[Görev-Khasar] Maskeli Balo

Re: [Görev-Khasar] Maskeli Balo

Mesajgönderen OP- Anlatıcı tarih 14 Eki 2012, 23:43

Usta Hansei... Özür dilerim, Büyük Usta Hansei, Qwashnii dediği kişilerin söylediklerini sessiz bir şekilde dinlemişti. Yüzünde tek bir duygu ifadesi ya da kas kıpırtısı olmamıştı bu sırada. Eline tünemiş yarasa kafasını ve bedenini minik tırnakları ile kaşıyordu bu arada. Hiçbir rahatsızlık emaresi göstermeden işini yapmasına izin vermişti. Söylenen sözler karşısında arkasındaki okçular rahatsızlık emaresi gösterircesine kıpırdanmış ve yüzlerini çatmışlardı.

Ama Hansei anlıyordu. Bu varlıkların ne olduğunu biliyordu, eskiler bir Qwashni’nin nasıl doğduğunu anlatırlardı. Büyük acılar ve işkencelere tabi tutulurlar, ruhlarına varan eziyetlere tabi tutulurlardı. Annitat derlerdi buna. Asla ve asla bir başkasının kendi çektikleri acıyı anlamayacağını düşünüyorlardı muhakkak. Haklılardı belki… Çok az ölümlü o tür bir acı çekip hayatta kalmış olabilirdi. Bu yüzden saygı duyuyordu onlara. Ama bir noktada aşağılandığının da farkındaydı. Hem de adamlarının yanında… Bu karşılıksız kalamazdı.

“Kızıl Kılıç bir emanet değil bir mirastır. Sadece en büyük sınavı geçene armağan edilebilen bir miras. Qwashni bize bunu bıraktığında klanım acının ne olduğunu anlamıştı, bunu hak etmişti. Şimdi siz bu mirası hak ederek benden alabileceğinizi söylüyorsunuz öyle mi? Qwashnii Kızıl Kılıcı almak için mi geri döndü? Kendimi size ispatlamam mı gerek? Öyleyse tamam, beni hiç bir insanın öldüremeyeceği kehanetinde bulunuldu ve gerçekten Qwashnii iseniz sizin beni öldürebilmeniz lazım. Kabul ediyor musunuz? Yoksa sözünüzü korkaklar gibi geri çekip kaçacak mısınız? Bilin ki Hansei avını kovalamaz!” demişti o kudretli sesi ile. Elindeki yarasa bu sesten irkilip uçmuş ve karanlıklara karışmıştı. Gomma onun yelken direklerinden birisine konduğunu duyabiliyordu.

Hansei, Gomma’ya dikkatlice baktı… Maskesinin altını göremiyordu elbet ama ‘dile’ oldukça hakimdi. Güzel bir sesi vardı. Ama söyledikleri, sözlerinin altında yatan anlam, bunlar saygı sınırlarını zorlamıştı. Bu güne kadar kendisini hiç kimseye ispat etme zorunluluğu hissetmemişti Büyük Usta adını taşıyan kişi ama halkının kültüründe yer etmiş bu şeylere karşı üstüne bir vazife yüklüymüş gibi hissediyordu. Kızıl Kılıcın hakkıyla onun olduğunu gösterecekti.

İki gemi arasındaki mesafe on metre kadar vardı. Ama Büyük Usta bu mesafeyi tek sıçrayışta aşmış ve üç Qwashnii’nin hemen arkasında üç metre kadar gerilerinde yere ayak basmıştı. Bir hayalet gibi süzülmüştü havada. Gomma dahi zar zor işitmişti bunu. Jakka ve Arakh yakından daha ihtişamlı göründüğün fark etmişti Hansei’nin. Kınından çıkmış olan Kızıl Kılıç kana susamış bir canavarı andırıyordu.

“İlk kim gelecek Qwasnii! Bir insan olmadığınızı ispatlayın ve beni öldürün!”
Kullanıcı avatarı OP- Anlatıcı
Anlatıcı
Anlatıcı
 
Mesajlar: 5488
Kayıt: 16 Eyl 2012, 17:52

Re: [Görev-Khasar] Maskeli Balo

Mesajgönderen Gomma tarih 15 Eki 2012, 12:50

"Miras..." diye mırıldandı Gomma. Şu Aheshkeliler ne acayip yaratıklardı! Khasar'ın dörtlüsüne bol bol yara izi ve acı bırakmışlardı miras olarak, ve şimdi öğrendiklerine göre dünyanın unutulmuş bir köşesindeki bu adama bir kılıç miras ediyorlardı! 12 yaşında yabandan geri dönüp Aheshke'nin nimetleri önüne sunulmuş olan Gomma olsaydı bunu öğrenen kıskanırdı bu durumu! Değiştirmek için elinden geleni yapardı hatta! Ama o dönem geride kalmıştı artık. Athdrivar'dan önceydi bütün onlar, Vojjor Qoyi'den önceydi. Vojjor Qoyi özel mülkiyete pek sıcak bakmazdı, insanın muhteşem kumaşlardan elbisesi olsa, muhteşem süslü bir gemisi olsa neye yarar ki bu? Vojjor Qoyi ipek istemez sizden, altın istemez, mücevherler istemez, güzel kadınlar istemez, süslü kılıçlar istemez! Kan ister sadece, bir şey kan akıtabildiği ölçüde değerlidir! "Belki de, bu adamın bu kadar konuşmasının tek sebebi elindekinin kan akıtmaktaki ahengidir!" diye düşündü sonra kendisine karşı gelerek. "Belki de kızıl kılıç dediği bu şey ölümün senfonisini en güzel söyleyen aletlerdendir."

Rhoa'nın sesini duydu sonra Gomma, yabancı bitirmişti konuşmasını çoktan. Tiz bir çığlık ve havalanan ufak bir bedenin çıkardığı ses.. Rhoa geri dönüyordu? Hayır, Rhoa seyrediyordu! Kendini düşünen bencil bir yaratık ancak onu besleyeni Tanrı edinir... Rhoa sonucu görmek istiyordu; Rhoa inanmak istiyordu. Rhoa belki de o gece orada bulunan tek akıllı yaratıktı! Rhoa yelken direklerinden birisine konarken arkasında bir ayak sesi işitti Gomma. Yabancı hakarete uğramıştı belli ki! Yabancı küçük görülmeye dayanamamış, ve egosu kendisinden büyük olan herkes gibi kendini kanıtlamaya girişmişti. Ve Gomma gecenin karanlığına karışan kanat çırpışlarında hissedebiliyordu olacakları. Yabancı güçlüydü, yabancı hafife alınmamalıydı. Khasar için bir tecrübe belki de bir son olacaktı bütün bunlar.

Arkasını döndü Gomma, Hansei'nin ayak seslerinin geldiği noktaya yöneldi. Gomma kılıç kullanmazdı, teke tek bir dövüşe girmezdi bu yüzden. Jaqqa da tepkisizlikle karşılayacaktı bütün bu olanları muhtemelen. Bu kanlı ayinin ana karakteri Arakh olacaktı belli ki, Khasar'ın geriye kalanı Arakh'ı seyredecek ve bir şeylerin ters gitmesi halinde müdahele edecekti sadece. "Vojjor Qoyi seni seçti Arakh!" diye bağırdı Gomma tok sesiyle. "Rhaggat Eveth'e giren bir yabancı daha var..."

Sonra kendisini bu kadar büyük gördüğü halde Grand Line'a gitmeyip de West Blue'da kalarak karşılaştığı ufak çaplı adamlara büyüklük taslayan adam ile Qoyunun kapışmasını dinlemek üzere ellerini birleştirdi. Ama kan akacaksa ilahilerle kutsanmalıydı bu ayin! Ve Gomma okumaya başladı... Korku ve Savaşın İlahisi! Aheshke diline hakim olduğu belli olan Hansei'yi etkilemezdi bu elbette, ama Arakh'ın cesaretini arttıracaktı. Hem Gomma bunu samimi bir dini bütünlükle yapıyordu, savaşın gidişatını etkilemek için değil!
Gomma
 

Re: [Görev-Khasar] Maskeli Balo

Mesajgönderen Jaqqa tarih 15 Eki 2012, 21:25

Acı, O'nu hep kendisi sahiplenmişti Jaqqa. Tüm benliğiyle kabul etmiş ve özünün bir parçası haline getirmişti farkında olmadan. Hem de en çekilmez anlarında bile... Ancak şimdi karşısında duran bu adam, halkının bilgisi ve kudretiyle dövülmüş bu kılıcı tutan bu kimse, Büyük Usta Hansei, yüzyıllar önce yaşanmış olan bir acıyı nasıl hissedebilirdi, onu nasıl sahiplenebilirdi ki? Bu yüzden Rhaggat Eveth'te, kendi gemilerinde Khasar'ın çocuklarına meyden okuyan bu adamın ağzından çıkan her şey, Jaqqa'ya ve geçmişine bir küfür gibi geliyordu. Artık kendisine daha yakın olan adamı tekrar süzdü Jaqqa. O'nu özel kılan şeyin ne olduğunu, kendine ait olmayan bir geleneği sürdürmesine neden olan şeyleri... başlayan ilahiyle birilkte sadece düşündü. Geçmişini, halkının O'nlara layık görmüş olduğu geleceği ve tekrar hatırladı neden burada olduğunu. Yinede sadece durup izledi... rakibini seçen Arakh'ın arzusunu gerçekleştirmesini.
Jaqqa
 

Re: [Görev-Khasar] Maskeli Balo

Mesajgönderen Arakh tarih 15 Eki 2012, 23:49

Ölümün birden çok kimliği vardır. Bazen bir suikastçi kimliğinde gelir ve sen farkına varmadan çöker üstüne, bazen ise "Ben geldim !" diye haykırır adeta. Şu durumda ise ikinci şık geçerliydi. Ölümün bu naraları, sıradan insanların kemiklerine ulaşabilirdi ancak yalnızca tatmin ve tahrik edici bir etmendi bu üç Aheshkeli için. Diğer Qoylara göre daha iğrenç bir kişiliği vardı Arakh'ın. Ya da belki de sadece o bu kadar belli ediyordu. Bu iğrenç kişiliği, ölüm riskine aşık yapısıyla ilgiliydi. Ona göre bir savaşta yenilme ve nihayetinde ölüm riski insana yaşadığını hissettirir ve ruhunda haz verici izler bırakırdı. Ne kadar kötü, o kadar eğlenceli...

Bu kibirli yaratığın sözlerini sonuna kadar dinlemeyi tercih etmişti genç Aheshkeliler. Her şey sıradan ve olası cümleler gibi geliyordu Arakh'a böyle bir durum için. Ancak ortada bir yanılgı varsa o da Qoyların av olduğu konusundaydı. Kendini beğenmişlik ifadelerinden nefret ederdi Arakh. Neticede bir gerçek vardı ki o da şuydu: "Ava giden avlanır."

Sözlerini bitirdikten sonra havada süzülerek Aheshkelilerin güvertesine iniş yapan adamı, ayağını yere basana kadar göz ucuyla takip etmişti Arakh. Ardından ise Gomma'nın da sözlerinin etkisiyle hem bir cevap, hem de bir susturma cümlesi olarak bir şeyler söyleme gereksinimi duymuştu. "Öyleyse ilk ben geliyorum. Ancak bu ilkin aynı zamanda son olmayacağı meçhul. Öyle değil mi ?" Kendi çapında, söylediği sözlerle ve Gomma'nın ilahisiyle özünde duyduğu güveni iliklerine kadar hisseden Arakh, kızıl kılıcın kınından çekilmesi üzerine kendi kızı Yashin'i de kınından çekmişti. Geriye sadece bu adamı ortadan kaldırmak gerekiyordu. "Bunun adil bir dövüş olmasına dikkat edin Qoyi !" şeklinde mırıldandı kafasıyla düşman gemisini işaret ederken. Sözleri ne kadar kibir dolu olsa ve kendisinin saygınlığından ve yüceliğinden söz etse de bu adamı tanımıyorlardı; bir tuzağa kurban gitmek pek hoş bir ölüm çeşidi olmazdı.

Sözlerini bitirdikten sonra çektiği kılıcıyla birlikte kontrollü bir şekilde koşmaya başladı genç Aheshkeli. Düşmanına yeterince yaklaştığında kılıcını sağ üstten sol alta doğru çarpraz bir şekilde savuracaktı rakibini yarıya ayırmak için. En azından ona saygı duyuyordu. Öldürücü yaralarının bedeninin ön kısmında olmasına dikkat ederek...
Arakh
 

Re: [Görev-Khasar] Maskeli Balo

Mesajgönderen OP- Anlatıcı tarih 16 Eki 2012, 21:14

Rhoa, üç olanın dördüncüsü... Bir hayvan olabilir belki ama oldukça zeki bir hayvan. Tabi kendi standartlarına göre. Karanlık bir dehlizde dünyaya gözlerini açtığında keskin kulaklarının ilk duyduğu ses bir çığlıktı... Bu ses hayatının sonraki zamanlarında onu yalnız bırakmayacaktı. Günler geçtikçe bu çığlığın nerden geldiğini merak etmeye başlamıştı. Irkdaşları gibi karanlıklarda saklanmak çok da hoşuna giden bir şey değildi, merak vardı içinde. Kanını içtiği kemirgenlerin ve küçük kuşların haricindeki yaratıkların kanını tatmak istiyordu. Kısaca macera düşkünü bir yarasaydı o. Uçmaya başladıktan sonra çığlığı izledi… Çığlığın geldiği yerden kan kokusu da geliyordu. Bu tattığı bir şey değildi. Heyecanı artmış ve daha büyük bir şevkle sallamıştı kanatlarını. Ve O’nu görmüştü. Zincirlerlere bağlı ve kırmızı kana bulanmış adamı. Kendisinden yüzlerce kat büyüktü. Minicik bir yarasaydı sonuçta kendisi. Ama buna rağmen adamın üstünden yayılan koku için karşı konulmaz bir açlık duyuyordu. Herhalde çığlık atmayı kesmişti ama başka bir ses geliyordu adamın dudaklarından. Bir ahenk bir melodi, o seste acıyı nefreti ve öfkeyi hissetti. Bu fısıltı gibi çıkan ses hassas kulaklarına ulaşıyor ve anlam kazanıyordu… Ama kan bu hissettiği duygundan daha cezp ediciydi. Adamın ayakları dibinde biriken kana hamle yapıp bunu kana kana içti… Ve o nadan daha başka bir şey içemeyeceğini anladı. Bu lezzete bağımlı olmuştu. Ve sese… Adamı sürekli ziyaret ettik, şarkılarına kendi sesi ile karşılık verdi… Sonra konuşmaya başladılar. Karşılığında istediği sadece kandı. İki taraf için iyi bir anlaşma olsa gerek adam buna karşı koymuyordu.

Böyle tanışmıştı efendisi olan kişi ile. Belki de aralarında ilişki efendi- hizmetkâr ilişkisinden farklıydı ama bu tabir şu an için en uygun olanıydı. Rhoa bunları gemi direğinden aşağıda olanları izlerken düşünüvermişti birden bire. Tam da Arakh kılıcını Hansei denilen adam doğru savurduğunda.

Rhoa insanları başka ürlü görürdü. Kan ve damarları hissederdi. Hansei’ninkini de görüyordu. Güçlü bir kalp ve örümcek ağı gibi bedeni kaplayan bir damar sistemi... Arakh’ın saldırısı karşısında bu görüntüde tek bir değişim bile olmadı. Sakinlik akıyordu damarlardan. Kendi kılıcı, Kızıl Kılıç ile gelen darbeyi sinek savar gibi savuşturduğunda bu sükûnet adamın yüzünde okunabiliyordu.

“En iyi saldırın bu mu? Qwashni seni gözümde fazla büyütmüş olabilir miyim?”
demişti Hansei ve bir adım ileri atmıştı. Rakibinin bloğu karışsında geri çekilmek zorunda kalmıştı Arakh. Adamın gücü bir beton duvarına vurmak gibi kemiklerini inletmişti. Rakibi saldıracak gibi durmuyordu aksine kendisinin saldırmasını bekliyordu. “En güçlü hamleni, en güçlü vuruşunu yap Qwashni! Senin ne olduğunu görmek istiyorum.” Demişti beklentisini dile getirerek.

Rhoa bu insanların hallerini merakla izliyordu. Kimin kanı dökülecek kim ayakta kalacak umurunda değildi. Onun ilgilendiği şey kandı. Taze ve daha evvel hiç tadılmamış olan bir kan. Hansei’nin kanı! Adamın eline konduğunda bir türlü onu ısıramamıştı ama bir başkası onu yaralarsa kanını içmesi mümkün olacaktı. Bunda dolayı Arakh için efendisinin tanrısına yalvarıyordu.
Kullanıcı avatarı OP- Anlatıcı
Anlatıcı
Anlatıcı
 
Mesajlar: 5488
Kayıt: 16 Eyl 2012, 17:52

Re: [Görev-Khasar] Maskeli Balo

Mesajgönderen Arakh tarih 16 Eki 2012, 22:12

İhtişamlı bir kılıç uğruna yaptığı art niyet içerikli cümleler kısa bir süre içinde büyük bir savaşın içine sürüklemişti Arakh'ı. Ancak hiçbir şeyin kolay olmadığını ve olmayacağını biliyordu. Zaten böyle olsaydı hayatta uğruna savaşmaya değecek hiçbir şey kalmamış demek olurdu. Üstelik bir arzunun değerini, onun için ne kadar mücadele ettiğin belirlerdi. Her ne kadar kızıl bir kılıç uğruna hayatını riske atsa da, bu kılıcı Hansei'nin ona basitçe ve barışçıl bir şekilde uzatması hakaretine göz yumamazdı Arakh. Kendisinin alabileceği ve hakkı olan şeyi başka birinin ona kolay yoldan sunması kabul edilemezdi bu genç Aheshkeli için. Savaşa savaşa, kanaya kanaya, öldüre öldüre... İstediğini zor yoldan alacaktı.

Adamın aşağılayıcı cümleleri normal bir insanı çileden çıkararak kontrolünü kaybetmesine neden olacak şekildeydi. O'nun istediği de buydu. Ancak Khasar'ın hissizleri için bunun, perdeye sunulmuş bir oyundan ibaret olduğu barizdi. Öfke aklı öldürürdü. Bunun farkındalığıyla hareketlerine dikkat ediyor, zihnini ve duygularını kontrol etmeye çalışıyordu Arakh. Savaşı öldüğü zaman değil, duygularına yenik düştüğü zaman tam olarak kaybederdi elbette.

Kılıç hamlesini bloklayan adamın gücünü iliklerine kadar hisseden Arakh, hayati mecburiyetten ve biraz da mantıken geri çekilmek zorunda kalmıştı. An an gördüğü karelerin, hareket ve hamlelerin parçaları birleştikçe adamın güç düzeyi ile ilgili yapboz anlamlanmaya başlamıştı. Onlara "şeytanlar" şeklinde hitap eden adam, aslında şeytanın ta kendisiydi. Ama zaten daha önce söylemişti Arakh, şeytan onların ayakçısıydı.

Adamın onu engellemesinden sonra yapması gerekenleri, daha doğrusu bir şey yapabilme imkanlarını seri bir beyin fırtınasıyla gözden geçirmişti Arakh. Tek bir kuvvet için yeterince güçlüydü bu samuray. Bu sırada boştaki eli belindeki Koyote'nin üzerine doğru yönelmişti. Ancak bir süre eline hakim olacak ve planı hakkında düşmanına bir ipucu vermeyecekti. Planını kısa sürede zihninde tamamladıktan sonra yeniden emin adımlarla rakibine doğru atıldı ve Yashin'i aynı yönden çapraz biçimde savurdu Arakh. Ancak bu kez amacı onu kesmek değildi. Hansei kılıcını, onun kılıcını bloklamak için kaldırdığında koluna verdiği gücü kesecek -bloklamanın etkisiyle geriye savrulmamak için- ve kılıcı durduracaktı. Bu anda yakalayabildiği bir anlık boşlukta ise, boştaki diğer eliyle suikast silahı olan Koyote'yi belindeki kınından çekecek ve adamın yan karın boşluğuna savuracaktı. Kim olursa olsun, ölümsüz olamazdı ya ! (?!)
Arakh
 

Re: [Görev-Khasar] Maskeli Balo

Mesajgönderen OP- Anlatıcı tarih 16 Eki 2012, 22:50

Arakh rakibinin gücünü anlıyordu artık. Hansei sadece saldırısını engelmiş olsa da, adamın iliklerine kadar güçle dolu olduğunu anlamıştı belki. Bu nedenle farklı bir teknik uygulamalıydı rakibine karşı. İki şeytanın dansıydı bu savaş ve kimin daha büyük bir şeytan olduğu ortaya çıkacaktı. Arakh’ın saldırısını hasmı gene karşılamıştı, tıpkı beklenildiği gibi. Ama gümüş bir parıltı hemen diğer taraftan Hansei’nin karnına doğru harekete geçmişti. Hafifi bir gülümseme belirdi Büyük Usta’nın suratında.

“Beni yakaldın Qwashni” dedi fısıltı gibi bir sesle. Daha sonra yere dökülen kanın sesi geldi…

Hansei bu tehlikeli darbeyi almış mıydı? Altmış altı kâhinin bir insanın elinde ölemeyeceğini söylediği kişi ölecek miydi?

Hansei bir adım daha attı ileriye doğru ve yere daha çok kan aktı.

Kılıcına güç vererek rakibini ittirdi Büyük Usta. Arakh bu güce karşı koyamayarak gene geriledi birkaç adım. Geri dönüp baktığında harekete için çok alanlının kalmadığını görecekti. Hansei onu gemiden düşürünceye kadar geri mi sürükleyecekti? Ama onun kanını akıtmamış mıydı? Bu sefer Hansei’ye baktığında göreceği şey kanlı bir sol el olacaktı. Rakibi, saldırısını eli ile karşılamıştı ve avucunun ortasında derin bir kesiğin açılmasına neden olmuştu.

“Rakibini çok çabuk anlayabiliyorsun, bunu takdir ettim Qwashni. Ama bu sefer saldırı sırası benim!” demişti Hansei ve bir adım daha atmıştı, ileri doğru. Ve kılıcını aşağında yukarıya doğru savurmuştu çok hassas bir el hareketi zar zor fark ediliyordu hamle yapıldığı sırada. Bu saldırı sadece güç değil bir teknik de içermekteydi. Bunu Arakh’ın gözleri zar zor yakalamıştı. Direk üstüne doğru gelmekte olan saldırıdan kaçması için sadece saliseler vardı.
Kullanıcı avatarı OP- Anlatıcı
Anlatıcı
Anlatıcı
 
Mesajlar: 5488
Kayıt: 16 Eyl 2012, 17:52

Re: [Görev-Khasar] Maskeli Balo

Mesajgönderen Arakh tarih 16 Eki 2012, 23:33

Rakibinin gücü hakkında beklentileri giderek daha da artıyordu Arakh'ın. Her hamlesinde onu bir fare gibi köşeye sıkıştıran Hansei'nin amacının onu denize göndermek olduğunu farkedebilmişti Arakh. Ancak o kadar kolay değildi; o kadar uzun boylu da... Az önce düşündüklerini yeniden aklına sürdü Arakh ve nasıl bir şüpheye/meraka düştüğünü anımsadı. Ölümsüz mü ? Ölümsüz olamazdı. Vücudundan akarak onu terkeden her kan damlası hayati tehlikesini artıracak durumdaydı Hansei'nin.

Elindeki öbürüne göre daha ufak olan demir parçasıyla kestiği rakibinin elinden akan kanın yere çarpış sesleri geliyordu genç adamın kulağına ve bu, onu daha da tahrik etmeye yetiyordu. "66 kâhinden söz ediyordun değil mi ? Söyle onlara evlerinde oturup şömine karşısında hayatlarının geri kalanını fal bakarak geçirsinler !" Hafifçe sırıtsa da, bunu ses tonuna yansıtmamıştı Arakh. "Rhoa ! Bu adamın kanının kokusu, tadına olan merakını katlanılamayacak derecede artırıyorsa biraz daha bekle ! Onunla işim bittikten sonra derisinin altındaki ve damarlarındaki her oluk kan senindir !" Ardından ise ona doğru atılan bir adıma ve yapılan bir saldırıya dikkatini verdi genç. Söylediği gibi, saldırı sırası ondaydı.

Yerden yukarıya doğru, alışılagelmişten çok daha hızlı bir çekilde yükselen kılıçtan sıyrılmalıydı Arakh. Ancak ne karşılayacak kadar güçlüydü, ne de rahatça geri çekilecek kadar özgür. Arkasına baktığında kutsal mavinin aşağıda onu beklediğini görecekti çünkü. Bu nedenle, adamın kılıcı yukarıya savurduğu yönün zıttı yönde yana doğru atılmaya çalıştı. Eğer Arakh, Gomma'nın ilahileriyle süslenen savaşta bu saldırıdan yara almadan kurtulabilirse Gomma'nın hayali Vojjor Qoyi'si lütfetmiş olacaktı. Belki de bir tanrı olarak ona inanmaya başlardı Arakh da...
Arakh
 

Re: [Görev-Khasar] Maskeli Balo

Mesajgönderen OP- Anlatıcı tarih 17 Eki 2012, 00:28

Hansei’nin saldırısı hızlı olmuştu ama Arakh’ın verdiği cevapta hızlıydı. Rakibinin kendisinden güçlü olduğunu bildiğinden saldırıyı bloklamak yerine kaçmayı yeğlemişti. Fakat ne yöne? Arkasında deniz vardı, öne doğru da gidemeyeceğine göre bir tek sağ ve sol yönler kalıyordu. Hansei’nin kılıcı kendi kılıcını bloke etmişti bir önceki hamlesinden ötürü. Şimdi gelen darbe kendisine göre sağ taraftan geliyordu. Ve o da aynı yönden kaçmayı deneyecek gibiydi.

Arakh kendisini yana atarken gözden kaçırdığı bir nokta vardı. O da Hansei’nin yaptığı o hafif bilek hareketi idi. Katanasını savururken o da çevirmiş olduğu bileğinin hemen ardından bedenini de döndürmüş ve ileri doğru bir adım daha atmıştı. Bu şekilde Arakh’ın tam karşısına geçmişti yeniden, üstüne üstlük Kızıl Kılıç hala ölümcül bir hızla gelmekteydi üstüne doğru. Pozisyonunu değiştirmiş olan Hansei’i bunun olacağını sezmiş gibi davranıyordu.

“Okubyōmono no Jirenma” demişti dalga geçercesine bir tonda. Korkağın İkilemi. Ve darbe boydan boya kesmişti Arakh’ı karnının sağından, kafasının sol yanına kadar…

Önce tak diye bir ses geldi. Kesilen maske yere düşmüş ve Arakh’ın suratını ortaya çıkarmıştı. Daha sonra kıyafeti açıldı ve çıplak vücudunu ortaya çıkardı. Sadece pantolonu hasar almamış gibiydi. Ve sonunda… İnce bir çizikten kan akmaya başlamıştı. Çizik o kadar inceydi ki varlığı ve yokluğu belli olmuyordu. Kan akmasaydı eğer kılıcın ona hiç değmediğini söyleyebilirdik.

“Bir korkağın ne yapacağı o kadar bellidir ki… Köşeye sıkıştığında ya sağa kaçacaktır ya sola. Ama Şeytan işinin yarım kalmasını sevmez. Sola kaçarsan Şeytan ile yüzleşirsin, sağa kaçarsan ise kılıç seni keser. Demin ettiğin laflar… Kanımın dökülmesi seni sevindirdi öyle mi! Ben kanımın dökülmeyeceğini hiç iddia etmedim. 66 kâhin de öyle… Senin hayatın boyunca dökülen kanından daha fazlası döküldü bedenimden. Şimdi bak! Senin kanın akıyor bu sefer! Kızıl Kılıç vaad edileni almak için sabırsızlanıyor. Devam edecek misin? İnsan!”

Hansei’nin özleri karanlıkta çınlarken kendi gemisindeki adamaları olanları huşu içinde seyretmekteydiler. Büyük Usta’nın kanı döküldüğünde bile kıpırdamamışlardı yerlerinden. Kim bilir, ustalarının ölmeyeceğine, yenilmeyeceğine yürekten inanmışlardı. Ya da ustalarının ölümü söz konusu dahi olsa O’nun savaşına asla müdahale etmemeleri gerekmekteydi.

Arakh ise şu sırada durumunu tam anlamıyla çözememişti diyebilirdik. Ölmüş müydü? Hayır, hala ayakta duruyor ve düşünebiliyordu. Kızıl kılıcın açtığı yara çok küçük görünüyordu ve neredeyse hiç acı hissetmiyor muydu? Bu bir yanılsama olabilir miydi? Yarasını yokladığında göreceği şey derisinin altına dahi inmeyen çok yüzeysel bir kesik olacaktı. Hansei bilerek mi onu öldürmemişti? Yoksa hamlesi mi nonu kurtaran faktör olmuştu. Bu kesin değildi, kesin olan yek şey yarı çıplak olarak rakibini karışsında ayaklata durduğuydu. Kesilen kıyafeti kollarına dolanmıştı, yerde duran ikiye ayrılmış maskenin boş gözleri sanki ona bakmaktaydı. Hansei karşında gene o vakur hali ile duruyordu. Sol elinden akan kan yerde ince bir iz bırakmıştı.

“Bitir ya da devam et! Sana bu hakkı sunuyorum.” Dedi Büyük Usta rakibine karşı ve bir adım daha attı, ileri doğru.
Kullanıcı avatarı OP- Anlatıcı
Anlatıcı
Anlatıcı
 
Mesajlar: 5488
Kayıt: 16 Eyl 2012, 17:52

Re: [Görev-Khasar] Maskeli Balo

Mesajgönderen Arakh tarih 17 Eki 2012, 17:34

Acı hissi unutulabilir miydi ? Elbette... Çocukken yaşadığınız acı verici bir olaydan sonra geçirdiğiniz travma zamanla bilinç altına gömülür giderdi. Belki de her zaman uykuyla aranızdaki bir engel olarak kalırdı. Böyleydi maskeli Aheshkelilerin durumu. Her anını dün gibi hatırlıyorlardı yaşadıkları vahşetin. Sırtlarında ses hızını geçen sırımdan yapılma cismin şaklayışları, kerpetenin ucundaki tırnaklarının derilerinden ayrılmak üzere çekilmesi, sadece kendi seslerini duydukları karanlık odalar... Her birinin acısı olduğu yerde bilinç altına gömülmeyi reddedercesine duruyordu Arakh'ın zihninde. Şimdi ise uzun zamandır yaşamadığı fiziksel hissi yeniden yaşamıştı. Bu hisse acı derse geçmişine hakaret etmiş olmaktan korkuyordu. Yalnızca histi; yalnızca küçük bir çizik...

Adamın tutarsızlıkları Arakh'ı hayrete düşürüyordu elbette. Bir an Qwashnii, bir an insan... Baktığı açıya, yaptığı hamlelere göre değişken hitaplar yöneltip duruyordu karşısındakinin şahsına. Şimdilik insandı Arakh. Ancak kim bilir, birazdan "Şeytan'ın Tanrı'sı" olacaktı belki de...

Parmağıyla adamın kızıl metalinin çizdiği derisinin yüzeyindeki kesiğin üzerinden geçti hafifçe genç adam, kanı görmek ve silmek için. Ardından kırılarak yere düşen maskesiyle birlikte ortaya çıkan yüzündeki derin hissizlik ve ciddiyet ifadesiyle kaşlarını çatarak baktı rakibinin yüzüne. "Vücudundan dökülen kan benimkinden fazla ha ? Doğru olabilir. Ama cehennemin dibinden tırmanarak yüzeye çıkan bu adamların hayatını kolay mı sanıyorsun ?!" Sözlerini bitirdiğinde kesilmiş olan paltosunu tamamen üstünden çıkardı ve ayak parmaklarının önüne fırlattı. "Bak şu vücuda ! Bunlar ne bir savaşta oldu, ne de bir kazada. Fazla küçüktük. Küçük ve masum..." Adamın gözlerini ve dikkatini çelmeye çalışmıştı bu sözlerle. Eğer rakibi, gözlerini bir anlık onun söylediği şekilde Arakh'ın vücudundaki yaralara dikerek dikkatini yitirirse bir üstünlük sağlamayı planlıyordu Arakh. Önceki hamlelere bakıldığında rakibinin refleksleri iyiydi. Gereğinden fazla iyi... Arakh da bunu rakibin aleyhine çevirmek adına bir iki basit plan yapmıştı aklından. Bu yüzden sözlerini bitirdikten sonra az önce ayak parmak ucunun önüne bıraktığı paltoyu hızlı bir şekilde bacağını kaldırarak adamın üzerine fırlattı. Bu şekilde adamın dikkati dağılacak ve görüş açısını bir anlığına kaybedecekti. Ancak elbette üstün refleksleri dolayısıyla üzerine doğru gelen paltoyu kılıcıyla parçalarına ayıracaktı. Arakh da bu fırsatı kullanarak eğilecek ve rakibinin iki bacağını da iki elindeki kılıçlarıyla yatay bir savuruşla kesmeye çalışacaktı. Rakibini doğru tanıdığın zaman işin daha kolay olurdu.

"Ölüm bir lütuftur. Vazgeçmek ise acizlik..."
Arakh
 

ÖncekiSonraki

Dön West Blue

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir