmaktaydı “ İyi günler dostlar mümkünse kaptanınızla konuşmak istiyorum, gittiğiniz rota ve kısa bir süre sonra ulaşacağınız yer ile ilgili”.

Diğer bir yandan ise Vavurl gemisine yaklaşan bu yolcu gemisinde henüz tanımadığımız bir dostumuz yolcu olarak bulunuyordu. Vrash isimli bu doktor dostumuzda bu gemide rota doğrultusunda ilerlemekteydi. Gözünü en son açtığında kendisini bu gemide bulmuştu, ve Vavurl gemisiyle itibarata geçmeye çalışan adam kendisine onu baygın bir şekilde bulduğunu ve gemiye aldığını söylemişti. Gemiye binmeden önce neler olduğunu ise sanırım kendisi biliyordur değil mi?



Out: Vrash yazmaya başlayabilir, ondan gemiye binmeden önce neden baygın olduğuna dair arka planı doldurmak ve konu bütünlüğünü bozmamak için fazla abartıya kaçmadan küçük bir hikaye uydurmasını rica ediyorum.
Kullanıcı avatarı OP- Anlatıcı
Anlatıcı
Anlatıcı
 
Mesajlar: 5492
Kayıt: 16 Eyl 2012, 17:52

Re: [Görev-Varuvl] Müsabaka Başlasın İyi Olan Kazansın

Mesajgönderen Eustace E. Edwgare tarih 24 Ara 2013, 20:35

Şu kuş çocuk var ya hani, efisio canım. Hah ibnenin, puştun önden bayrak tutanıydı. amcık herif büyük tüccar hakkında iyi düşünmüyordu. Allahtan eustace bunu bilmiyordu. Bilseydi yüce orakkanın seçkin bir tüccarına hakaret ettiği gerekçesiyle hemen orada kellesini alırdı bu kuşun. Söyleyin ona akıllı olsun, eustace'ın yanında böyle konuşmasın. Ciğerini söker, gordon’a yedirirdi valla tüccar kral. Sürekli bu herife kral diyorum, bir neden kral lan bu ibne, nerenin kralı diye sordunuz mu amcıklar? Bir de hikâye dinliyorsunuz şurada. Eh 7 denizin ve Edwgare adasının kralı bu herif ama o hikâye başka bir güne.

Hikâyemize devam edelim. Ayyaş içerken, korkak ne yaptığı bilinmezken ve tayfa üyeleri malca takılırken eustace pür dikkat denizi gözlemliyordu. Sanki bir şeyin olmasını bekliyordu. Eh ne beklediğini bilmiyorum ama bir gemi görünmüştü uzaklardan. Bayrağı onu normal bir gemi gibi gösteriyordu ama kim bilir belki salak bir dini inancın şeytan meyvesi avlama ekibiydi. eustace artık daha dikkatli olmalıydı. Sonuçta başına kilise tarafından ödül konmuştu. Ulan kendisi şeytan meyvesi yemese kesin meyveli avcısı olurdu. Çok para var bu işte. Acaba kiliseye arınmak için girebilir miydi? Yeteneklerini tanrının yanında kullanıp diğer şeytanları öldürmek istediğini söylese inanır mıydılar ona? Karşılaştığı yaşlı bir rahip de meyveliydi. Demek ki kendileri de şeytanlarla baş etmek için şeytan oluyorlardı. Belki yedirirdi bu yalanı eustace.

Geminin güvertesinde bir hatabullah görünmüştü. Kaptanla konuşmak istediğini falan söylüyordu. eustace bunları dinledikten sonra : Buyurun efendim, çok güzel karpuzumuz var. Bu denizin en kalitelisi. Bizi ziyaret eden insanların ağzına layık olacak şekilde lezizdir. diyerek ona karpuz satmaya çalışacaktı. Ulan mevsimi geçmeden bunları birisine çakmalıydı eustace.
İmza : 
''Pırlanta kalbim olsa, bozdurabilirdim onu.''

Resim

ah kazıklandınız mı umrumda değil!
Resim

Eustace : İsim:Eustace E. Edwgare
Taraf: Gezgin
Boy: 1.86
Kilo:83
Yaş: 17
Para:5.670.000 beli
Kafa Ödülü/Rütbe: 50.000.000 Beli/Kilise
Puanlar : 
Karakter Puanları;

Güç:4+1
Hız:3+2
Dayanıklılık:3
Karizma:5+3

Özel Puanlar;
Meslek:-
Dövüş Yeteneği:-
Şeytan Meyvesi: Shiri Shiri No mi (eşek eşek meyvesi): 1+2
Pasif Başlangıç Yeteneği:Aldatıcılık>Dolandırıcılık , İkna
Eşyalar : Sırt Çantası
7x:Karpuz(10ar kilo)
Fiddle( leş kargası)
1x *Fıçı Bira
Balıkçılık Seti
Kayık!(Edwgare'ın şanı)
Kılıç
5+1(açılmış) kavanoz bal

Kullanıcı avatarı Eustace E. Edwgare
OP:4S
OP:4S
 
Mesajlar: 139
Kayıt: 23 Tem 2013, 10:39

Re: [Görev-Varuvl] Müsabaka Başlasın İyi Olan Kazansın

Mesajgönderen Samwell Peter Blackwater tarih 24 Ara 2013, 22:41

1, 2, 3, 4... Oklarımın uçlarını, her zaman kullandığım ve uğurlu saydığım bu mavi renkli bezle, tam silmeye başlamışken bir gürültüyle yerimden kalkmak zorunda kaldım. Lanet olasıca bir adamın sesiydi bu. “ İyi günler dostlar mümkünse kaptanınızla konuşmak istiyorum, gittiğiniz rota ve kısa bir süre sonra ulaşacağınız yer ile ilgili” demişti. Aslında buna günümüze renk katan bir haykırmaydı demek daha doğru olacak. Neyse... Sesinde hafif bir tedirginlik ve heyecan vardı sanki. Yerimden tamamen doğrulup geminin ön tarafına koşmaya başladım. Koşarken aklımdan geçen tek bir şey vardı: Lanet gün renklenecek... Bir kaç saniyede gemilerin en yakın olduğu yere varmıştım...

Karşımızdaki gemide ilk dikkatimi çeken şey korsan bayraklı olmayışıydı. Eh fazlada renklenmemiş hayatımız...

Gemide ikinci dikkatimi çeken şey ise küçük olmasıydı. Aşırı iyimser ve konuşkan bir günümde olsaydım, ki o gün o günlerden biri olmuştu, o gemiye kayık derdim. Nede olsa küçüklüğümden gelen alışkanlıklarımdan biride bazen aşırı abartmamdı. Hiç sıkılmadan günlerce abartabilirdim her şeyi... Uzun süre sonra bir kes daha bu işi yapmak bana ayrı bir zevk vermişti o gün...

Elinde beyaz bayrak tutan adamdan çıkmış olacaktı az önceki haykırma. Neden mi böyle düşündüm? Çok basit geminin güvertesinde bir tek o vardı ve elinde dev kadar, beyaz bir bayrak tutmaktaydı. Beyaz bayrak hmm... Muhtemelen hiç bir şekilde dövüşmeyi düşünmüyorlardı. Bunu anlamam pek geç olmuştu her nedense! Belkide uzun zamandır ilk defa bize saldırmak istemeyen bir gemiyle karşılaştığımdan olmalı bu şaşkınlığım...

Gemiyi gören en son kişi de bendim, o yüzden en son ben varmıştım güverteye. Ancak daha kimse karşılık vermemişti kaşıda ki elinde koca bayrağı tutan herife... Olacakları beklemeye başlayacaktım ancak her zaman olduğu gibi tedirgini oynayacaktım. Karşımızdaki gemi bayraksız, yani korsan bayrağı olmayan, bir gemi olabilirdi ancak daha öncede bayrak indirmiş korsan gemileriyle karşılaşmıştım... Ve sonunda o zamanlar arkadaşım diyebildiğim herkesi kaybetmiştim. O yüzden her zaman gözlerimi açık tutacak ve savaşa hazır bekleyecektim...
Samwell Peter Blackwater
 

Re: [Görev-Varuvl] Müsabaka Başlasın İyi Olan Kazansın

Mesajgönderen Araknea Shun tarih 25 Ara 2013, 22:18

Tamamen hayali ve bir o kadarda tatlı bir rüzgar, hayallerime eşlik ederken yanımda duran küçük canlarla birlikte uzanıyordum. İlginç rüyalar, kafamın içinde oraya buraya uçuşuyor ve her geçişlerinde ince uzun izler bırakıyordu. Rastgele dizilmiş mavi-mor çizgiler kafamın içini neredeyse tamamen boyamışken bir balık içeride canlanıyor ve kafamın içinden tüm o renkli ve hüzünlü anıları suları çalkalandırarak çıkarıyordu. İçimde, o büyük ferahlık hissinin ve dalgaların huzurlu ve yavaş sesi gittikçe büyüyor ve biraz önce karşımda duran hizinlü, renkli ve bir o kadarda anlamsız hayalleri gittikçe siliyordu. Her silişte kulağıma bir ses geliyor ve beni rahatsız etmeye başlıyordu.

Gözlerimi yavaşça araladım. Hafif bir uyku mayhoşluğu içerisinde bir adamın bağırışlarını duyuyordum. Sanırım Gordon'u istiyorlardı. Belki konuşan sadece o adam olsaydı yerimde kalabilirdim. Ama yanınızda eşek gibi bağıran eşekten bir tüccar olunca o kadar da kolay olmuyor bu işler. Ayağa kalktım ve Güzelce gerinmeye başladım. Kaslarım sertleşmeye ve kemiklerim artık tamamen harekete hazır olunca etrafıma bakınmaya başlamıştım. Orta büyüklükte bir gemi ve barış dolu bir bayrak. Kim bu iyilik sever arkadaş acaba?

Bu adam neyin nesiydi acaba? "Kaptanımız buralarda ama dikkat et sinirli olabilir. Ağzındaki purolardan anlayabilirsin. Önce kendini tanıt bence." Adamı net olarak göremiyordum. Ama bize neden önem verdiğini anlamamıştım. Merak ediyordum gerçekten. Ya buraların bir tür koruyucusuydu, yada iyi empati kurabilen birisi olmalıydı. Dediklerine bakılırsa kötü bir rotada kötü bir adaya gidiyorduk. Ne güzel.
Araknea Shun
 

Sonraki

Dön East Blue

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir