[Görev - WB 46] Alavere Dalavere

[Görev - WB 46] Alavere Dalavere

Mesajgönderen OP- Anlatıcı tarih 19 Eyl 2012, 22:26

Dünya garip... Her yüzde bir hikaye var... Size şimdi bu yüzlerden daha parlak olanlarından ikisinin hikayesini anlatacağım. İki Denizci Teğmeni, Venita van Verdell ve George Murray. Geçmişleri, dünyada az çok şanslı sayılabilecek konumlarda olmaları bizi ilgilendirmiyor şimdilik. Belki başka gün anlatırım o hikayeleri de, belki kendileri anlatır size kim bilir... Onların ilk görevlerini anlatacağım size. Birbirlerine benzeyen ama aslında hiç de benzemeyen iki teğmenin kendilerini West Blue sularında bulduğu günlerde yaşanan büyük bir olayı anlatacağım.

Bu gemiyle yola çıkalı ne kadar zaman olmuştu? Bir ay, belki de biraz daha fazla... Bir ayda ne kadar şey öğrenebilir ki insan. Geminin nasıl olduğunu öğrenebilir en azından değil mi? Büyükçe bir gemileri vardı, çok top taşıyan ama hantal. Bakayım.... Bir, iki, üç... Evet, evet! Tam beş topları vardı gemilerinde. Bir önde, ikişer tane yanlarda. İki tane de yelkenleri vardı. Yavaş yavaş ilerlerdi gemileri.Kumandanları kendisine güveniyor olmalı. Ama durun! O öyle bir adam değildi... Silahların arkasına saklanıp hinlikler yapmayı seven bir adamdı daha çok. İlişkiler, ilişkiler, ilişkiler... Bu adamın ne yaptığını bilmezdiniz çoğu zaman. İş bitene kadar. İş bitince de öyle memnun kalırdınız ki kazancınızdan ses çıkarmak aklınızdan bile geçmezdi. Adı neydi... Crave! Kumandan Crave!

Bir ayları bu gemide oradan oraya gidip gerçek manada bir görev almamakla geçti Teğmenlerin. Bir adaya uğradıklarında Kumandan yanına erlerden, çavuşlardan birilerini alır ve işini halledip geri dönerdi. Neden Teğmenler emir almıyorlardı? Daha da önemlisi neden erler bile teğmenleri sallamamayı tercih ediyorlardı? Bir ay geçmişti böylece, şimdi bir adaya daha gideceklerdi. Adanın ismi her zamanki gibi muamma... Kumandan Crave'in işleri varmış! Zavallı iki teğmen, bir tanesiyle bile dost olamadıkları erlerle dolu bir gemide hayatlarını çürütecekler.. Ama durun daha hikaye yeni başlıyor..


Kumandan Crave
Resim
Kullanıcı avatarı OP- Anlatıcı
Anlatıcı
Anlatıcı
 
Mesajlar: 5492
Kayıt: 16 Eyl 2012, 17:52

Re: [Görev - WB 46] Alavere Dalavere

Mesajgönderen Venita Van Verdell tarih 19 Eyl 2012, 23:21

Venita’nın canı sıkkındı… Çoook ama çok sıkındı hem de.

“Lanet olası hödük, bok çuvalı, sersem!” diye hınçla önündeki masaya vurdu. Burnundan soluyordu resmen. Bu sık rastlayabileceğiniz bir manzara değildi. Venita sinirlerini çok rahat bir biçimde kontrol edebilirdi ama şu gemide geçirdiği zaman süresince sabrı, kendisine hâkim olmasına yeterli gelmemişti.

“Boğazından aşağı kezzap dökmeli, daha sonrada kazığa oturtmalı!”


Herhalde merak etmişsinizdir kimden bu kadar nefret ediyor diye. Gerçi nefret ediyor demek doğru olmaz asıl kullanılması gereken kelime ‘tiksiniyor’ olmalıydı.

“Crave! Seni pis domuz!”

Evet, artık öğrenmiş olmalısınız bu sözlerin kime yöneltilmiş olduğunu. Venita sinirli bir şekilde kamarasında volta atarken Kumdan Crave’ye neler yapacağı hakkında türlü türü yeni metot geliştiriyordu. Yeni görev yeri olan bu gemide onu mutlu edecek ve tatmin olmasını sağlayacak hiç iş yoktu. Bunların hepsi Crave yüzündendi.

“Belli ki bir işler çeviriyor, eminim etrafı biraz eşelersek çok büyük bir pislik çıkacak gün yüzüne. Ama ne yapmalı?” demiş ve yeniden masaya oturmuştu. Şu an öfkesi yerinin makul düşüncelere bırakıyordu. Zihnini daha hızlı çalıştırmak için masasının üstündeki kâseden biraz lokum aldı. Bunları yedikten sonra düşünmeye devam etti.

West Blue’daydılar. Dört deniz içinden en çetin ceviz olduğu bilenen yerdeydiler yani. Yüzbaşı Blackfog bu denizdeydi, daha ne olsun? 3 Bela hala yakalanamamıştı ve tüm bu hengâmenin ortasında kendileri ne yapıyordu?

“LANET OLASICA TURİSTİK BİR GEZİ YAPIYORUZ!” diyerek masasını dağıttı. Gene sinirleri boşalmıştı. Kendisini toparlamak için yanağına hafifçe bir şaplak attı. “Sakin olmalıyım, sakin olmalıyım… Ben Venita Van Verdell’im, Sunma adasından soylu bir prenses ve garip bir geçmişse sahip Verdell ailesinin mensubu… Bu yüzden çığlık atmayı kesip düşüncelerime odaklanmalıyım. Neredeyse bir şey yakalıyordum.”

Evet, bir şey yakalamasına az kalmıştı, son zamanlarda olan biten her şeyi tek tek analiz etti önce. Nereye gittikleri, ne yaptıkları, kumandanın hal ve tavırları… Kesin bir şey saklıyordu. Bundan yüzde yüz emindi. Peki, bu gizli şeyi nasıl öğrenebilirdi? Asıl önemli mesele buydu. Kumandanın kamarasına gidip ona sorsa mıydı? Hayır, Crave zeki biriydi ve Venita’nın ona karşı hiçbir gücü olmadığını bilirdi. Başka birisini bulmalıydı, zayıf bir halka…

Yanında götürdüğü erler! Onlara elbet sözü geçerdi. Eğer bu adamların ağızlarını yoklarsa işe yarar bilgiler edinebilirdi. Hemen odasını toparlayıp güverteye çıktı. Crave ile ilişkisi olduğunu bildiği kişileri tek tek bulup sorgulayacaktı. Gene o emreder ses tonunu kullanacaktı elbet. Gerekirse onları öldüresiye korkutmayı planlıyordu; İhanet suçlamaları, korsanlığa yardım ve yataklık, bilgi kaçırma ve tabii ki de Yüzbaşı Blackfog! Bu adam meslektaşları içinde bile korkuyla anılırdı. İsimi belki birkaç kilidi açmasına yardımcı olabilirdi.
Venita Van Verdell
 

Re: [Görev - WB 46] Alavere Dalavere

Mesajgönderen George Murray tarih 19 Eyl 2012, 23:37

Ha ha ! Bu sefer oldu.Sigara dumanından kalp şekli çıkarabildim.Bütün gün denedim ve sonunda başardım.Tch... Teğmen olmama rağmen uğraştığım şeye bak.Yaklaşık bir aydır bu böyle.Teğmen olduğumda atandım bu gemiye.Denizci olarak ilk başladığımda bu gemide olsaydım, hala aynı rütbede olacağım kesindi.Belki de o rütbede olmak, bu gemi için iyi sayılabilir.Kumandan durduğumuz adalarda yanına düşük rütbelileri alıyor.Gemimiz oldukça büyük ama içi boş... Denizci olarak görevimizi yapmıyoruz.Yaptığımız tek şey adalara uğramak ve kumandanın dönmesini beklemek.Babama verdiğim sözü de tutamıyorum.Gittiğimiz adalarda detaylı keşife çıkamıyorum.Elimde küçüklük fotoğrafları bulunan insanları arıyorum.Detaylı araştırmam gerek.Denizci olarak gittiğimiz adalarda bize yeterli vakit verileceğini sanıyordum.


Baktım, detaylı keşif yapamıyorum, kendi ihtiyaçlarımı karşılayıp gemiye geri dönüyordum.İlk haftalarda gemide boş boş oturmak yerine, babamın bana öğrettiklerini onlara öğretmek için çabaladım.Beni takmıyorlar bile.Hepsi kumandanın güvencesinde.Sanki eşek başıyız burada.Benden rütbesizler benim söylediklerimi hiçe sayıyorlar.Oldukça dokundu ilk haftalar bana fakat öğrenmek zorundayım.Artık bu geminin bir üyesiyim.Gemide bütün günüm, vücut geliştirmek,sigara içmek,rom içmek ve uyuklamakla geçiyor.Sıkıldım artık.Önceki adadan temin ettiğim sigara ve romlarım azaldı.Yeni adadan almam lazım.Beş paket sigaram, on gün gider.Romlarsa böyle sürerse fazla dayanmazlar.Denizcilere baş vurmadan üç yıl öncesi asıl eğitimimin başladığı zamandı.O zamanlar daha heyecanlıydı.Küçük bir ada olmasına rağmen arada korsanlar uğrardı.Bazılarını babama söyler bazılarını söylemezdim.Söylediklerimi halletmesi uzun sürmezdi.Onu gördükçe benim de içimden onun gibi denizci olmak geçerdi içimden.Bazen sinirlendiğimde aklımdan geçmiyor değil.Bu gemiden bir sonraki adadan ayrılmak ve korsanları avlayan bağımsız biri olmak.

Gap bahsetmişti bu tiplerden.Kumandan Crave... Tipimde hayır yoktu adamın.Üstüm olsa da gram saygım yoktu adama.İşimizi yapmamıza izin vermiyordu.En azından erleri eğitelim.Bu gemide işimiz zor.Son adadan ayrılalı fazla olmadı.Günler, haftalar bir araya girdi zaten.Sürekli denizde olduğumuzdan bugünün haftanın kaçıncı günü olduğunu bilmiyorum.Yeni bir adaya doğru yola çıkmıştık.Dediklerine göre yaklaştık.Bugün ya da yarın demirleyeceğiz adaya.Haritalarla aram iyi değil.Her adanın bir öncekinden daha "bizi göreve iten" olmasını beklesem de olmuyor.Bu adanın diğerlerinden farkı olmayacak.Gap... Babalık ölmüş müdür acaba ? Oldukça uzağım şu an ondan.Grand Line'ın uçsuz bucaksız bir adasında yaşıyor.Yıllarını benim eğitimim için harcadı.Ölmeden önce istediklerini yapabilecek mi ?

Boş boş durmak insanları düşünmeye itiyor.Düşündükçe daha derinlere gidiyorsun.Romların bir paketi bitmişti.Oturduğum sandalyemden kalkıp şöyle bir odama baktım.Bir aydır, tek dostum diyebilirim.Dışarının boşluğundan daha iyidir en azından.Masamın sağ taraftaki raftan bir sonraki romu aldım.Sigaram bitmek üzereydi.Romlar da... Son paketi açmıştım.Sandalyeme oturduğumda ayaklarımı uzattım masama.Romun tıpasını çıkardıktan sonra diktim kafaya.Biraz içtim.Sigaramın süngerine geldiğimi fark ettiğimde onu sigara çöpüme atıp omuzumdan pakedimi çıkardım.Daha açılmamış paketti.Belki de tasaruflu kullanmam gerekiyor artık.Çok içiyorum.Paketi yerine koyduktan sonra içkimi yudumlamaya devam ediyorum.
George Murray
 

Re: [Görev - WB 46] Alavere Dalavere

Mesajgönderen OP- Anlatıcı tarih 20 Eyl 2012, 21:24

Gemileri aheste aheste ilerlerken Teğmen Venita güvertede kağıt oynayan bir grubun yanına yaklaştı. O yaklaşırken tedirgin bir sessizlik olmuştu, bu grubun teğmeni hiç sevmediği belli oluyordu. Sanki bir an önce gitse de keyfimize baksak der gibi bakıyorlardı ona. Ama istedikleri olmamıştı. Teğmen Venita bütün hiddetiyle onları sorguya çekmeye başladı. Emirler yağdırıyor, erleri suçluyor, tehdit ediyor, meşhur Denizcilerin ismini zikrediyor ve onlardan cevap almaya çalışıyordu. Ama olmadı... Hiç bir er, onun yanına tek başına gitmeyi kabul etmediği gibi zavallı teğmene sert çıkıştılar. Kızcağız bağırıp çağırırken, arkasında kalan erlerin onunla dalga geçtiklerini, bazılarının fısıltılarla ona hakaret ettiklerini duyabiliyordu. En sonunda yerde kağıt oynayanlardan birisi ağzındaki sigarayı denize doğru fırlattı ve: "Teğmen sen değil misin? Sen Kumandana gider ne olduğunu öğrenir ve bize anlatırsın. İşin bu... Şimdi kafamızı sikmeyi bırak da işine bak!" diye bağırdı.

Teğmen George Murray tarafında işler biraz daha farklıydı. En azından gerginlik yoktu. Romlarla kafayı rahatlatan genç adam erlerle kavga etmek zorunda değildi. Beşik gibi hafif hafif sallanan gemide keyfini çatıyordu bir nevi... Her ne kadar bundan memnun olmasa da! Bu sakinlik çok uzun sürmedi ama. Birazdan sallantılar daha da şiddetlenmeye başlayacaktı. George göremiyordu, ama hava kararmaya ve yağmur yağmaya başlamıştı.

Yağmurun asıl etkisi güvertedekilere oldu elbette. Teğmen Venita ile tartışan erler, kızın karşılığını beklemeyecekti bile; artan dalgalar ve yağan yağmur içinde söve söve gemiyi hazır hale getirmeye uğraştılar. Venita güvertede tek başına kalmıştı. Ta ki, Kumandanın odasından çıkan bir erin onu ismiyle çağırmasına ve Kumandanın yanına gitmesi gerektiğini söylemesine kadar.

Benzer bir emir, odasında demlenen George'a da ulaştırılmıştı.
Kullanıcı avatarı OP- Anlatıcı
Anlatıcı
Anlatıcı
 
Mesajlar: 5492
Kayıt: 16 Eyl 2012, 17:52

Re: [Görev - WB 46] Alavere Dalavere

Mesajgönderen George Murray tarih 20 Eyl 2012, 22:36

Bu romlar çabuk bitiyor mu, bana mı öyle geliyor ? Yarısına geldim bu şişenin.Fazla vakit geçmemiş olmalıydı.Alkol sinirlenmemi azaltıyordu.Odamın sigara ve alkol karışık kokusunu derin bir nefesle içime çektikten düştüğüm duruma bir daha içtim.Bu sonsuza kadar süremezdi.Mutlaka önümüze bir korsan gemisi çıkmalıydı ya da her hangi bir sorun.Gittikçe alışıyorum bu duruma.Hoş bir şey değil, tipsize benzemek istemiyorum.Belki bu sefer adada daha fazla kalmamızı söylemeliyim.Kumandanın kabul etmeyebilir tabi ama makul şekilde açıklamam lazım.Arayışıma oradan başlayabilirim.Barlara, yaşlı esnaflara sorar, elle tutulur bilgiler edinmeye çalışırım.Gemiye bağlı olduğum için gideceğimiz adalarla sınırlı olsam da zamanı geldiğinde ben de gemi kaptanı olduğumda bütün işler değişecek.

Sadece yarım şişede bu kadar kafam dönmez ya ! Sonradan içmeyi bıraktım zaten.Bu..Bu.. Gemi sarsılıyor olmalı.Büyük dalgalara denk geldik sanırım.Geminin kaldıramayacağı bir şey değil.Ara sıra oluyor zaten.Gemideki erler hallediyor işleri.Bize yine oturmak kalıyor.Püf... Açtığım paket yarısına inecek neredeyse ! Üç tane içmişim, dördüncüsü ağzımda.Daha yakmamışım.Ağzımdan aldığım sigarayı paketine koyarken kapı çalındı.Kapıyı çalana girmesini söylediğimde içeriye erlerden biri girdi.Erin arkasından havanın kötüleştiği belli oluyordu.Yüzünü buruşturmamaya çalışan er, kumandanın beni çağırdığını söyledi.Bizi sık olmasa da çağırıyordu ama asla önemli görevler vermezdi.Erin de duyabileceği şekilde iç çektikten sonra eri gönderdim.Ayak ayak üstüne attığım masamdan ayaklarımı çekip ayağa kalktım.Altımda yırtık pırtık pantalonum var.Üstümdeyse marine kıyafeti.Üstümü başımı temizlemeye uğraşmadan odamdan çıktım.Hava kötü görünüyordu.Daha adaya varmamıştık.Kumandan acaba bu sefer hangi ayak işini isteyecek bizden ?
George Murray
 

Re: [Görev - WB 46] Alavere Dalavere

Mesajgönderen Venita Van Verdell tarih 20 Eyl 2012, 22:43

Aptallar… Aptallar… Aptallar… Şu an aklından geçmekte olan tek şey bunlardı işte. Bu adamlar, kumandalarından aldıkları destekle kendisine karşı gelebilecek kadar akıllı gibi görünüyorlardı. VBundan ötürü tüm çabası boşa gitmiş üstüne üstlük… Aşağılanmıştı. Bu heriflere layık oldukları dersi vermek istiyordu, hatta bunun için ölebilirdi bile ama şu anlık yapabileceği hiçbir şey yoktu.

Şu anlık…

“Şimdi gülebilirsiniz beyler. Ama şuna yemin ederim; boynunuza ip geçirdiklerinde ayağınızdaki tabureyi tekmeleyen ben olacağım.” Demişti kendi içinden. Adamlara sağlam bir cevap verebilirdi ama buna ne gerek vardı ne de başlayan fırtına nedeniyle yerlerinden ayrılan adamlara sesi ulaşabilirdi.

Fırtına altında tek başına kalmış ve göğe bakınmıştı. Duydukları doğruysa Yüzbaşı Oscar Blackfog’un filosunun peşinde daima bir fırtına bulutu olurmuş. Merak ediyordu, acaba yüzbaşı yakınlarda mıydı? Bu bozuk elmaları ayıklamak için gelmiş olabilir miydi? Derin bir iç çekti, gerçek bir mücadelenin içinde olmak istiyordu. Kan dökmek için değil, savaşmak için değil, güç ve hırs için değil… Layık olabilmek için… Adına, babasına ve annesine layık olabilmek için.

Ama gene mücadele edebilirdi. Kumandanları olacak o aşağılık adamı bir şekilde yenip arzu ettiği şeylere ulaşmak için kendi yolunu açabilirdi. Tek ihtiyacı olan şey ise destekti… Askerlerin desteği, gemideki diğer subayların desteği… Birileri tıpkı kendisi gibi kumandan Carte’den hoşlanmıyor olabilirdi. Acaba Teğmen George Murray bu iş için ne derdi? O da içşinde bulunduklar durumdan dolayı sıkkın görünüyordu.

Kumandan tarafından çağrıldığını duyunca ilk başta demin konuştuğu adamların onu ispiyonladığı geçti aklından. Ama o adamlar şu an fırtına ile cebelleşiyordu. Büyük olasılıkla bu başka bir mesele için yapılmış bir çağrıydı. Konunun ne olabileceği hakkında aklında herhangi bir fikir yoktu. En iyisi kumandanı izyaret edip neler olup bittiğini öğrenmekti.

Harekete geçtiğinde Geroge’u gördü. Herhalde O’da çağrılmıştı. Adamın yanına yaklaşıp selam verdi;

“İyi günler Teğmen Murray. Gününüz nasıl geçiyor acaba? “ diye sordu ve içini çekip ekledi “Benimkisi pek bir yavan…”

Adamın cevabını dinledikten sonra kumandanın kamarasına gidecek ve kapıyı çalıp girmek için izin isteyecekti. Adamı sevmiyor olabilirdi ama sonuçta üstüydü. Şahsına saygısı olmasa da taşıdığı rütbeye saygı duyuyordu.
Venita Van Verdell
 

Re: [Görev - WB 46] Alavere Dalavere

Mesajgönderen OP- Anlatıcı tarih 21 Eyl 2012, 18:25

İki teğmen farklı farklı düşünceler içerisinde Kumandan Crave'in kapısının önüne gelmişlerdi. Bir tanesi sinirini ve nefretini kendi kendine kontrol etmeye çalışmış, buna rağmen patlayacak gibi duruyor; diğeri ise içtiklerinin verdiği kafa rahatlığına rağmen kendi kendine yüzlerce plan yapmaktan geri duramıyordu. Kapının önündelerdi ve Teğmen Venita bir prenses gibi davranmak yerine bir teğmen gibi davranmayı seçti. Kapı çalma işini erkeklere bırakmayacaktı, Kumandan Crave'e duyduğu nefrete de yenilmeden içeri girmek için izin istedi. Tam bir Denizci gibi davranıyordu!

İşareti almaları uzun sürmeyecekti. "Girin Teğmenler..." Kapıyı açtıklarında Kumandan Crave'in en şık üniformalarından birisini giymiş halde beklemekte olduğunu gördüler. Neredeyse kapıda karşılamıştı teğmenlerini. "Oturmaz mısınız?" Elbette bu teğmenlerinin ondan beklediği davranış stili değildi, ama Crave'in aklında sürekli hinlikler olacağını bilecek kadar onu tanımışlardı. "Umarım geçtiğimiz bir ayda gemimize ve tayfamıza alışmışsınızdır. Hakkınızda hep iyi şeyler duyuyorum erlerimden!"

Bunu söylerken suratı ne tür hinlikler düşündüğünü saklyordu sanki. En azından bir şey açıklığa kavuşmuştu Teğmenler için, gemi içerisinde ve dışarısında yaptıkları takip ediliyordu. "Teğmenlerim benimle uzun süre kalamıyorlar maalesef..." Crave'in suratı birdenbire acınası bir hal aldı. "Ah, gemimize lanetli diyorlar! Kumandan olduğumdan beri bütün Teğmenlerimi kaybettim! Hele o sonuncular! Hele o sonuncular! İki teğmeni birden bir fırtınada sulara teslim etmek ne acı!" Sanki üzüntüden bitkin düşmüş gibi teğmenlerin oturduğu yere yakın bir sandalye çekti ve kendisini bıraktı.

"Biliyorum onlarla aramın iyi olmadığı aşikardı, ama böyle bir trajediyi kim beklerdi ki!" İki teğmen elbette Crave hakkında söylenenleri ve bundan önceki teğmenlerini öldürttüğü hakkındaki hiç bir zaman kanıtlanamayan hikayeleri biliyorlardı. "Aman neyse... Yeni teğmenlerimle yeni bir başlangıç yapacağım ben!" Kumandan şimdi tekrar gülümsüyordu ve yerinde duramayarak tekrar ayağa kalktı.

"Elimizde bir görev var, bunu sabırsızlıkla beklediğinizi biliyorum. Emirlerime uyduğunuz sürece hepimiz bundan mutlu ayrılacağız emin olabilirsiniz... Sadece benim dediklerimi yapın, ne eksik ne fazla. Ve gördüklerinizi aramızda tutun. Bir gemi dolusu Denizcinin raporuna karşı iki teğmenin raporu... Anlatabiliyor muyum? Pek işe yaramadı bugüne kadar..."

Kumandan Crave artık ciddileşmişti. İki teğmenin karşılık oturduğu sandalyelere yaklaşıp kollarını açarak ikisinin birden omuzlarına koydu. "Bir adaya gideceğiz. Yeni anlaşmalar sayesinde sadece Denizciler için silah üreten, bir demir madeni de bulunan bir ada. Maden işçileri sorun çıkartıyormuş. Tek görevimiz var, bu madencilere hadlerini bildirmek. Adaya vardığımızda ilk işimiz adanın başkanı ile bir toplantı yapmak olacak. En iyi kıyafetlerinizi giyin, aman beni rezil etmeyin. Ayrıca, başkan ne derse desin benim emirlerimi takip edeceksiniz, bunu sakın unutmayın. Zavallı eski teğmenlerimle yaşadıklarımı tekrar yaşamak istemiyorum." Konuşması biten kumandan iki eliyle iki omuza son bir defa hafifçe vurarak doğruldu.

Sonra da bitirdiği bir şovdan sonra alkışları kabul eden bir assolist edasıyla masasının arkasına geçti, konforlu görünen koltuğuna gömüldü. "A! Unuttum! Soru sormak ister miydiniz?"
Kullanıcı avatarı OP- Anlatıcı
Anlatıcı
Anlatıcı
 
Mesajlar: 5492
Kayıt: 16 Eyl 2012, 17:52

Re: [Görev - WB 46] Alavere Dalavere

Mesajgönderen George Murray tarih 23 Eyl 2012, 20:22

Yağmur devam ederken hafif ıslanmış Vandell karşıdan geliyordu.Kumandanın odasına tek çağıralacağım gün değildi bugün.Kafamla selam verirken gününün nasıl geçtiğini sordu.Kulağına yaklaşarak fısıldadım."Bu gemide günün ne kadar iyi geçebilirse o kadar iyi ! " Kapıyı çalmak için yeltendiğimde Vandell benden daha evvel davranmıştı.İçerden izni aldıktan sonra içeri girdim.Karşımda gülmeme yol açaçak kadar garip bıyıklı, sürekli hinlik düşünen kumandanımız vardı.

İçeri girdiğimizde kumandanın en şık kıyafetini giydiğini gördüm.Bizi kapının biraz ötesinde karşılamıştı.Sonrasında oturup oturmayacağımızı sordu.Bu sefer diğerlerinden daha kötü olacağı kesindi.Hinlik, aklından bir saniye olsun ayrılmayan bu adam bize bu kadar nazikliği ilk defa gösteriyordu.İster istemez oturunca konuşmasına devam etti.bizim hakkımızda erlerinden iyi şeyler duyduğunu söylüyordu.Kesinlikle yalandı.Zaten bunu farklı anlam çıkartalım diye söylemişti.Kendi gemisindeki istikbarat şebekesinin, bizi sürekli gözetlediğini ve rapor verdiğini söylüyordu.Üstü kapalı, açık açık konuşmuştu.Ağzı iyi laf yapıyordu.Konuşmasına devam edeceği belliydi.Devamında korktuğum konuşmaya başladı.Bu gemideki teğmenler buraya atandıktan bir süre sonra gizemli bir şekilde ölüyorlardı.Bunu bu gemiye atandığımda öğrenmiştim.İnsan bir ay o gemide kalınca durumun ne olduğunu anlıyor.Henüz kanıt bulamasam da bu gemideki erlerin kumandanın emriyle bunu yaptığı belliydi.Kumandana karşı çıkan her teğmen öldürülmüştü.Keşfe gelen denizcilerde ortaklaşa suskunlukla karşılaştıkları için kanıt bulamıyorlardı.Herkes aynı ifadeyi veriyordu kesin.En azından ben böyle düşünüyorum.

Teğmenlerle ilgili konuşmasını bizimle yeni bir başlangıç yapacağını söyleyerek tamamlıyordu.Bizi takip ettiğini söyleyip ucu açık tehdit ettikten sonra sıra göreve gelmişti.Nasıl pisliklerle dolu olacak galiba ? Devam etmeden önce bizi uyarmadan geçmiyordu.Onun dediklerini harfiyen yapmamızı istiyordu.Her hangi kötü olayda karargaha rapor edemeyeceğimizi de söylüyordu.Teğmenlik için en kötü gemiye atandığım belliydi.Bu adam denizci olmamalıydı.Görevimiz, denizciler için maden sağlayan köydeki maden işçilerine hadlerini bildirmemizdi.Sorun çıkarttıkları için.Bu sorunların neler olduğunu onlardan duymak isterim.Duymadan da iş yapmam zaten.Adaya ilk vardığımızda işimiz bir toplantıya katılmak olacakmış.O toplantıda neler konuşulacak ? En iyi kıyafetlerimizi giymemizi istedi.Bunu sanki doğrudan bana söylemişti.Daha iyisi yoktu ki ! Yine bu kıyafetlerle gideceğim.

Konuşması bitince bizim bir sorumuz olup olmadığı sormuştu.Sorum olmadığından Vandell'i bekleyecektim eğer onun da sorusu yoksa dışarı çıkacaktık.Odada bunalmıştım.Dışarı çıkmak istiyorum.Dışarı çıktığımızda onu odama davet edecektim.Açılmış olan rom ekşimeden içmeliyiz.Ağzımdaki içki kokusunu fark etmiş olmalı.Bu durumu konuşmak için odama geleceği kesin.O zaman konuşabiliriz.
George Murray
 

Re: [Görev - WB 46] Alavere Dalavere

Mesajgönderen Venita Van Verdell tarih 23 Eyl 2012, 21:07

Teğmen Murray hemen hemen beklediği türden bir karşılık vermişti Venita’ya. Artık bu adamın da kendisi gibi düşündüğünü biliyordu. Eh bir de bir, bu tempo ile giderse yakında tüm gemiyi avucuna alabilirdi. Ne şaka ama… Herhalde kendisi ve Teğmen Murray haricinde kumandana karşı çıkacak bir Allah’ın kulu yoktu bu koca gemide.

Kumandan kamarasına hızlı davranıp da ilk giren Venita olmuştu. İçeri adımını attığında gördüğü manzarada kendisinden daha süslü duran o sümsük kumandan olmuştu. “Hangimiz daha feminen acaba?” diye düşünmüştü içinden. Kumandan Crave onları içeriye büyük bir nezaketle davet etmiş ve oturmaları için de yer gösterdi. Ama Venita Van Verdell tüm bu gösterinin ardında olanları görebilecek kadar zekiydi. Adamın hal ve tavrı ne kadar sinisi biri olduğunu ortaya döküyordu resmen. Asıl konuya girmeden evvel rahatlamalarını sağlayacaktı güya. Sonra da onları hazırlıksız yakalayacaktı. “Ancak rüyanda görürsün.” Dedi olabildiğince sessiz bir biçimde. Ağzını kıpırdatmamıştı bile. Bu yüzden sadece hafif, anlamsız bir mırıltı yükselmişti ağzından.

Kumandan asıl konuya girdiğinde Venita onun söylediği sözleri değil, gerçekte demek istediklerini algılıyordu. Ve Crave tam olarak şunları söylemekteydi;

“Gemide gözüm üzerinizde, tüm tayfa bir açığınızı yakalamaya çalışıyor. Fazla meraklı ve burnunu her işe sokan tüm teğmenlerimi öldürdüm. Aynısını size de yapmamı istemiyorsanız kulum, köpeğim olacak; attığım her kemiğe kuyruk sallayacaksınız. Ben de sırtınızı okşarım arada bir.”

Bu adam cidden fazla kaşınmıştı. Duruşu, konuşma biçimi kendisini yenilmez ve dokunulmaz hissettiğini anlatır nitelikteydi. Kendisine Kumandan demeye cüret eden bu adamın düşüşünü görmek için silahını verebilirdi Teğmen Verdell.

Görev brifingi bittikten sonra Venita herhangi bir şey sormadı. Soru sormanın tüm gözleri üstüne çekmekten başka işe yaramayacağını tahmin ediyordu. Şimdilik uslu bir kız gibi davranması gerekiyordu. Zamanı gelince tüm bunların acısı çıkaracaktı zaten. Kumadannın izni ardından dışarı çıkarken Murray’ın soru dolu bakışlarını fark etmişti. Büyük olasılıkla kendisi ile konuşmak isteyecekti. Fakat adam leş gibi kokuyordu, oldukça hassas olan duyuları aşırı derecede rahatsız olmuştu bundan ötürü. Ama adam çağırınca gene de gidecekti, konuşacakları şeyler önemli olabilirdi.
Venita Van Verdell
 

Re: [Görev - WB 46] Alavere Dalavere

Mesajgönderen OP- Anlatıcı tarih 23 Eyl 2012, 22:03

İki teğmen de hiç ses çıkarmadan dinlemişlerdi "sevgili" Kumandanlarını. Konuşma bitince soru sormak bile geçmemişti akıllarından. Kumandan Crave böyle durumlarda rakiplerinin temkinli davrandığını anlayabilecek kapasitede olduğundan, gülüşündeki samimiyet daha da artardı. Hinlik dolu bir samimiyet. Teğmenlerine hiç bir şey söylemeden gülümseyerek iki eliyle birden kapıyı gösterdi bu yüzden. "Madem anlaştık, çekilebilirsiniz. Bir, iki saat içinde limana varmış oluruz. Siz de bu arada hazırlanın."

İki teğmen anlamlı anlamlı bakışarak Kumandan kamarasından çıktılar. Yağmur yağmaya başlamıştı, geminin gittiği yöne baktıklarında uzaklarda bir adayı seçebiliyorlardı artık. Bazı yerlerinde göğe dumanlar yükselen kara bulutlarla kaplı bir ada...
Kullanıcı avatarı OP- Anlatıcı
Anlatıcı
Anlatıcı
 
Mesajlar: 5492
Kayıt: 16 Eyl 2012, 17:52

Sonraki

Dön West Blue

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir