[Görev - WB 66] Dertli Bir Melek

[Görev - WB 66] Dertli Bir Melek

Mesajgönderen OP- Anlatıcı tarih 20 Eyl 2012, 19:04

İnsanlar her zaman etraflarındakileri belileyemezler. Sizin karakterinize uygun, sizin gibi düşünüp, sizin gibi davranan insanlar bulmanız her zaman mümkün olmayabilir. Hele ki bir Denizciyseniz ve etrafınızdakileri siz seçmiyorsanız! Ama küçük bir azınlığa kader böyle durumlarda yardım eder. West Blue sularında seyreden 66 numaralı Denizci gemisinin mürettebatı bu mutlu azınlıktandı işte. Melek gibi bir kumandanlarının olmasının yanında, erler, çavuşlar ve gemiye atanan teğmenler arasındaki uyum da muhteşemdi. Bir aile gibiydiler kısaca, herkesin birbirini sevip kolladığı bir aile...

Gemileri pek büyük sayılmazdı. Toplamda iki topları vardı, bir adet de yelkenleri. Hikayemizin ana kahramanları olan üç teğmen Kit Rhan, Pyskos Lysromnia ve Akira Hattori çok bile sayılabilirdi bu gemiye. Daha büyük gemilerin daha az teğmene sahip olduğu görülmüştü hep. Ama kader insanı bir kere kayırdı mı sonuna kadar kayırıyor işte. Neyse, hikayemize dönelim ve biraz onları inceleyelim.

Sıradan bir günün öğleden sonrasında West Blue sularının durgunluğunda ilerleyen geminin mutfağında, bir yemek masasında Kumandan "Melek" Choo, teğmenleri ve erlerin işi olmayan kısmı oturmuş şakalaşıyorlardı. Bu gemide neredeyse bütün yemekler böyle yenilirdi. Ama nedense, her gün etrafa neşe dağıtan Kumandan bugün biraz durgundu...


Out: İlk gelenler Kumandana yakın yerleri kapar :lol:

Kumandan "Melek" Choo


Resim
Kullanıcı avatarı OP- Anlatıcı
Anlatıcı
Anlatıcı
 
Mesajlar: 5488
Kayıt: 16 Eyl 2012, 17:52

Re: [Görev - WB 66] Dertli Bir Melek

Mesajgönderen Akira Hattori tarih 20 Eyl 2012, 20:58

Marine teşkilatındaki ilk günlerini geçiriyordu Hattori.Küçük bir gemiye teğmen olarak atanmıştı.Gemide , melek gibi bir komutanları vardı.Hattori o kadını gördükten sonra , insanların marine teşkilatındaki komutanları nasıl acımasız bulduğuna bir türlü akıl sır erdiremiyordu.Komutanın dışında onun gibi iki teğmen ve alt rütbeli denizciler vardı gemide.Diğer teğmenlerin tıpkı Hattori gibi hüzün dolu hikayeleri vardı.Sarı saçlı , şapka giyen Kit zengin bir ailenin çocuğuydu , kendine dahi deyip duran kıl bir tipti ve Hattori , onun neden bu zengin hayatı bırakıp denize açıldığını bir türlü anlayamıyordu , bazen onu salak olarak nitelendiriyordu içinden ; fakat ukalalığı dışında fena bir adam değil gibiydi , onca varlığını bırakıp denize açılması da yiğitçe bir hareketti Hattori’ye göre.Mavi saçlı olan Pyskos ise daha mülayim bir adamdı , arkadaşlarına çok değer verdiğini söyleyen delikanlı biriydi.Hikayesi ise Kit’inkinden daha mütevaziydi ; ama oldukça ilginçti.Sürekli etrafını korumak için güçlenmekten söz ediyordu , Hattori gücün bu adamın hayatında büyük bir yer kapladığı fikrine kapılmıştı doğal olarak.Şeytan meyvesi denen şeylerden yemişti , rüzgarı kontrol edebiliyordu.Gizemli bir adamdı.Bir de Hattori’ye eşlik eden başka bir arkadaşı daha vardı , Gölge.Komutan Choo büyüklük edip , onun güvertede özgürce uçmasına müsaade etmişti.Tabi pislikleri Hattori temizleyecek ; ama bu onun için önemli değildi.
Ancak Hattori tüm can sıkıcı hareketlerine rağmen yeni arkadaşlarını çok sevmişti.
Gemileri küçücüktü , sadece bir yelkeni ve iki topu vardı.Bu gemi tıpkı içinde çok çocuk barındıran , ufak , sobalı bir ev gibi geliyordu Hattori’ye hep.İşte bugün de bu küçük yuvadaki sıradan bir öğleden sonraydı.Yemek masasına oturmuşlardı , her zaman yemekleri beraber yerlerdi ki bu iyi bir şeydi.Yemeğinden bir iki kaşık almış , iki yanında oturan Pyskos ve Kit’e komik bir fıkra anlatıyordu.Gayet eğelenceli geçiyordu yemek , her zamanki gibi bol bol gülüyordu Hattori ; ama bugün farklı bir şey vardı.Yüreklere mutluluk serpen o yumuşak gülüş duyulmuyordu bugün , insanların üzerinde Güneş gibi doğan o komutan , gözlerinin parıltısıyla kalpleri aydınlatan o güzel kadın , bugün durgundu , fazla durgun …
Akira Hattori
 

Re: [Görev - WB 66] Dertli Bir Melek

Mesajgönderen Kit Rhan tarih 20 Eyl 2012, 22:36

Evimden yani insanların diğer deyimiyle evimden kaçtığım zaman ilk başlarda gidecek yer bulamamıştım. O an sadece kaçmayı düşünüyordum. Kaçtıktan sonra her şeyin yoluna gireceğini sanıyordum. Fakat hiç de o kadar kolay olmadığını anlamıştım. Bir dahi bile bu hayatta zorlanmadan yaşayamazdı. İşte bu yüzden benim için en uygun olan yere, kendi adaletimi tüm dünya için kullanmak amacıyla denizcilere katıldım.

Bir kaç küçük görevlerde bulunduktan sonra görevlerden bile daha küçük bir gemiye atanmıştım. Küçük ama mutlu bir gemi. İki adet topu ve bir yelkenlisiyle mütevazi bir gemi. Hele o kaptanı... Sadece gülümsemesi ile bize istediği işi yaptırabilirdi. Zaten gemide de fazla kişi yoktu. Bir kaç er ve benim gibi teğmen olan iki kişi daha. Kendi hikayeleriyle gelmiş ve kendi hikayelerini yazmak için uğraşan Akira ve Pykos. Bu gemide kaldığım sürece onlarla kaynaşmış ve az da olsa güven kazanmıştım. Hatta öyle ki hatırlamak istemediğim geçmişimi onlara anlatmıştım.

Yine güneş havada yine güvertede çalışan kişiler ve yine uçsuz bucaksız mavilik... Dünden farksız olan bir öğle vakti yaşanıyordu yine. Öğle yemeği vakti olduğu için bir çok denizci mutfaktaydı. Komutan teğmen er demeden herkes aynı odada aynı masada. Bu küçük geminin sevdiğim özelliklerinden birisiydi bu. Bizim evde ise uzun ince bir masada oturan 3 kişi ve hizmetçiler için kendi odalarında hazırlanan başka bir masa. Böyle sınıf ayrılıkların olmadığı bir ortam işte bu da denizcilere katılma sebeblerimden birisi.

Evet bugünün dünden farkının olmadığını düşünmüştüm ama bir şeyin eksik olduğu hemen belliydi. Melek Choo'nun o güler yüzü. Onun üzerimizde oluşturduğu etkinin yerini şu Akira'nın bize anlattığı fıkra tutamıyordu. Ha komik miydi komikti. Hatta bazen şaşırıyorum bu bacaksız nasıl oluyor da böyle komik fıkralar buluyor diye. Ama bugün bugün onunla işim olmazdı. Kumandanın yanına giderek "Kumandan Choo, bugün yüzünüzdeki o gülüşünüz eksik. Biliyorsunuz o gülüş bu geminin ana direği. Eğer bir sorununuz varsa söyleyin yardım edelim." daha sonra gülerek ise "Bir dahi ile başaramayacağınız iş olmaz hahahaha " dedim.
Kit Rhan
 

Re: [Görev - WB 66] Dertli Bir Melek

Mesajgönderen Pyskos Lysromnia tarih 21 Eyl 2012, 16:46

Çok sevdiğim adadan ayrıldıktan sonra, gideceğim belirli bir yer yoktu. Aslında bu çok hoşuma gidiyordu. Çünkü: Küçükken hep, o zamanlar adını bilmediğim ve mavilik dediğim denizde belli belirsiz, öylesine gezinmek isterdim. Acaba bu mavilik nereye kadar uzanıyor ? Diye düşünürdüm. Bu keyfi tadarken, önüme çıkan adalarada uğruyordum. Aslında bu da benim istediğim bir şeydi. Yaşadığım adadan başka yerler görmek, insanlar tanımak. Uğradığım adalarda iyi insanlarda gördüm , kötü insanlarda. Bazı iyi insanlar toplum tarafından kötü biliniyordu. Bazı kötü insanlar toplum tarafından iyi biliniyordu. Bu ilk başta o saf kalbime çok garip gelmişti. Bir insan kötüyse kötüdür diye düşünürdüm. Ama bazı insanlar bazı insanların kötülüklerini kendi çıkarları doğrultusunda yok sayabiliyormuş. Veya düzeninin bozulmaması için bazı kötülükleri görmezden gelebiliyormuş. Her ne kadar böyle insanlara kızsam da onlarda haklı diye düşünürdüm. Bu kötülükleri görmezden gelmeyenlerinde olduğunu ise unutmuştum. Bu kişiler ''Denizciler'' idi. Nerede kötülük görseler diğer bazı insanlardan farklı davranıp olaya göz yummuyorlardı. Bu nedenle denizcilere katılmaya karar vermiştim. Denizcilere katılırken içimde tek bir korku vardı. O da her denizcinin aynı olmaması fikriydi.

Hala bilemiyorum tüm denizciler aynı mıdır ? Ama bir şey biliyorum. En azından benim olduğum gemide aynı. Bunun için kendimi şanslı saymalıyım ki böyle bir kumandanın emrindeyim. Herkese güler yüzlü davranan kumandanımın olması beni çok mutlu etmişti. Üstüne Kit ve Akira gibi arkadaşlarımında olması benim beklentileriminde üstündeydi. Tabii ki gemideki her denizciyle dosttum ama insan aynı rütbesinde olan kişilerle daha farklı bir şekilde anlaşıyordu. Kit'in dahiliklerini vurgulaması ve Akira'nın fıkraları ile kendimi gülmekten alıkoyamıyordum. Özellikle Kit'in dahilik vurgulamaları, öldürüyordu beni resmen.

Her zaman ki gibi mutfakta neşeli bir şekilde yemek yiyorduk. Akira o komik fıkralarından anlatıyordu. Ama sanıyorum ki Kumandan'ın durgunluğu herkesin dikkatini çekmişti. Kumandan'la konuşayım mı acaba ? Diye düşünürken Kit benden önce davranmıştı. Kumandan'a ''Kumandan Choo, bugün yüzünüzdeki o gülüşünüz eksik. Biliyorsunuz o gülüş geminin ana direği. Eğer bir sorununuz varsa söyleyin yardım edelim. Bir dahi ile başaramayacağınız iş olmaz '' deyip gülmüştü. . Gene o dahiliğini vurgulamıştı. Bayılıyordum bu vurgulamalarına. Bu sözlerin Kumandan'ı neşelendirebileceğini düşünüyordum. Aslında neden bu kadar durgun olduğunuda söyleyeceğini umuyordum.
Pyskos Lysromnia
 

Re: [Görev - WB 66] Dertli Bir Melek

Mesajgönderen OP- Anlatıcı tarih 21 Eyl 2012, 18:45

66 numaralı gemi öğle yemeklerini bir süredir yaptıkları rutinde devam ettiriyorlardı. Akira'nın komik fıkraları, Kit'in insana hoş gelen kendini övmeleri yemek masasının etrafında toplananların gönüllerini rahatlatıyordu. Ama bütün bunlara rağmen Kumandan gülmediğinde hiç bir şey yolunda gitmiyordu. Herkes onun gülüşünün eksikliğini hissediyor, bir şekilde öne atılıp genç kadını güldüren kişi olma şerefini elde etmeye çalışıyordu. Ama olmadı... Ne fıkralar, ne de türlü türlü komiklikler güldüremedi genç Kumandanı. Geriye kalan tek şey, direkt olarak neler olduğunu sormaktı, çünkü biliyorlardı ki, Kumandan Choo hiç bir zaman, evet hiç bir zaman, aklından geçenleri yanındakilerden saklamazdı.

Cesareti kendinde bulup sahneyi ele geçiren Teğmen Kit Rhan olmuştu. O ana kadar düşünceli duran Kumandan birden irkildi kendisine hitap edilmesiyle. Sanki dakikalardır somurttuğunun farkında değilmişçesine inkara başladı: "Ney, ben mi? Yooo... Ben.. Değil... Normal her şey.. Sorun yok..."

Ama kısa zamanda yalan söylemeye pek alışık olmadığını farketti, hiç beceremiyordu bu işi. Üstüne üstlük bir de hapşırmıştı, yalan söylerken hep olduğu gibi. "Haaaap choooo!" Söylemeyi beceremediği yalanı uzun süre devam ettiremeyeceğini anlayınca her zamanki gibi gerçekleri anlatmaya karar verdi, en azından bir kısmını....

"Yeni görevimiz, beni kaygılandırıyor... Meşhur bir korsan tayfasının çıktığı adaya gitmemiz isteniyor bizden. Üç beladan birisi bu adaya dadanacakmış... Adayı hem eski tayfadan, hem de orayı ele geçirmek isteyenlerden kurtarmamız gerekiyor. Denizci bayrağını çekip, adayı ufak bir Denizci karargahı için hazır hale getirmeliymişiz..."


Kumandanın giderek gölgelenen yüzü, artık üzülmeden bakılamayacak hale gelmişti. Bakışlarını direkt ayaklarına dikmiş, ağlamamaya çalışarak konuşmaya devam ediyordu. "Ama biz sadece 14 kişiyiz... Bu görevi birileri ölmeden nasıl başarabiliriz ki!" Kumadanın bu kaygısı elbette tayfadakilerin gönüllerini fethetmeye yetiyordu. Ama o devam etti. "Hem orası, orası... Çok... tehlikeli..." Sanki bir şey diyecekti de vazgeçmişti son anda. Bir yandan kendine hakim olmaya ve söylemek istediğinden fazlasını söylememeye çalışıyor, bir yandan da dizlerinin üstüne koyduğu ellerini yumruk yapıp sıkıyordu. "Kesin, yüzbaşının işi bunlar..." diye fısıldadı en sonunda suratında ilk defa görülen bir nefretle.
Kullanıcı avatarı OP- Anlatıcı
Anlatıcı
Anlatıcı
 
Mesajlar: 5488
Kayıt: 16 Eyl 2012, 17:52

Re: [Görev - WB 66] Dertli Bir Melek

Mesajgönderen Pyskos Lysromnia tarih 22 Eyl 2012, 12:16

Canım Kumandan'ım. İlk başta yalan söylemeye çalışması, sonradan da gerçekleri söylemesi içimi okşamıştı. Görevi başaramamamızdan değil de içimizden birilerinin ölmesinden, zarar görmesinden korkuyordu. Bu çok güzel ve doğru bir davranıştı. Ama gel gelelim bu görev bize verildiyse gitmek zorundaydık. Bu yola çıkmadan önce bunuda düşünmemiz gerekiyordu. Kötü insanların kötülüklerine göz yumanlardan değildik biz. Biz ''Denizci'' idik. İnsanların daha huzurlu bir hayat sürmesi için bizim kötülükleri temizlememiz gerekiyordu. Elimizden geldiği kadarıyla! Her ne kadar mutlu bir aile gibi olsakta sonsuza kadar böyle gidemezdik. Elbette bize verilen zorlu görevler olacaktı. Biz ise bu zorlu görevleri atlatıp yeniden ve öncekinden daha sıkı bir şekilde birbirmize bağlanacaktık. Gerçek bir aile böyle olmalıydı. Eğer böyle yapmazsak biz sadece kendimizi avutan bir grup hayalperest olur çıkardık. Hayal kurar fakat hayalini gerçekleştirmek için en ufak bir şey yapmayan bir grup hayalperest!

Kumandan'a dönerek ''Bunları neden bize daha önce söylemediniz Kumandan'ım ? Hem bu görev her ne kadar bizim için tehlikeli olsada. Sonuçta birilerinin oraya gidip bu görevi yerine getirmesi gerek. Biliyorum insanların ölmesi acı bir şey ama bu da bir gerçek. Biz bu yola çıkmadan önce bunları düşündük. Hayatımızın riske girebileceğini biliyorduk. Şimdi bir görev verilmişse bize bu görevi yerine getirmemiz gerek.''

Kumandan'ın sözlerinden ve ifadesinden Yüzbaşı'ya kızdığı belliydi. Ama biz gitmesek bile hatta biz ölmesek bile başkaları bu göreve gidecekti. Yani eninde sonunda canlar yanacaktı. Bu görevin bize gelmesi benim bir kendime gelmeme neden oldu. Nereye kadar böyle denizlerde seyahat edecektik ki ? Eninde sonunda bir görev verilecekti bize. Aslında böyle bir görevin çok gecikmemesi hoşuma bile gitmişti. Yoksa Kumandan'ın gülüşüne , Akira'nın fıkralarına, geminin güzelliklerine öyle bağlanacaktık ki bir görev bizi bulduğunda afallayacak veya isteksiz olacaktık. Yani asıl amacımızdan sapmış olacaktık. Ki bu da bu gemide benim istediği son şey olurdu.
Pyskos Lysromnia
 

Re: [Görev - WB 66] Dertli Bir Melek

Mesajgönderen Kit Rhan tarih 22 Eyl 2012, 14:21

Kumandan Choo'ya gidip ne olduğunu sorduğumda birden irkilmişti. Sanki bizi hiç dinlemiyor kendi kafasında bir şeyleri düşünüyor gibiydi. Daha sonra ise ilk önce hiş bir şey olmadığını daha sonra yüzündeki üzüntü ifadesi gitmeden bize verilen görevi anlattı. Görevi anlatırken o kadar zorlanıyordu ki bir an için çekip gidecek sanmıştım. Görev zordu hatta dediği gibi aramızdan birlerini kaybedebilirdik. Bu küçük ailemizi kaybedebilirdim bu sefer kendi isteğimin dışında. Bu yüzden üzülmesi normaldi. Ancak yüzbaşıya karşı sinirlenmesi ilk defa öyle bir yüz ifadesini görmem işte bu beni de sinirlendirmişti. Fakat yüzbaşıya karşı hiç bir düşmanlık hissetmemeye çalıştım. Ön yargıların ne kadar insanlara zarar verdiğini bildiğim için onu tanımadan onun hakkında iyi veya kötü düşünmeyecektim.

Tam ben bir şeyler söylemeyi planlarken Pykos söze atıldı ve kumandana moral vermeye çalıştı. Ama komutanın düşüncesi doğruydu. Şimdi biz 14 kişiyiz ilk tayfa da 30-40 kişi var desek daha sonra gelen tayfa ise 40-50 kişi desek küçük bir hesapla bizim hiç şansımızın olmadığı kesindi. Tabi normal bir insan böyle düşünürdü. Ama işin sadece sayılarla bitmediği belli. Çünkü kimsenin hesaba katmadığı bir dahi var bu gemide.

"Kumandanım bu kadar üzülmeyin. Sizin sadece bir gülüşünüz bile bizim oraya gitmemiz için bir sebebtir. Hem kozlarımızı düzgün oynarsak hiç kimse ölmeyebilir de. Pykos'un dediği gibi söz konusu olan görevse biz de her zamanki gibi üstesinden geleceğiz. Siz içinizi rahat tutun ve şimdi..." dedim ve kumandanın yanağını yana doğru kaydırarak gülümsemesini sağladım. "Böyle daha iyi" dedim. Daha sonra ise saçmalamışım gibi hissettiğim için sustum. Umarım bana kızmamıştır diye düşündüm.
Kit Rhan
 

Re: [Görev - WB 66] Dertli Bir Melek

Mesajgönderen Akira Hattori tarih 22 Eyl 2012, 17:49

Out:normalde 3. Kişiden yazıyordum ; ama akışa uygun devam ettirmek için ben de 1. Kişi ağzından devam edeceğim.Bu arada ben ismimi soyadı – adı şeklinde yazmıştım yani adım Hattori bir dahaki rpleri bunu dikkate alarak yazarsanız sevinirim :lol:
Komutanın bu , insanın tüm keyfini alt üst eden haberi saklaması hiç uzun sürmemişti.Acaba söz ettiği yüzbaşı kimdi?Gemimizin meleğiyle alıp veremediği ne vardı?Bu kadar küçük bir mürettebatın iki korsan tayfasıyla birden yüzleşmesini nasıl bekliyordu?Üstelik bunlardan biri West Blue’nun en güçlü 3 korsanından biri olacaktı.Tam da ne şanslıyım derken , bu korkunç görev de nerden çıkmıştı… Neredeyse masadan hışımla kalkıp , denize atlayıp intihar edecektim ; gemimizin meleği bile kaygılanmış , suratını korkuyla nefret karışımı bir duygu bürümüştü.Böyle bir durumda biz nasıl moralimizi koruyabilirdik?Tam böyle düşünürken Pyskos : ''Bunları neden bize daha önce söylemediniz Kumandan'ım ? Hem bu görev her ne kadar bizim için tehlikeli olsada. Sonuçta birilerinin oraya gidip bu görevi yerine getirmesi gerek. Biliyorum insanların ölmesi acı bir şey ama bu da bir gerçek. Biz bu yola çıkmadan önce bunları düşündük. Hayatımızın riske girebileceğini biliyorduk. Şimdi bir görev verilmişse bize bu görevi yerine getirmemiz gerek.'' Dedi. Bu laflardan birkaç saniye sonra ise "Kumandanım bu kadar üzülmeyin. Sizin sadece bir gülüşünüz bile bizim oraya gitmemiz için bir sebebtir. Hem kozlarımızı düzgün oynarsak hiç kimse ölmeyebilir de. Pykos'un dediği gibi söz konusu olan görevse biz de her zamanki gibi üstesinden geleceğiz. Siz içinizi rahat tutun ve şimdi..." dedi Kit.Bu laflar sanki suratıma hızla çarpan bir tava gibi gelmişti.Neler düşünüyordum ben?Ne kadar korkaktım!Biz denizciydik , dünyaya adeleti biz getirecektik , insanlar bize güveniyordu , eğer ben korkarsam bu işi kim yapacaktı?! Hem bu görev başarıyla tamamlanırsa , koca bir ada halkı kurtarılmış olacaktı.Sadece bu işi başarmanın gururu ve o insanların güler yüzlerini görecek olma düşüncesi hayatlarını riske atmaya değerdi.
Korkumu gizleyerek ayağa kalktım ve “Haha demek üç bela mıdır nedir , onlarla bu kadar çabuk karşılaşacağız , terfimizi , görevimizin bu kadar başında alacağımızı hiç düşünmemiştim.” gibi hat safhada iddialı bir laf ettim suratımda oluşan hafifçe bir gülümsemeyle.Yine de it gibi korkuyordum , ancak iyi düşünülmüş , zekice bir taktik üstesinden gelebilirdi o korsanların … acaba başarabilecek miydik?
Akira Hattori
 

Re: [Görev - WB 66] Dertli Bir Melek

Mesajgönderen OP- Anlatıcı tarih 22 Eyl 2012, 18:47

O gün, o saatte yemek masasının etrafında toplanmış olan mürettebat Kumandanlarına ellerinden geldiği kadar destek olmaya çalışıyorlardı. Kumandan Choo ise, mümkün olduğunca kendine hakim olup söylenenleri dinlemeye çalışsa da büyük bir kararın eşiğinde olduğunu hissedebilecek kadar tecrübeliydi. Hikayesinin bir kısmını anlatmıştı emrindekilere, ama kim bilir neleri sadece kendisine saklamıştı? Sabırla dinledi teğmenlerini, sonra da "Evet, evet arkanızdayız!" ya da "Sizinle cehennemin dibine bile gideriz Choo-swaaaan!" diyen erlerini...

Ama sakinleşememişti, hatta söylenenler onu biraz sinirlendirmiş bile sayılırdı. Yine de ters bir hareket yapmamaya özen gösterdi, Teğmen Kit'in suratına gülümseme yapmaya kalkışmasına bile tepki vermedi. Ama herkesin söyleyecekleri bittiğinde ayağa kalkmıştı. "Bir daha böyle konuşmayın... Ölümlerinizi bu kadar hafife almayın!" dedi sert bir şekilde. Tek lokmasına bile el sürmediği yemeğini masada bırakarak mutfağın kapısına doğru ilerledi. "Benden alacağınız tek emir "Hayatta kalın!" olacaktır. İsterseniz savaştan kaçın, ama hayatta kalın! Sakın ha, benim yüzbaşıyla yaşadıklarım yüzünden öleyim demeyin!" Her adımında yapacaklarını biraz daha şekillendirmiş gibi gözüküyordu. Sanki yürüdükçe, aklındaki plan yerine oturuyordu. Kapının kulpuna elini atıp çıkacakken durup geri döndü bu yüzden. "Teğmenlerim, birazdan kamaramda sizleri bekliyor olacağım..."

Ve kapıyı açıp dışarı çıktı. Sevecen havası sanki bir anda kaybolmuştu. Yine sakindi, ama bu seferki daha farklı bir sakinlikti. Bir şeye karar vermiş bir insanın sakinliğ. Kumandan Choo mutfağı terk ettiğinde, önce bir sessizlik oldu herkeste. Sonra, erler arasında fısıltılar başladı. Herkes bu ani karakter değişiminin sebeplerini merak ediyor, bazıları Kumandan'ın sözlerinin Denizciliğe ihanet sayılacabileceğini bile söylüyordu. Sonuçta hayatlarını kullanması için genç kadının önüne koymuşlardı, o ise bu "hediye"yi hiç düşünmeden reddetmişti.

Teğmenlerin ortalığı sakinleştirip, planlarını dinlemek üzere Kumandanlarının yanına gitmeleri gerekiyordu şimdi...
Kullanıcı avatarı OP- Anlatıcı
Anlatıcı
Anlatıcı
 
Mesajlar: 5488
Kayıt: 16 Eyl 2012, 17:52

Re: [Görev - WB 66] Dertli Bir Melek

Mesajgönderen Kit Rhan tarih 22 Eyl 2012, 19:54

Bizim ardımızdan diğer erler de üzülmemesi için ona senin için canımızı veririz diyorlardı. Herkes heyecanlanmış suratındaki gülümsemeyi görmek için bekliyorlardı. Ancak tam tersi o sakinleşmemiş üstüne bize kızmıştı. Onun için hayatlarımız çok daha önemliydi. Ancak ben dahi Kit bunu anlamadığım için salak durumuna düşmüştüm. Kendime böyle söylerken bunu düşünememem aptallıktı. Ancak şimdi bu hatamı telafi etmem lazımdı. Ona gerçek düşüncelerimizi anlatmam gerekiyordu. Ancak kumandan Choo ayağa kalkmış ve mutfaktan dışarıya doğru çıkmaya başlamıştı. Tam çıkarken "Teğmenlerim, birazdan kamaramda sizleri bekliyor olacağım..." demişti. Büyük ihtimal ne yapmak istediğine karar vermişti. Çünkü bu sözleri ve odadan çıkarken attığı emin adımlar bunu gösteriyordu. Bu sırada da ben de hatamı telafi edebilirdim belki.

Kumandan çıktıktan sonra tüm mutfak sessizleşmişti. Bir teğmen aynı zamanda dahi olarak "Merak etmeyin gençler, kumandan artık kendinden emin. Bir daha kine emin olun ki eski haline dönecektir" dedim. Daha sonra ise "Hattori, Pykos hadi gidelim" dedim kendimden emin bir şekilde. Acaba kararı ne olacaktı? Ya da erlerin önünde söyleyemediği şey neydi? Yüzbaşı ile arasında olan olaylar nelerdi? En önemlisi o eski haline dönecek miydi? Bu düşüncelerle odasına doğru ilerliyordum. Kapısına geldiğimizde kapısını çalarak "Bizi çağırmıştınız Kumandan" diyerek içeriye girmek için izin istedim.
Kit Rhan
 

Sonraki

Dön West Blue

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir