Blaidd

Blaidd

Mesajgönderen Blaidd tarih 22 Şub 2021, 16:29

İsim: Blaidd

Yaş: 20

Cinsiyet: Erkek
Irk: İnsan
Taraf: Yönetim Kişisi (Skaði Tayfası)

Bölge:

Görünüm:
Resim


Kişilik: Hırs. Blaidd içinde fırtınalar kopan, adımlarını keskin bir kararlılıkla atan ve tüm odağı hedefte olan yoğun biridir. Acımasız olsa da güç sahibi olana saygı besleyen, zayıfın ise güçlenmesi gerektiğini düşünür. Esnek bir zekası vardır. Sabit kalıplar yerine dünyayı değişken kabul eder. Mücadeleyi sever , kanında vardır. Lakin bu mücadeleci tavrı onu zor koşullar altına atabilir. Asıl sadakati kendinedir, yardım almak, akıl danışmak pek işine gelmez. Açgözlü değildir lakin gururlu ve öfkeli olduğu apaçık ortadadır.

Geçmiş: Her varlığın ilk karşılaştığı olgu kaderini belirler. Görünmez zincirlerle bağlar ve ömrünün sonuna kadar yanından ayrılmaz. Blaidd için bu soğuktu. İnsanı tir tir titreten, adeta ruhunu söküp atmasını sağlayacak kadar itici bir soğuk. Yüzyılın en soğuk gününde doğmuştu Blaidd ve bunun tam zıddı bir şekilde ruhu bir volkan gibi cayır cayır kaynıyordu. Doğum anında öyle bir ağlayışı vardı ki sanki bir yaratık bir mahlukatın çığlıkları gibiydi.

Doğduğu ada bilakis soğuk ve tehlikeli garabetler barındıran bir adaydı. Çeşitli grotesk ırklarla ve çok vahşi hayvanlara ev sahipliği yapıyordu. Hayatta kalmak sadece yeterince evrilmiş olanlara ait bir meziyetti. Blaidd’in ebeveynleri saygı duyulan akıncılardı. Kanında mücadele vardı, öfke vardı ve en önemlisi kararlılık vardı. Ada çeşitli kabilelere ev sahipliği yapıyordu. Çoğu kabile deniz aşırı akınlara gidip köle ve zenginlik elde etme peşindeydiler. Kendi içlerinde çok nadir kavga eder, sadece bazı aileler arası kan davaları baş gösterirdi. Blaidd anne ve babasını bu kan davalarından birinde, haksız olarak pay aldıkları öne sürülen bir akın sonrası kaybetmişti. Henüz beş yaşlarında olsa da bu içinde yana alevi sadece daha da harlamıştı. Bu olaydan sonra kendi kabilesinin şefi ona sahip çıkmış, bir savaşçı olarak büyümesi için elinden geleni yapmıştı.

Blaidd’in hayatına çok önemli biri girmiş olmuştu böylece. Şefin kızı Alva. Gece gibi saçları ve ceylan gibi figürüyle Blaidd kendini ona çok kaptırmıştı. Onunla zaman geçirmek, sesini her duyduğunda tatlı bir irkilişle huzuru yakalamak… Ormanlarda dolaşırken çiçek denizlerinin arasında onu süzülürken görmek Blaidd’in içindeki alevi sadece bir afet olmaktan çıkarıyor onu yaşatan, anlam katan bir araca dönüştürüyordu. Yaktığı yerde yeni tohumlara yer açan, gölgeleri defeden kutsal bir şeye.

Ne şans ki Alva tek yoldaşı değildi. Alva’nın koruması, şefin kölesi bir Jötnar, adı Baleygr. Blaidd her daim bu varlığın azametine hayran olmuştu. Türü her ne kadar köleleştirilip farklı işlere koşturulsa da görmeye değer niteliklere sahiplerdi. Babacan tavrı ve sıcak yapısıyla adeta onun için kaybettiği babasının yerini dolduruyordu. Aralarında bir bağ oluşmuştu. Sevginin de ötesinde ikisini de bağlayan Alva’ya duydukları koruma ihtiyacı onları yüzeyin çok ötesinde bağlamıştı.

Blaidd on üç on dört yaşlarında akınlara katılmaya başlamış ve Aydınlık olan tanrıçaları için zafer kazanma yolunda ilk adımlarını atmaya başlamıştı. Kabiliyeti çeviklik ve keskin bir zeka üstüne olduğu için göğüs göğüse muharebede alt edebileceği türden düşmanlara yöneliyordu. Silahlar hızına yetişemiyor, kılıçlar sadece sıyırabiliyordu onu. Kısa sürede adı bilinir olmuş, kendisinden övgüyle bahsedilir duruma gelmişti. Bu durum Blaidd için hem Alva ile olan ilişkisinde hem de kendi özsaygısını kazanmasında yararlı olmuştu. Blaidd zafer hırsını tattıktan sonra geleceğine daha yıkıcı bir bakışla bakmaya başladı. Öldürmek zevk almasa bile içinde bir irkilme yaratıyordu Alva’nın yarattığına benzer. Tanrıçalarına çok bağlı değildi . O öldürmeyi emretse de ve adada ki bir çoğu için sadece onun emri yetse bile Blaidd için kişisel bir işti bu. Kendi hırsını doyuran, nefretini körükleyen bir olaydı. Sonuçta kanında vardı.

Her şey çok sıradandı akın, Alva, ziyafet ve ölüm. Blaidd tabu olanı hiç düşünmemişti. Gizli olanı. O kendi kültürünün aydınlık kısmında var olan biriydi. Ama gölgeler çok uzun zamandır gizli olanı koruyorlarken yavaş yavaş bir noktada toplanmaya başlamışlardı. Tüm adada şamanlar zamanın sonunun geldiğinden bahseder olmuşlardı. Tanrıçaların dönüm noktası yaklaşıyordu. Bin yıllık bir zamanın ardından gölgelerin savaşçısı doğup zamanın sonunda tüm doğmuşlara zafere giden yolu gösterecekti. Blaidd için bu safsata gibi geliyordu. İnsanları korkutmak için bir dalavere. Lakin bir gün bir şafak vakti büyük bir curcuna uyandırdı Blaidd’i. Kabile meydanında bir çığırtkan “Bulundu!” diye çığırıyordu. Gölge savaşçının sureti ele geçirilmişti. Adanın en kabiliyetli şamanı ve denizcisi uzak bir ülkede bir mücadele sonucu ele geçirmişleri şeytani meyveyi. Tüm kaderleri yeniden dokuyacak o lanetli zıkkımı.

Meyveyi yiyecek savaşçıyı seçmek için tüm kabileler toplanacak , Güneş yerini Gölgeye bırakırken çeşitli mücadeleler sonucu seçeceklerdi şanlı olanı. Blaidd hırsına yenik düşmüştü. İçindeki alev seçilmiş olması gerektiğini ona her daim fısıldarken bu fırsatı kaçırmak ölümle eş değer olmalıydı. En başta tüm kabilelerden ismi bilinen savaşçıların isimleri okundu. Blaidd de onlardan biriydi. On kişi civarındalardı. İlk mücadele derin ormanlardan birinde 10 gün hayatta kalmaktı. Lakin gidecekleri orman sıradan bir orman değil yaşamla ölüm arasında sıkışmış tayfların eviydi. İnsanı yavaş yavaş deliliğe sürüklerdi bu menfurlar. Kişide bir irade var olmalıydı. Çelikten bir irade. Blaidd’de ise bir iradeden fazlası vardı, bir volkan vardı, ilkel bir ateşin çocuğuydu o. Avlanmak kolaydı, zaten hızı rüzgar gibi olan Blaidd için küçük hayvanları yakalamak zor olmuyordu. Büyük veya kurnaz yırtıcıları gözlemin rengini kullanarak tespit etmesi ve varlığını gizlemesi gerekiyordu. Birkaç gün böyle geçtikten sonra asıl sınav başlamıştı. Zihinler arasında bir muharebe. Kimileri der ki bu tayflar aslında kişiye kaderini gösterirmiş, öldürdüğü her insanın acısını katlar, kırdığı her kalp için bir hançer saplarmış arkadan. Blaidd çeşitli sanrılar görmeye başlamıştı bile, ölüm ve diriliş. Yıkım ve çöküş. Lakin Blaidd için bunların verdiği ıstırap onu körüklüyordu sadece. Lakin son günlerin birinde zihni ona korkunç bir oyun oynadı. Sevgili Alva’sını nehir boyu bir kayıkta yatarken gördü. Bir okçu ateşle kapladı okunu ona fırlattı ve sevdiceğini sonsuzluğa yanarken gittiğini gördü.

Lakin yine de Blaidd ormandan hayatta çıkmayı başardı. Zihni bükülmüştü evet ama hırsı dokunulmamıştı. Sayıları üçe düşmüştü. Kimisi gün sayısı olmadan kaçmış kimisi de hiç çıkamamıştı. Sırada dövüş vardı. Üçlü arasında ölümcül bir hengame. Blaidd zafer hırslıyla tutuşurken durdurulamaz bir nesne gibiydi. Ve dövüş başladığında şimşek gibiydi. Daha ilk saniyelerde bir rakibi alt etmeyi başarmıştı. Blaidd’in sarsılmaz gücü karşısında diğer rakibi korkakça pes etmişti.

Muzaffer olan Blaidd artık biliyordu, kendi kendini aşmış ve yeni çağın önderi olacaktı. Heriye kalan tek şey meyveyi yiyip sınırsız bir silaha dönüşmekti. Lakin Yılkı tapınağın adım attığında meyveyi tutan rahibe ona delici bakışlar atıyordu. Son sınavın geldiğini söyledi. Lakin Blaidd şaşırmıştı zaten muzaffer olmuşken hala sınanmak hoşuna gitmemişti. Bir anda birisi eline bir bıçak tutuşturdu. Bir kurban merasimi bıçağı. Ve sunağın ortasına birini getirdiler yüzü kapalıydı. Blaidd’in kalbi hızla atmaya başladı. Ve yüzü açıldığında işte o oradaydı. Alva. Rahibe sert bir sesle merasimi gerçekleştirmesini söyledi. Ne Alva bir şey söyledi ne de Blaidd. Bükülen zihninde bir ışık yandı. Hırs ah o hırs yok mu? Hani o tarlaları biçen orakların biçtiği gibi biçti tüm merhametini Blaidd’in. Yavaşça yaklaştı Blaidd ve son bir öpücük kondurdu sevgilisine. Ardından kan ve ölüm kapladı sunağı. Doğmaya çok yakındı gölge savaşçı. Yıkımın sureti olmaya ramak kalmıştı. Rahibe elinde meyveyle geldi ve diz çöktü sunarken meyveyi. Blaidd bir ısırık aldı, çürümüş bir hayvan tadı kapladı ağızını. Zar zor yuttu. Dönüşüm aniydi. Gölgeyle kaplandı ve bir kurt sureti gibi oldu yüzü. Artık zincirsizdi.

Şimdi yapılması gereken Kalheim halkını zafere ulaştırmaktı. Denizlere açılma ve ölüm dağıtma vaktiydi. Büyük bir gemi yapıldı. İsmine Alva dendi. Bir tayfa toplandı ve gölge savaşçı artık dünyanın fethi için hazırdı.





Meyve: Okami Okami no Mi Model: Skyggeulv
Kullanıcıyı efsanevi Gölge Kurda dönüştüren bir Mistik Zoan'dır.



Güç:
3
Hız: 8
Dayanıklılık: 4
Şeytan Meyvesi: 8
Haki:5
Gözlemcinin Hakisi: 5
Kullanıcı avatarı Blaidd
 
Mesajlar: 3
Kayıt: 18 Şub 2021, 21:27

Dön Karakter Yaratım

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir