Karşılaştırma

Karşılaştırma

Mesajgönderen Cobain Lancer tarih 09 Haz 2013, 18:43

Efendim yakın arkadaşlarım'dan bir kaçına sordum lakin tam istediğim cevapları alamadım. Sİzlere 2 tane farklı tarzda anlatılmış rpler sunacağım. Sizlerden tek istediğim okuyup hangisinin daha hoş olduğunu söylemenizi istiyorum.



Cobain Lancer ile kullandığım anlatım tarzı;

Ne çılgın insanlar ? Bere takan çocuk kulağını kopmasının şaşkınlığını sadece bir saniye sürmüştü; fakat çok sürmeden kahkaha atışı ve sanki kulağı her gün yerinden kopuyormuş gibi davranması onun pislik bir mazoşist başka bir şey yapmıyordu. Sanmayın ki Lancer bu durumdan korkup geri çekilecek! aksine Lancer bu durumdan sonra dahada çok heyecanlanmıştı. Evet bu durum Lancer'ı da pislik bir mazoşist yapıyordu; fakat bu adamın aksine Lancer'ın prensipleri vardı. En azından kendini sakin tutmayı öğrenmişti; kısacası öldürme isteğine bir tasma bağlamıştı. Bere takan çocuğun aksine barda bir mazoşist daha vardı. Gözlük takan lanet herif kopan kulağı arıyordu! evet çok tuhaf bir durumdu fakat bu adamda böyle bir mazoşist'ti. Lancer ne kadar tanrıya inanmasa da en azından inananların gözünden bakınca bu adamında yaratılışın böyle olduğunu kabul ederek ona ilgi duyuyordu. Normal insanlar olsa belki bu durumda olsa düşünmeden böyle bir adam hakkında olumsuz şeyler düşünmeye başlardı; fakat Lancer aksine bu adam hakkında olumlu şeyler düşünmüştü. Evet bu size tuhaf gelebilir ama bir ayrıntıyı unutmamanız lazım! Lancer da pislik bir mazoşist. İlerde elbet onun öldürme isteğinin serbest halini göreceksiniz. İşte o zaman bere takan çocuk ile gözlüklü adamda düşündüğünüz aynı şeyleri Lancer'da da düşüneceksiniz. İşte o zaman kadar bekleyin ve Lancer'ın asıl yüzünü o zamana kadar görmeyeceğiniz için tanrıya şükredin! Neyse fazla uzattığımın farkındayım ben konuya döneyim.


Bar gibi alanda dövüşen bir insan ve bir hayvan olunca ortalık epey dağılıyordu. İşte burada barmen devreye giriyordu. Ne kadarda bu barın bu hale gelmesinin sebebi o olsa da hala işini yapması Lancer'ın bayağı bir ilgisini çekmişti. Ayrıca bu kadar iyi silah kullanan bir herifin barmen olarak çalışması Lancer'ın tuhafına gitmişti. Ayrıca bu herif Lancer'ın koruma olarak başvurduğu grubun patronun sağ kolu olması işleri iyice anlaşılmaz bir çıkmaz yola götürüyordu. Barmen yada gizemli adam ortalığı toplarken konuşmayı da ihmal etmemişti. Bir kaç konuyu açıklamıştı sadece ayrıca kulağını koparttığı adam ile hala konuşabilmesi de bu adamda da bir psikopatlık olduğunu gösteriyordu. Zaten yüzünde yaptığı şey yüzünden hiç pişmanlık olmaması kesinlikle bu adamı da az çok soğukkanlı biri yapıyordu. En azından Lancer kendi kafasında bu adamın nasıl biri olduğunu çözmüştü.



Lancer etrafı izlerken bere takan çocuk ve gözlüklü adamda oturmuştu masaya. Böylelikle Lancer'ın kafasındaki mazoşist takımı oluşmuştu. Lancer bu adamların geçmişte ne yaşadığını bilmiyordu ama emin olduğu bir şey vardı ki bu adamlar Lancer'ın ormanda yaşadığı yaşam tarzı gibi bir yaşamı olduğunu tahmin edebiliyordu. Zaten bir insan doğduğunda kötü olamaz! kötü olmayı kendisi tercih eder; ve bu adamları da bu hale getiren eminim geçmişleriydi.
En azından Lancer böyle düşünüyordu. Neyse o sırada Lancer'ın barmene sormak istediği bir şey vardı. Tam soracakken gözlüklü adam sanki lafı ağzından almışmış gibi sormuştu Lancer'ın soracağı soruyu. Tabi Lancer'ın bu sorudan sonra anladığı bir şey varsa da bu adamların aradığı şey paraydı; ayrıca bu adamların Lancer ile çok fazla ortak yönü vardı. Sırf bu yüzden Lancer bu adamlar ile tanışmak istiyordu. Masada oturan herkese soracaktı bu soruyu ama asıl cevap almak istedikleri bere takan çocuk ve gözlüklü adamdı. Bu yüzden onlara bakarak soracaktı bu soruyu.

" Benim adım Lancer! peki ya sizler ?"


Konuşurken elinden geldiğince güler yüzlü olacaktı fakat onun gülüşü normal bir insanı korkutacak türdendi. Bu yüzden sert bir tepki alabilirdi Lancer, ama pek umurunda değildi tek istediği bu adamların isimlerini öğrenmekti.





Buda yeni farklı bir tarzda yazılmış anlatım tarzı;
Gözleri her zaman ki gibi göklerdeydi genç psikopat adamın. Her zaman ki gibi ağzı susmuş gözleri konuşuyordu. Erken saatlerden beri ayaktaydı belkide hiç uyumamıştı. Belkide saatler boyunca güvertenin en uç köşesinde gökyüzünü izliyordu. İnsanlara göre tuhaftı çünkü kimseyle konuşmazdı. Sadece gözleri konuşurdu, o korkutucu gözleri...

Nedeni bilinmez ki bu tuhaf adamı arkadaş olarak gören biri vardı. Ürkütücü olan bu adamın içinde bir yerlerde iyilik olacağını düşünen sırf böyle düşündüğü için tuhaf bir arkadaşı vardı psikopat gencin. İnsanların tuhaf olması için sadece psikopat olunmaması gerektiğini normal bir insan gibi görünen bir insanında tuhaf olabileceğini kanıtlamıştı bu genç gözlüklü adam. Psikopat genç'in bu adamı arkadaş olarak görmesi ve ona değer vermesinin nedenlerinden biride buydu belkide.

Uzun saatler sonucu güvertedeki adamların ayak seslerini artık beynine kazımış ve güverteye çıkacak olan herhangi birinin ayak sesini fark edecek düzeye gelmişti Psikopat adam. Gökyüzüne bakmasının sebebi belkide dakikalar sonra toplanacak olan kara bulutlardı. Belkide fırtınanın gelip insanların canını almasın dört gözle bekliyordu. Tuhaftı bu psikopat adam. Onun için insanların acı çekerek ölmesi yeterliydi. İsterse bunu kendisi yapsın isterse bunu insanların değerli tanrısı yapsın fark etmeyecekti onun için.

Görevi bir grup genç amatör katili öldürmekti genç psikopat adamın. Aslında gereksizdi bu görev onun için. Hükumet belkide bu genç psikopat teğmen için en yanlış görevi seçmişti. İnsanlara acı veren insanları öldürmek istemezdi bu psikopat adam ama yapacak başka bir şeyi de yoktu. Öldürmek zorundaydı. Aslında onun için o kadar kötü bir durum değildi. Sonuçta yine insan öldürecek ve yine insanlara açı çektirecekti. İşte buydu onu bu görevde ayakta tutan sebep.

Gökyüzünde kara bulutlar toplanmaya başladığında artık gök yüzüne bakmayı bırakmıştı. Saatlerini sadece kara ve korkutucu bulutların gelmesi için harcamıştı bu psikopat adam. Gökyüzüne uzun süre baktıktan sonra insanların arasına yeniden dönmek onun öldürme duygusunu tazelemişti. Ama bu güvertede bulunan insanları öldüremeyeceğini biliyordu. Eğer öldürürse başı belaya girecek belkide bir daha hiç insan öldürmeyecekti. İşte buydu onu güvertedeki insanları öldürmekten alı koyan.

Sapsarı gözleri insanları bulanık gösterirken tek dostu olan adam seslenmişti ona. Aslında cevap vermeyecekti Psikopat adam ama gözlerini yeniden gökyüzüne kaydığında içinde bir yerlerde cevap verme gereksimi duymuştu. Sadece teğmenin duyacağı bir şekilde açığa çıkartacaktı korkutucu sesini ve korkutucu bir gülümseme ile cevap verecekti arkadaşına." Birazdan insanlar ölecek ve bunun sebebi tanrı olacak. Güzel bulutlar, güzel bulutlar." Buydu onun söyleyecekleri işte.
Cobain Lancer
 

Re: Karşılaştırma

Mesajgönderen Zarce Alcio tarih 09 Haz 2013, 18:48

Kesinlikle ikinci yazım tarzı.
Zarce Alcio
 

Re: Karşılaştırma

Mesajgönderen Gladius tarih 09 Haz 2013, 19:07

Uğurcum selamlar, ben bir fark göremiyorum. :)
Gladius
 

Re: Karşılaştırma

Mesajgönderen Arius Reti tarih 09 Haz 2013, 20:02

Kesinlikle 2.
Arius Reti
 

Re: Karşılaştırma

Mesajgönderen Cobain Lancer tarih 10 Haz 2013, 18:27

Fikirlerini söyleyen herkese teşekkür ediyorum. İlk konuyu bitirip ikinci konuya geçebilirsek ikinci yazım tarzı ile devam edeceğim artık. 8-)
Cobain Lancer
 


Dön Kurgular

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir